beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...



Bakan Hulusi Akar'dan flaş Özgür Özel kararı

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, kendisine hakaret ettiği gerekçesiyle CHP'li Özgür Özel hakkında suç duyurusunda bulundu ve tazminat davası açtı.

facebook-paylas
Tarih: 26-12-2018 13:37

Bakan Hulusi Akar'dan flaş Özgür Özel kararı

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, bazı beyanlarında  kendisine hakaret ettiği gerekçesiyle CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel hakkında  suç duyurusunda bulundu ve 500 bin liralık manevi tazminat davası açtı. Akar'ın avukatları Samet Can Olgaç ve Cihat Haykır, suç duyurusu  dilekçelerini Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına verdi, manevi tazminat davası ise  nöbetçi Ankara Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde açıldı.

Dilekçelerde Akar'ın, 2015-2018 yıllarında Genelkurmay Başkanlığı  yaptığı, devamında emekli olarak 9 Temmuz 2018 tarihli Cumhurbaşkanlığı  Kararnamesi ile Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanı olarak atandığı ve bu  görevini halen sürdürdüğü belirtildi.

Özel'in, Akar'a hakaret etmeyi alışkanlık haline getirdiği kaydedilen  dilekçelerde, Özel'in, 19 Kasım 2018'de bir televizyon kanalının ana haber  bülteni ile 17 Aralık 2018'de TBMM Genel Kurul çalışması sırasında Akar hakkında  fevkalade ağır hakaret ve iftira mahiyetinde söylemlerde bulunduğu ifade edildi.

Şikayet dilekçesinde Özel'in, Akar'a yönelik beyanlarıyla "kamu  görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret", "iftira", "Türk Milletini, Türkiye  Cumhuriyeti Devleti'ni, devletin kurum ve organlarını aşağılama" ile Askeri Ceza  Kanunu'nun 95/4. maddesindeki "astlık-üstlük münasebetlerini zedelemeye, amir  veya komutanlara karşı güven hissini yok etmeye matuf olarak alenen tahkir veya  tezyif edici fiil ve harekette bulunmak" suçlarını işlediği kaydedildi.

Tazminat davası dilekçesinde ise Özel'den 500 bin lira manevi  tazminatın yanı sıra Özel'in "kınanması" ve bu kararın tirajı en büyük iki  gazetede yayımlanması talep edildi.

Şikayet ve tazminat davası dilekçelerinde, Özel'in bir kez dahi darbe  girişimi yargılamalarına izleyici sıfatıyla bile katılmadığı, FETÖ'cülerin  duruşmalardaki gerçek dışı ve iftira dışındaki açıklamalarını da olduğundan  farklı şekilde aktardığı kaydedildi. Dilekçelerde bu durumun, Özel'in, milli  hassasiyetle hareket etmekten çok olayı şahsileştirdiğini gösterdiği kaydedildi.

Akar'ın avukatları Samet Can Olgaç ve Cihat Haykır, Ankara Cumhuriyet  Başsavcılığına verdiği suç duyurusu ile nöbetçi Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi  nezdinde açtığı manevi tazminat davası dilekçelerinde Özel'in, "Akar'a hakaret  etmeyi alışkanlık haline getirdiği" ifade edildi.

Özel'in, 19 Kasım 2018'de bir televizyon kanalının ana haber  bülteninde yayınlanan röportajında Akar'a ağır hakaretlerde bulunduğu kaydedilen  dilekçede, şöyle denildi:

"Akar beyanlarında, Türkiye'de sadece gazetecilik ya da akademisyenlik  faaliyeti nedeniyle yargılanan kimsenin olmadığına işaret etmiştir. Başka bir  deyişle, aynı zamanda gazeteci veya akademisyen kimliği bulunan ve yargılanmakta  olan kimselerin yargılanma gerekçelerinin bu kimlikleri nedeniyle yapmış  oldukları eylemleri nedeniyle değil, bu kimlikleri dışında gerçekleştirdikleri  eylemleri nedeniyle olduğuna vurgu yapılmıştır. Burada kimseyi suçlama veya zan  altında bırakma amacıyla söylenmiş bir söz yoktur. Aksine yargılananların  'gazeteci ve akademisyen' olmayıp gazeteci ya da akademisyen kimliği bulunan  ancak bu sıfatları dışında suç niteliğinde eylemler gerçekleştirdikleri iddia  edilenler olduğu belirtilmiştir. Bu hususların tamamı, belirtilen kişilerin  yargılandıkları dosya içeriklerinde yer alan hususlardır. Buna rağmen, vekil eden  tarafından kullanılan bu sözler, şüpheli tarafından farklı mecralara çekilerek  gündem oluşturma çabaları içerisine girilmiştir."

