beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...



AK Parti Sözcüsü Çelik: Aşırı sağ, ırkçılar Avrupa'nın DAEŞ'idir

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Yeni Zelanda'da iki camiye yönelik terör saldırısına ilişkin, "Tek başına vahşet olarak yeterince şok  edici ve hepimizin içi yandı. Vahşet çağındayız artık. İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan liberal konsensüs ortaya çıkan bazı gelişmelerle sona eriyor."  dedi.

facebook-paylas
Tarih: 17-03-2019 12:01

AK Parti Sözcüsü Çelik: Aşırı sağ, ırkçılar Avrupa'nın DAEŞ'idir

Habertürk TV'de "Büyük Sorular" programına katılan Çelik, Yeni  Zelanda'daki terör saldırısına ilişkin şunları söyledi:

"Tek başına vahşet olarak yeterince şok edici ve hepimizin içi yandı.  Bundan daha büyük bir şoku bu olaydan önceden beri üstümüzde taşıyoruz ve bundan  sonra da taşıyacağız. Bu o şoku sadece güncelleyen bir şey oldu. O da şu, vahşet  çağındayız artık. İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan liberal konsensüs ortaya  çıkan bazı gelişmelerle sona eriyor. Bu günlük bir mesele de değil. Tekil bir  terör olayı da değil ve öyle bildiğimiz kalıplarla anlayabileceğimiz bir mesele  de değil."

Avrupa Birliği Bakanıyken İslamafobi ile ilgili yaptığı çalışmalara  değinen Çelik, "Avrupa'da bir siyasi matruşkanın üretildiğini gördüm. En üstte  Erdoğan düşmanlığı var. Onu kaldırdığınız zaman altından Türkiye düşmanlığı  çıkıyor. Onu kaldırdığınız zaman altından İslam düşmanlığı çıkıyor." dedi.

"Erdoğan düşmanlığı neden?" şeklindeki soruya Çelik, yürüyen bir düzen  olduğunu, bu düzenin içerisinde Avrupa Birliği'nin de geldiği nokta itibariyle  her krizi fırsata dönüştürmesini bildiğini anlattı.

Çelik, şöyle konuştu:

"1875'te İtalyan askeri lider Garibaldi'nin Balkan halklarına yazdığı  mektuba bakın. Bu Yeni Zelanda'daki vahşinin o manifestosunda Garibaldi'nin  cümlesi aynen alıntılanmış. O mektupta şunu yazıyor uzun uzun. Balkan halklarına  'ayaklanın' diyor Osmanlı'ya karşı ve 'Bursa'ya sürün' diyor. Son cümlesinde  'onların Boğaz'ın batı yakasında oturmaya hakları yok. Onlar doğu yakasında  oturmalıdırlar ve Bursa'ya kadar sürülmelidirler' diyor. Yani bu tarihsel  referanslar, Türklerin Müslümanlığıyla birlikte Hristiyan dünyasının, işte  İslam'a karşı oluşturduğu teolojik seferberlikle, Türk imajına dönük yaptıkları  yatırımla birlikte zaten var olan bir şey."

Batı'nın bilinçaltında Türk ve İslam antipatisinde fanatiklerin etkili  olduğunu dile getiren Çelik, "Avrupa'daki aşırı sağla ilgili benim tanımım,  Avrupa'daki aşırı sağ, Avrupa'nın DEAŞ'ıdır. Bunlar birbirini besleyen  konulardır. Yeni Zelanda'daki cani, silahta belli sembolleri kullanınca hemen  DEAŞ eylem açıklaması yaparak, kiliselere ve havralara karşı Allah korusun, bir  silah görüntüsü yayınlayarak, bazılarının tarihsel hafızasını kışkırtacak  semboller koydu. Tarih böyle bir şeydir. Sizin için zafer olan onlar için  yenilgidir. Onlar için zafer olanlar da sizin için de yenilgidir. Bunu her zaman  yerli yerine oturtamazsınız. Bu bakış açıları birbiri içinde erimez." diye  konuştu.

