beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...



Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Tank Palet Fabrikasıyla ilgili iddialara sert tepki!

Karasu'daki törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ne dediler, 'Türkiye battı, bitti, yatırımlar, üretim durdu.' Hepsine inat yatırımlar da üretimler de devam ediyor" dedi. Sakarya'daki Tank Palet Fabrikası'nın satılacağı iddiasına da değinen Cumhurbaşkanı, "Kesinlikle böyle bir şey söz konusu değil, buna inananlara üzülüyorum" ifadesini kullandı.

facebook-paylas
Tarih: 14-01-2019 08:13

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Tank Palet Fabrikasıyla ilgili iddialara sert tepki!

 

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sakarya'nın Karasu ilçesinde "BMC Gelecek 50 Yıl Buluşması"na katıldı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 222 hektar alan üzerine kurulan tesiste tank fabrikası, zırhlı araç ve askeri kamyon fabrikası, ticari araç fabrikası, motor  fabrikası, hızlı tren ve metro fabrikası gibi pek çok üretim hattı bulunduğunu  kaydederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Toplam yatırım büyüklüğü 500 milyon dolara ulaşacak BMC Üretim ve  Teknoloji Üssü tüm etaplarıyla faaliyete geçtiğinde 10 bin kişiye istihdam  sağlayacak. Tesisin tüm üniteleriyle hizmete girdiğinde ülkemiz ekonomisine,  senelik 5 milyar dolarlık katma değer oluşturmasını bekliyoruz. Kendi  ihtiyaçlarımız haricinde Katar başta olmaz üzere dünyanın pek çok farklı ülkesine  yıllık 1 milyar dolar civarında ihracat gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Bugün,  bölümler halinde inşa edilecek ve tamamı 2023'te hizmete girecek devasa üretim  üssünün 100 bin metrekarelik ilk fazının temelini atıyoruz. Bu ilk bölümün  inşallah 2019'un sonuna kadar tamamlanmasını ve 2020 başında devreye girmesini  bekliyoruz. Ne dediler? 'Türkiye battı, bitti, yatırımlar durdu, üretim durdu.'  Hepsine inat, yatırımlar da devam ediyor üretimler de devam ediyor. Bu ülkeyi  hazmedemeyenler, bu ülkenin duruşuna katlanamayanlar, isteseniz de istemeseniz de  bu millet, bu ülke, dimdik ayaktadır ve dimdik ayakta olarak da yoluna devam  edecektir."

Türkiye'nin iftihar kaynağı olacak bir yatırım tesisinin ülkeye  kazandırılacağını belirten Erdoğan, BMC Üretim ve Teknoloji Üssü'nün hayata  geçirilmesine öncülük edenleri tebrik etti ve esere katkı sunan ve sunacak  olanlara teşekkür etti.

"BURADA DA KATAR VE TÜRKİYE İŞ BİRLİĞİ VAR"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şöyle devam etti: "Küresel sermaye olarak değerli dostum, kardeşim Katar Emiri Şeyh  Temim'e şahsım ve milletim adına şükranlarımı ifade ediyorum. Burada bir Katar ve  Türkiye iş birliği var. Bu iş birliği gerçekten her iki ülkenin kazan-kazan  esasına göre geleceğe yönelik örnek bir adımıdır. 15 Temmuz darbe girişiminden  ağustos ayında yaşanan kur saldırılarına kadar hemen her konuda Katarlı  kardeşlerimizin ülkemizle sergilediği dayanışmayı asla unutmadık, unutmayacağız.  Nasıl Türkiye, belli güçlerin Katar'ı kuşatma teşebbüsleri karşısında kara gün  dostluğunu göstermişse, Katar da ülkemizin karşılaştığı tüm kritik süreçlerde  kadirşinaslığını ispatlamıştır. El ele verilerek üstesinden gelinen her badire,  hamdolsun iki ülkenin kardeşliğini daha da perçinlemiştir. İnşallah bundan sonra  da savunma sanayinden ticarete, turizmden enerjiye kadar Türkiye-Katar iş birliği  güçlenmeye devam edecektir."

"BU TOPRAKLAR EZİYET ÇEKENLERİN YEGANE SIĞINAĞI OLMUŞTUR"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin stratejik öneme haiz  bir coğrafyada bulunduğuna işaret ederek, şöyle konuştu: "Huzur ve istikrar abidesi olarak sadece 82 milyon halkımız için  değil, tüm dost ve kardeş topluluklar için bir güven kaynağıdır. Bu topraklar  tarih boyunca darda kalanların, zulme ve baskıya uğrayanların dini, dili, inancı,  etnik kimliği dolayısıyla eziyet çekenlerin yegane sığınağı olmuştur. Sakarya  başta olmak üzere 81 vilayetimizin tamamı Türk'üyle, Kürt'üyle, Laz'ıyla,  Arap'ıyla, Çerkez'iyle, Tatar'ıyla, Boşnak'ıyla, Arnavut'uyla, Pomak'ıyla adeta  gönül coğrafyamızın aynası gibidir. Sadece kardeş ve akraba topluluklar değil, 5  asır önce İspanya'daki katliamdan kaçan Museviler de engizisyondan kaçan  Hristiyanlar da Nazi baskısından kaçan kimi Almanlar da aradıkları emniyet, huzur  ve güveni bu topraklarda bulmuşlardır.