Özel'in, 17 Aralık 2018'deki TBMM Genel Kurulu'nda da Akar hakkında  ağır hakaret ve iftira mahiyetinde söylemlerde bulunduğu ifade edilen  dilekçelerde, "Özel'in, tamamen gerçek dışı ve iftira mahiyetinde olan sözlerini,  sonrasında TV programlarında daha da ileriye götürerek seviyesiz bir siyasi  polemik konusu haline getirdiği" kaydedildi.

Akar'ın 3. Kolordu Komutanı olduğu dönemde bir kere dahi arkadaşlarını  ziyaret etmediği iddiasının "tamamen yalan" olduğu, bu dönemde arkadaşlarını  korumak adına her türlü riski göze alarak elinden gelen yardımı yaptığı ve  kendileriyle ilgilendiği belirtilen dilekçede, bir programa katılan Ahmet Zeki  Üçok'un da "Ondan önce bize geldi, hatta bayramda kendisi baklava getirdi  bizimle, ihtiyacınız var mı gibi şeyler de yaptı. O yüzden benim söyleyeceklerim  bu konuda bunlarla sınırlı" diyerek, Akar'ın dönem arkadaşlarını ziyaret ettiğini  belirttiği anlatıldı.

Balyoz kumpas davalarının bilirkişisinin, Akar'ın icra subayı Ahmet  Erdoğan olduğu ve bu şahsı bilirkişi olarak görevlendirdiği iddiasının "tamamen  iftira" olduğuna yer verilen dilekçelerde, "Vekil edenin söz konusu bilirkişi  raporuna hiçbir dahli olmadığı gibi, ismi zikredilen şahıs, vekil edenin icra  subayı olarak görev yapmamıştır. Anılan şahıs bilirkişi olarak atandığı dönemde  3. Kolordu Komutanlığı Plan ve Prensipler Şube Müdürlüğünde Plan Subayı olarak  çalışmaktadır. Bu husus kayıtlarla sabitken Akar hakkında gerçek dışı ve iftira  niteliğinde ithamlarda bulunulması şüphelinin sorumluluğunu gerektirir" denildi.

Dilekçede, Özel'in bir başka beyanıyla ilgili ise şunlar kaydedildi:

"Akar'ın 15 Temmuz günü saat 16.00'da darbeyi haber aldığı ve 'Kimse  birliklerini terk etmesin' emrinin verilmesi halinde darbe girişimin önleneceği  iddia edilerek 'darbeye karışmayacakları evine yollayıp karışacaklara kışlaları  teslim eden birinden bahsediyoruz' şeklinde tamamen gayriciddi bir yaklaşımla  darbeci olmayan personelin vekil eden tarafından evlerine gönderildiği  iftirasında bulunulmuştur. Sayın Akar'ın Meclis Genel Kurul konuşmasında da  belirttiği gibi dava dosyalarının incelenmesinde büyük fayda vardır. Ancak bir  defa dahi darbe yargılamalarına izleyici sıfatıyla dahi katılmamış birisi olan  şüphelinin, FETÖ'cülerin duruşmalardaki gerçek dışı ve iftira mahiyetinde bulunan  açıklamalarını, ki onları da olduğundan farklı bir şekilde, aktarması şüphelinin  milli hassasiyetle hareket etmekten çok, olayı şahsileştirdiğini göstermektedir."