Çelik, yeni bir dünya ve yeni iletişim ağlarının kurulmasının önemine  işaret ederek, bu sayede insan ilişkilerinin onarılabileceğini söyledi.

Macaristan'da Türk şehitliğine duyulan saygıya dikkati çeken Çelik,  verdiği örneklerle kimlikle kimlik radikalizmi arasındaki farka vurgu yaptı.

Çelik, kimlikli olmak ve kimlik radikalizmi arasındaki çizginin  devletlerarası ilişkilerde çok önemli olduğunu anlatarak, İslam-Türk  kavramlarının yan yana kullanılması hususunda değerlendirmelerde bulundu.

Avrupa'yla Hristiyan olmayan varlık olarak en büyük teması sağlayan ve  ortak tarih oluşturanlarda Türk ve İslam özdeşliği gördüğünü anlatan Çelik, şöyle  devam etti:

"Osmanlı İmparatorluğu, onlar için bir Türk imparatorluğudur.  Dolayısıyla da Avrupa'nın İslam'la tanışmasının en büyük gücü... Endülüs meselesi  daha küçük kalıyor. Bu Osmanlı üzerinden gerçekleşmiştir. Geleneksel iddiası...  Bunlar uzun yıllar tartışılmış şeyler. Hep bahsedilir, Fatih'in İstanbul'u  aldığında 'Kızını aldık sıra annesinde.' dediği ve Roma'yı işaret ettiği  söylenir. Osmanlı'nın Avrupa devleti olma ve burada büyüme iddiasını en güçlü  şekilde ayakta tutmuş bir devlet. Henüz Orta Doğu devleti olmadan önce Avrupa  devletiyiz. Bizim Avrupalı kimliğimiz, Avrupa devleti olma kimliğimiz son derece  kuvvetli ve vazgeçilmez bir şeydir."

Çelik, Avrupa'da yükselen aşırı sağa vurgu yaparak, bu durumun siyasi  alanda da kendisini hissettirdiğini söyledi.

Aşırı sağın daha da güçlenip güçlenmeyeceğine dair düşüncelerini  aktaran Çelik, "Avrupa Birliği demokratik değerleri yükseltmek, siyasi  çoğulculuğu ortaya koymak bakımından son derece kıymetlidir. Çok iyi bir model.  Geçmişteki çatışmalardan halklar için yeni bir sinerjinin ortaya  koyulabileceği... Fakat bizim böyle görmemiz yetmiyor. Avrupa Birliği içerisinde  uzun yıllardır bu uyarıları yapıyoruz. Her siyasetçiyle." dedi.

Çelik, Avrupa Birliği'nin geleceğine dair ise şunları söyledi:

"Milli çıkarlarımız açısından demokrat ve çoğulcu bir Avrupa  Birliği'nin devamı son derece gereklidir. Bu haliyle değil tabii. Avrupa  Parlamentosu'nun aldığı kararlar vesaire... Avrupa Parlamentosu'nun yeni seçimi  yapılacak göreceksiniz. Avrupa'daki siyasi atmosfer gereği daha ırkçı bir  parlamento oluşacak. Aşağıdan onlar geliyor. Avrupa Parlamentosu yıllardır  demokrasi okulu olarak anılırdı ama şimdi tamamen bu aşırı sağ partiler  karşısında pozisyon kaybetmiş siyasetçiler, kendi ülkelerindeki politik arenaya  selam göndermek için bunu Türkiye karşıtlığı üzerinden yapıyorlar. Bu şekildeki  bir Avrupa'dan bahsetmiyorum."

"Kokteyl bir terör oluşumuyla karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum"

Yeni Zelanda'daki canice terör saldırısını gerçekleştiren teröristin,  kişilik analizine, karakter profiline bakıldığında silahının üzerindeki tarihi  göndermeler ve 70 sayfalık "manifestoyu" yazacak kapasitede olmadığına işaret  eden Ömer Çelik, "Arkada bir organizasyon olduğunu net bir şekilde söylemek lazım  ama bu nasıl bir organizasyondur? O şu anda çok adı koyulabilecek bir şey değil.  'A terör örgütü', 'B terör örgütü' gibi indirgemecilik, bizi yanlış yere götürür.  Ben çok daha kokteyl bir durumla, kokteyl bir terör oluşumuyla karşı karşıya  olduğumuzu düşünüyorum, gerek ideolojik olarak, gerek organizasyon olarak bu tip  işlerde." ifadelerini kullandı.