Türkiye'nin kendi vatandaşları yanında mazlum ve mağdurlar için bir  eman yurdu olmasının temel sebebi hiç şüphesiz öncelikle milletimizin  alicenaplığı ve yüce gönüllülüğüdür. Mensubu olmakla iftihar ettiğimiz bu millet,  paylaşmanın bereketine, dayanışmanın önemine inanan, iman eden bir millettir. Bu  millet muhacire ensar olmayı, mazlumlara sahip çıkmayı, alan el olmaktansa veren  el olmayı şeref payesi gören bir millettir. 3,5 milyon Suriyeli muhacire kapısını  açan kim? Bu millet. Niye? Bu millet biliyor ki benim Sevgili Peygamberim bir  muhacirdi. Medine ona ensardı. Onun için ensarın ne olduğunu, muhacirin ne  olduğunu biz çok iyi biliriz."

Mehmet Akif Ersoy'un "Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim/Onu  dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim/Adam aldırma da geç git, diyemem  aldırırım/Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım/ Zalimin hasmıyım amma  severim mazlumu." sözlerini aktaran Erdoğan, şunları söyledi:

"İşte bu millet böyle tanımlanıyor. Bizim milletimiz işte böyle diyen,  böyle inanan, tarihi boyunca da hep böyle hareket eden bir millettir. İnsanımızın  karakteri olan bu tasavvur, Türk milletini tarih boyunca mazlum ve mağdurların  hamisi, zalimlerin de korkulu rüyası haline getirmiştir. Milletimizin bu  hasletleriyle beraber devletimizin dirayeti ve caydırıcılığı da aynı derece  önemlidir. Ülkemiz, ekonomik, siyasi ve askeri bakımdan güçlü olduğu dönemlerde  Açe'den Habeşistan'a, Kırım'dan Nijerya'ya, Kafkaslar'a kadar çok geniş bir  coğrafyada güvenlik ve istikrarın teminatı olmuştur. Bir dönem sınırları 22  milyon kilometrekareye ulaşan Osmanlı Devleti'nin sağladığı adalet şemsiyesi  altında farklı ırklar, kültürler, dinler ve diller yüzyıllarca barış içerisinde  yaşamıştır. Nereden nereye geldik, 780 bin kilometrekareye. Ne olduğumuzu iyi  bilelim. Tarih neydi şimdi neyiz, bunu iyi bilelim. Bugün kan, gözyaşı ve  çatışmalarla anılan birçok bölge, şehir o yıllarda ilim, kültür ve ticaret  merkezleri olarak temayüz etmiştir. Ancak ne zaman devletimizin gücünde bir erime  yaşanmış, işte o zaman kaderi bizimle örülü coğrafyalardan da ateşler yükselmeye  başlamıştır."

"YETER Mİ? YETMEZ, DAHA DA ÇIKACAĞIZ"

Kimi devletlerin askeri ve savunma sanayisi alanlarını geri plana itme  lüksü olabileceğini dile getiren Erdoğan, "Yakın çevremizde olduğu gibi bazı  ülkelerin milli güvenliklerini tamamen başkalarına havale etme seçenekleri de  bulunabilir. Hatta içinde yaşadığımız çalkantılı süreçte kimi toplumlar  paralarının gücüyle emniyet satın alabileceklerine de inanabilir. Ancak bizim hem  coğrafi, kültürel hem de tarihi sorumluluklarımız itibarıyla böyle bir hakkımız,  imkanımız böyle bir ihtimalimiz de yoktur. Türkiye, askeri kapasitesiyle,  ekonomik, siyasi ve diplomatik kabiliyetleriyle güçlü olmak zorundadır. Bilhassa  savunma sanayisi alanında caydırıcılığımız mutlaka çok yüksek olmak durumundadır.  Yola çıktığımızda savunma sanayindeki gücümüz yüzde 20'lerdeydi, şimdi yüzde 68'e  ulaştı. Yeter mi yetmez, daha da çıkacağız." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin caydırıcılığının da teknolojiyle  beraber çok daha ileri bir konuma gelmesi gerektiğini aktararak, bunun yolunun da  kendi göbeğini kendisinin kesmesiyle mümkün olacağını kaydetti.