DARBE GİRİŞİMİNE İLİŞKİN İDDİALAR

Darbe girişimine yönelik yargılama dosyaları incelendiğinde, 15 Temmuz  2016'da MİT Müsteşarlığına giden bir şahsın, o gün Kara Havacılık Komutanlığından  izinsiz uçuş yapılacağı, bu faaliyetin sonunda MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın  alınacağı bilgisi verdiğinin, bilginin kesinlikle darbe girişimine yönelik  olmadığının, izinsiz faaliyet yapılacağına ilişkin olduğunun anlaşılacağının  kaydedildiği dilekçelerde, şu bilgiler aktarıldı:

"Bu ihbar üzerine MİT Müsteşarı Hakan Fidan, dönemin Genelkurmay 2.  Başkanı Orgeneral Yaşar Güler'i telefonla arayarak, konu hakkında bilgi vermiş ve  devamında da bir müsteşar yardımcısını da ayrıntıları aktarmak üzere Genelkurmay  Başkanlığı Karargahı'na göndermiştir. Saat 17.32'de Genelkurmay Başkanlığı  karargahına gelen yetkili ihbarla ilgili ayrıntıları Yaşar Güler ile  paylaşmasının ardından saat 17.54'te karargahtan ayrılmış, akabinde Orgeneral  Güler, dönemin Genelkurmay Başkanı Akar'a bu gelişmeleri bildirmiş ve konuyu  ciddiye alan Sayın Akar, Hakan Fidan'ı karargaha davet etmiştir. Fidan 18.30  sıralarında Genelkurmay'a gelmesine müteakip konuyla ilgili detaylı bir  değerlendirme yapılmış ve değerlendirmeler sonucunda, konuyu ivedilikle ve ciddi  bir biçimde ele alan Sayın Akar, tüm Türkiye hava sahasını kapsayacak şekilde  askeri helikopter ve uçaklar için uçuş yasağı emri vermiş, havada bulunan askeri  uçak ve helikopterlerin üslerine dönmesi, yeni kalkışlara da engel olunmasını  kapsayan bu emir tüm komutanlıklara iletilmiştir."

Dilekçelerde, gelen bilgide izinsiz faaliyetin yapılacağı yerin Kara  Havacılık Komutanlığı olduğunun bildirilmesi üzerine, Akar'ın dönemin Kara  Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak'a yanına Kurmay Başkanı, Merkez  Komutanlığından ve Adli Müşavirlikten personelleri de alıp buraya derhal gitmesi,  olayı tereddüte yer bırakmayacak şekilde çözüp idari ve adli tedbirleri ivedi  şekilde alması, gittiğinde de devamlı kendisine bilgi vermesi talimatı verdiği  belirtildi.

Hakan Fidan'ın da o sırada Marmaris'te tatilde bulunan Cumhurbaşkanı  Recep Tayyip Erdoğan'ı kendisini bilgilendirmek maksadıyla aradığı, ulaşamayınca  koruma müdürü ile görüşerek, Erdoğan'ın güvenliği ile ilgili bir problemin olup  olmadığını ve ilave güvenlik tedbirine ihtiyaç duyup duymadıklarını sorarak  olumlu cevap alması üzerine görüşmeyi sonlandırdığı anlatılan dilekçede, şunlar  kaydedildi:

"Anlaşılacağı üzere, gelen ihbari bilginin darbe girişimiyle hiçbir  ilgisi bulunmamaktadır. Buna rağmen Akar tarafından tüm Türkiye hava sahasının  askeri uçaklara kapatılması talimatı verilmiş, bu talimatın tüm Türkiye'deki  askeri birliklere iletilmesi işlemi 19.26 itibariyle tamamlanmıştır. Bizzat Kara  Kuvvetleri Komutanı görevlendirilerek istihbari bilgide belirtilen yere denetime  gönderilmiş, tüm Ankara'daki birliklerin amiri konumunda olan Metin Gürak konuyla  ilgili yetkilendirilmiştir. Darbe girişimine yönelik dosyalar incelendiğinde de  anlaşılacağı üzere saat 20.09'da İlhan Talu'nun, Sayın Akar'ın makamında MİT  Müsteşarı Fidan'ı görmesi üzerine odadan çıktıktan sonra Cemil Turhan'a, dönemin  Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Çolak'ın Kara Havacılık Komutanlığı'na  gittiğini, FETÖ mensubu personelle ilgili tutuklamaların hemen başlayacağını  söylemesi üzerine, Genelkurmay karargahı içindeki darbeci grup paniğe kapılarak,  kendilerinin ve darbe hazırlığı yapan diğer örgüt üyelerinin tutuklanacağı  endişesi ile 16 Temmuz 2016'da saat 03.00 olarak belirledikleri darbeye teşebbüs  saatini öne çekerek saat 20.30 olarak belirlemişlerdir.