"(Hristiyan terörü) ifadesini kullanmayacağız"

"Aşırı sağ, ırkçılar Avrupa'nın DAEŞ'idir" şeklindeki sözünü  hatırlatan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hemen beklenen oldu, DEAŞ'da benzer eylem çağrısı yaptı, yani sizin  söylediğiniz medeniyetler çatışmasını tetiklemek üzere ya da belli devletleri,  belli toplulukları karşı karşıya, belli dinleri karşı karşıya getirmek üzere  yaptı bunu. Burada en büyük direniş nedir? Birileri basiretsizce 'İslami terör'  ifadesini kullansa da biz 'Hristiyan terörü' ifadesini kullanmayacağız. Bu  kişiler Hristiyanlığa ya da başka bir dine atıf yaparak bunu gerçekleştirseler  bile bundan uzak duracağız. Yani nihayetinde medeniyetler çatışması dediğiniz  şeyin özü, dinler arası çatışmadır, dindarlar arası çatışmadır, farklı dinler  arasında bir çatışma ortaya çıkarmaktır. Bu eylemler yani bu eylemi yapan kişiler  ne diyor? 'Ben bir korku ortamı yaratıp, insanları harekete geçirmeye  çalışıyorum.' diyor. Aslında DEAŞ'ın yaptığının aynısı bu."

Çelik, terör örgütlerinin isimleri, referansları, ideolojilerinin  önemli olmadığını da vurguladı. Çelik, dünyanın çeşitli yerlerinde camilerin  etrafında, çeşitli dinlerden insanların dua ettiğini hatırlatarak, bu insanların  direncinin kırılmaya çalışıldığını dile getirdi.

"Yeni Berlin duvarları çıkıyor insanların zihninde"

Geçmişte PKK terör örgütünün canice eylemlerinden sonra Türkiye ile  dayanışma içine girilmediğini anımsatan Çelik, "Avrupa esas olarak zihinsel ve  kültürel olarak Müslüman sorununu aşamıyor. Geçmişte Yahudi, Musevi sorununu  aşamamıştı, insanlık tarihinin en büyük faciaları ortaya çıkmıştı, bugün bu  sorunun yerine bunu koymuş ve bunu aşacak bir kapasite üretemiyor. Geriye doğru  çekiliyor, zihinsel olarak geri çekiliyor, kültürel olarak geriye çekiliyor o da  onu siyasal olarak eritiyor. Şu anda Avrupa Birliği'ne esasında bu baktığımız  tartışmalar etrafında bir Avrupa Birliği diyemezsiniz, şu anki görüntüsü bir  Avrupa Birleşik Devletleri..." dedi.

"Bizim Avrupa yolculuğumuz devam ediyor mu? Devam etmeli miyiz,  ısrarcı olmalı mıyız?" şeklindeki soruya ise Çelik, "Etmeliyiz, ısrarcı  olmalıyız. Şöyle, ısrarcılıktan bahsettiğim, değerleri hatırlatma, değerler  temelinde. Bugünkü haliyle, bu algıyla herhangi bir şekilde Avrupa ile yeni bir  sayfa açmamız mümkün değil. Örneğin Sarkozy'nin kafasındaki gibi bir Avrupa'da  olmamız da gerekmiyor bizim." yanıtını verdi.

Ömer Çelik, Avrupa Parlamentosu'nda Alman siyasetçi Helmut Kohl için  cenaze töreni yapıldığını hatırlatarak, "Orada güzel bir cümle vardı, 'Köprüler  inşa ettiği için bunu yaptık' diye. Şimdi köprüler inşa edilmiyor. Avrupa'nın her  tarafında ideolojik ve zihinsel olarak yüzlerce Berlin Duvarı oluşuyor.  Hollanda'daki ırkçı parti, Fransızlara ve Almanlara karşı bir Berlin Duvarı  örüyor, zihinsel olarak. Yeni Berlin duvarları çıkıyor insanların zihninde. Bunun  en büyüğü, en örülmüşü işte İslam, Türkler, Erdoğan imgelerine karşı kuruluyor.  Sadece orada kalmıyor, içeride başka duvarlar da var." şeklinde konuştu.

Ömer Çelik, "Bizi şuraya zorlamak isteyebilirler. O zihnin  anlayabileceği şekilde söylüyorum; Müslüman, demokrasi ve Avrupa devleti olarak.  Tabii ki biz Balkan devletiyiz, Orta Doğu devletiyiz, Akdeniz devletiyiz, güçlü  de bir Avrupa devletiyiz. Onlar açısından asıl Akdenizli kimliğimiz, Orta Doğulu  kimliğimiz, Asyalı kimliğimiz önemli değil. Avrupalı kimliğimizle bir hesapları  var." ifadelerini kullandı.

Çelik, "İslam dünyasında İslamofobya'ya ve antisemitizme eşit oranda,  aynı cümlede karşı çıkan bir tek Cumhurbaşkanımız. Bu ses bir tek Türkiye'den  yükselebilir. Bizim kapasitemiz, memleketimizin DNA'sı bu. Her memleketin bir  genetiği var, bizim de genetiğimiz bu." diye konuştu.

Türkiye'nin hem Doğu hem de Batı ile konuşabilme kapasite ve  tecrübesine sahip olduğuna işaret eden Çelik, "Dolayısıyla bizim herhangi bir  tercüman faaliyetine ihtiyaç duymadan, herhangi bir ikileme düşmeden, hem Doğu  ile hem de Batı ile konuşabilme kapasitemiz ve tecrübemiz, bundan sonrası için  daha kıymetli olacak. Çünkü bu dilin birbirinden giderek ayrışacağını ve bunun  gönüllü yapıldığını görüyorum." değerlendirmesini yaptı.

Çelik, liberal olmayan demokrasiler çağının başladığını aktararak,  bazı örnekler verdi.

"Ayasofya'nın açılması talebi, saygıdeğer bir taleptir"

Bugünün teknoloji dünyasının ve popüler kültürün getirdiklerinden  bahseden Çelik, "Sizi bir anda bir gündemle sarıyor, yaşatıyor, 1 hafta, 10  gününüzü çalıyor, sizi bununla ilgili tartıştırıyor ve yok ediyor. Süratin  insanları sersemlettiği, düşüncenin enformasyon karşısında çaresizleştiği bir  dönemdeyiz. Daha önce düşünce, enformasyon üzerinden yürürdü. Ne kadar çok  bilgiye ulaşıyorsak, düşünceyi o kadar çok geliştirebiliyordu. Şimdi  enformasyonun bir bakıma düşünceye silah olarak bunaldığı bir dünyada demokrasiyi  korumak dediğimiz şey, bugün birçok mekanizmasını sayabiliriz." dedi.

Çelik, dünyada gerçekleşen terör saldırıları karşısında, yapılan  değerlendirmelerden örnek vererek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kılıçdaroğlu çıktı, İslam dünyasını suçladı. Burada bir düşünce  faaliyeti yok ki zaten sizi savurmak istedikleri yere savruluyorsunuz.  Avustralyalı senatörle Kılıçdaroğlu aynı yere, o caniye o eylemi yaptıranların  veya bu eylemden ideolojik, zihinsel, kültürel olarak hangi muradı talep ediyorsa  aynısını yapıyor. Sorun ne? Avustralyalı senatör ne diyordu, 'Bunlar, bizi  öldürmek istedikleri için bununla karşılaşınca şaşırmasınlar.' diyordu.  Kılıçdaroğlu da çıkıyor, 'İslam dünyası kendisine baksın...' gibisinden  konuşuyor. Burada bir düşünce, siyasal faaliyeti, farkındalık da yok.  Sürüklenilmek istenen yere, son sürat sürüklenme konusunda bir yarış var. Halbuki  siyaset en yüksek toplumsal faaliyettir yani siyasetin bugünün dünyasında daha  kıymetli bir noktaya geldiğini düşünüyorum."