Buradan da anlaşılacağı gibi Sayın Akar'ın emirleriyle alınan  önlemlerin darbecileri paniklettiği ve hain darbe planlarını bozarak ülkenin daha  büyük bir felaket yaşamasına engel olduğu görülmektedir."

"AKAR AÇISINDAN ÖVÜNÇ KAYNAĞI BİRÇOK DELİL BULUNUYOR"

Akar'ın derdest edilmesi sırasında, Levent Türkkan'ın tabanca ile  "Komutanım sakin olun, vururum, sıkarım" demesi üzerine "Sık ulan" diye bağırarak  darbeye karşı duruşunu gösterdiği ve "Ne yaparsanız yapın, bu girişiminizi  desteklemeyeceğim" dediği hatırlatılan dilekçede, kendisine, ikna edilmek üzere  birtakım söylemlerde bulunulan Akar'ın, "Benim seninle bir başkası ile böyle  işlerin içerisinde olanlar ile hiçbir işim olamaz. Sen benimle ne biçim  konuşuyorsun? Kim bunlar, siz kimsiniz?" gibi soruları sürekli hiddetle  sıraladığı kaydedildi.

Darbeci Ömer Faruk Harmancık tarafından Akar'a uzatılarak "Siz şunu  bir okuyun ve bunu imzalayıp TV'de okursanız her şey çok güzel olacak, herkesi  alıyoruz, herkesi getiriyoruz" demesi üzerine Akar'ın teklifi şiddetle reddettiği  ve "Kendinizi ne zannediyorsunuz, siz kimsiniz? Topladığınızı söylediğiniz ikinci  başkan, kuvvet komutanları nerede, bakanlar nerede? Elinizde kim varsa getirin,  sizin başınız kıçınız kim?" diye karşılık verdiği anlatılan dilekçelerde,  Akar'ın, darbeci Hakan Evrim'in "Dilerseniz sizi kanaat önderimiz Fethullah Gülen  ile görüştürürüz" demesi üzerine örgüt elebaşı ile görüşme teklifini kesin dille  reddettiği aktarıldı.

Dilekçelerde, "Sayın Hulusi Akar açısından övünç kaynağı birçok delil  bulunmasına rağmen 'darbeye karışmayacakları evine yollayıp, karışacaklara  kışlaları teslim eden birinden bahsediyoruz' denilmesi akılla, vicdanla, izanla  bağdaşmaz. Kaldı ki vekil edene bilginin verildiği saat 18.30 olup bu saat  itibariyle zaten askeri birliklerde mesai tamamlanmış durumdadır. Dolayısıyla  davalının belirttiği gibi bir mesajın çekilmesi o saat itibariyle mümkün olmamış,  devamında da MİT Müsteşarının ayrılması akabinde vekil eden darbeci hainler  tarafından derdest edilmiştir" denildi.

Dilekçelerde "Özel tarafından dile getirilen bir başka iftiranın,  gizli tanık Abdullah'ın, Kara Havacılık Komutanlığında yaşanan olaylarla ilgili  yargılamanın yapıldığı mahkemedeki beyanına ilişkin olduğu" aktarılarak, "Davalı,  bu gizli tanığa, FETÖ elebaşının vekil edenle ilgili bir şeyler söylediğini iddia  etmiştir. Oysaki duruşma çözümleri incelendiğinde de anlaşılacağı gibi tanığın bu  şekilde beyanı yoktur. Tanık, kendisinin birisinden duyduğunu, onun da  başkasından duyduğunu iddia ederek açıklamalarda bulunmuştur. Kaldı ki FETÖ'cü  gizli tanığın da kendisinden duyduğunu iddia ettiği Hüseyin Gürler isimli şahıs  ifadesinde, anlatılan bu durumun gerçek olmadığını açık şekilde dile getirmiştir" ifadeleri kullanıldı.




Kaynak: www.milliyet.com

Bu haber 195 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SİYASET Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
HAVA DURUMU
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
resmi ilanlar
GAZETEMİZ

Terörsüz Türkiye Hedefi Doğrultusu Yürütülen Süreci Doğru Buluyor musunuz?


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI YUKARI