Yeni Zelanda'da camilere yönelik terör saldırısının ardından gündeme  gelen Ayasofya'nın cami olarak ibadete açılması konusundaki talepleri  değerlendiren Çelik, "Ayasofya'nın açılması meselesi hakkında vatandaşlarımızın  her talebi, başımızın üzerindedir ve bu da saygıdeğer bir taleptir, uzun  yıllardır da dile getiriliyor. Cumhurbaşkanımız bugün de bahsetti. Orada bir  siyasal alan var, dolayısıyla o Türkiye Cumhuriyeti'nin kendi karar mekanizmaları  içinde olgunlaşacak, süreç isteyen, açılır-açılmaz kararının herhangi bir şekilde  şu anda masaya gelmediği bir meseledir." dedi.

"İslamofobi, yanlış bilgilenmeden kaynaklanan bir şey"

Çelik, İsrail konusunda Batı'nın net bir tavır ortaya koymadığını  vurgulayarak, "Uluslararası vicdan bakımından baktığınızda sorunları Türkiye  dışında dillendiren yok. İsrail bir saldırı yaptığında, 'İsrail'in kendi koruma  hakkına saygı duymakla birlikte aşırı şiddet kullanımını kabul etmiyoruz.'  deniyor. En fazla yaptıkları işgal altında üretilen ürünleri Avrupa'ya sokmamak.  Bu açıdan hümanizm tabiri kadar şaibeli kullanılan bir tanım görmüyorum. Bugün  antisemitizmi doğrudan yöntemler, sonuçlar neyse onu kullanmak bakımından  dünyadaki en büyük antisemitik, Netanyahu'dur." diye konuştu.

İslam dünyasının politik istikamet tayin etme konusuna değinen Çelik,  sözlerini şöyle tamamladı:

"Avrupa'da daha büyük bir birlikteliğin peşinde koşulurken, bu  taraflarda ise bırakın ulus devleti şeklinde yapılanmalar, kabile yapılarının  özendirildiği bir yapı var. Eğer Avrupalılar, Doğu Avrupa'daki değişikliğe destek  verdiği gibi, Arap Baharı'na da destek verseydi, şu anda yaşadığımız sorunların  yüzde 90'ını geride bırakmış olurduk. O demokrasi, hukuk ve gelecek isteyen  gençlerin önünü açmış olurduk. Doğu Avrupa'daki rejime aylarca tahammül edip hala  ayakta tutanlar, Mısır'daki demokrasiye iki sene vermediler. Bugün şunu düşünmek  lazım, bu terör örgütleri niçin bu gençler için cazip hale geliyor? Bu, tek  başına yoksullukla izah edilecek bir şey değil. Avrupa'nın mahkemelerinde ortaya  çıkan İslamofobik uygulamanın, El-Kaide ve DEAŞ için yeni cazibe alanları ortaya  çıkardığını görmeniz lazım. İslam korkusu dediğimiz şey, 11 Eylül'den sonra daha  çok ortaya çıktı. İslamofobi, dediğimiz aslında yanlış bilgilenmeden kaynaklanan  bir şey. Avrupa'daki medyanın ve politikacıların seferberliğiyle bir ötekine  dönüştürdüğünüz zaman, o İslam düşmanlığı dediğimiz başka bir ideolojik  düşmanlığa dönüşüyor. Psikolojik bir atmosferden çıkıyor, siyasi ve ideolojik bir  atmosfere dönüyor."




Kaynak: www.milliyet.com

Bu haber 369 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SİYASET Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
HAVA DURUMU
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
resmi ilanlar
GAZETEMİZ

Terörsüz Türkiye Hedefi Doğrultusu Yürütülen Süreci Doğru Buluyor musunuz?


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI YUKARI