"TÜRKİYE MÜTTEFİKLERİ TARAFINDAN CEZALANDIRILDI"

Birilerine bunu bırakamayacaklarını, emanet edemeyeceklerini ifade  eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Çünkü biz yakın tarihimizde silah, mühimmat, askeri teçhizat  bakımından dışa bağımlılığın acısını çok çekmiş bir milletiz. Bunu işte en son  1974 Kıbrıs'ta yaşadık. Stratejik ortaklarımız, bizi yarı yolda bıraktı. Muhabere  askerde çok çok önemlidir. Muhabere sistemlerimiz çöktü. Neden? Stratejik  ortaklarımız, verdikleri o destekler, telsizler, susturma denilen olayla  susturdular. Ama şimdi biz onlardan kurtulduk. Şimdi biz kendi telsizimizi  kendimiz yapıyoruz. Onlara ihtiyacımız yok. Kıbrıs Türkü'nün Rum çeteleriyle  soykırıma uğramasına engel olmak için bizzat müttefikleri tarafından unutmayın  cezalandırılmıştır. Şimdi de aynı oyunlar oynanıyor. Nerede? Suriye'de. Aynı  oyunlar oynanıyor. Fakat şimdi, oyunları oynayanlar şunu bilmeli ki kullandıkları  enstrümanlar, insan olarak söylüyorum, yanlış enstrümanlar. O yanlış enstrümanlar  onları aldatıyor. Bizi aldatamayacaklar. Zira ülkemiz 3 yıl boyunca bırakın  parasını peşin ödediği uçakları teslim almayı, periyodik bakım ve onarımları için  verdiği uçaklarını dahi geriye alamamıştır. Meselenin çok daha utanç verici  boyutu, ülkemiz kendisine yıllar boyunca teslim edilmeyen uçakları için hangarda  saklama ücreti ödemek zorunda bırakılmıştır. Neler yaşadı bu ülke."

Erdoğan, Türkiye'nin bu 3 yılık dönemde milyarlarca dolarlık müttefik  silahlarıyla donattığı ordusuna yedek parça bile sağlayamadığına dikkati çekerek,  özellikle Amerika patentli hiçbir silahın, yedek parçanın, cephanenin Türkiye'ye  satışına müsaade edilmediğini aktardı.

İnsansız hava araçları konusunda Başbakanlığı sürecinde dönemin ABD  Başkanı'ndan "Kongre izin vermedi." karşılığını aldığını anımsatan Erdoğan,  şunları kaydetti:

"En sonunda zorla bize kiralama yöntemiyle böyle bir yol denendi. O da  sağlıklı çalışmadı. İstihbaratta bile aynı durumlara düştük. Biz stratejik  ortağız. Stratejik ortak olarak bize bu destek verilmezken, stratejik ortaklığın  ötesinde farklı ortaklıkları olan ülkelere çok büyük destekler verdiler. Hem  uluslararası hukuk hem de insani bakımdan yüzde yüz haklı olduğumuz bir mesele,  müttefiklerimiz tarafından ülkemizi cezalandırma, savunma sistemimizi çökertme  vesilesi yapılmaya çalışıldı. Ambargonun kaldırılması için ülkemizden talep  edilen öncelikli şartlar arasında... Bir yere geliyorum. Son günlerde konuştuğum  bir konu. Sakarya'nın bunu çok iyi bilmesi lazım. Afyon ve kenevir ekimiyle  ilgili kısıtlamaların da yer alması şüphesiz konunun bir başka önemli boyutudur.  Bize bir zamanlar afyon ekimini yasaklayanlar kendileri cayır cayır afyon  ekiyorlardı. Askeri bir sorunun çözümü için görünürde konuyla hiçbir ilgisi  olmayan böyle bir şartın konulması elbette son derece manidardır. Şimdi diyorum  ki, biz yeniden, tarım, çevre ve şehircilik bakanıma söyledim, kenevir ekimi  süreci başlatalım çünkü kenevir ekiminin çok farklı alanlarda çok farklı  faydalarının olduğunu da göreceğiz. Şimdi bu süreci başlatacağız."

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, amacın  Türkiye'yi sadece askeri açıdan değil, ekonomik olarak da dışa bağımlı kılmak  olduğunu belirterek, Türkiye ekonomisinin ilaçtan savunma sanayisine kadar  neredeyse her alanda yaşadığı sıkıntıların gerisinde bu tür gizli açık tuzaklar,  dayatmalar ve gafletler olduğunu söyledi.

Tarihin ibret almayanlar için tekerrür ettiğini anlatan Erdoğan, şöyle  konuştu:

"Şayet geçmişte yaşadığımız acı hadiselerin tekrarlanmasını  istemiyorsak, yapmamız gerekenler bellidir. Türkiye savunma sanayi başta olmak  üzere tüm kritik alanlarda sadece kendisine yeterli olmakla kalmayıp, bütün  dostlarının ihtiyaçlarının karşılayacak düzeye gelme mecburiyetindedir. Nitekim  attığımız adımlar sayesinde 2002'de yüzde 80'leri bulan dışa bağımlılık  oranlarımızı yüzde 35'ler seviyesine düşürdük. Bugün, Türk savunma sanayi  şirketleri yurt dışına zırhlı araçlar, hava savunma sistemleri, roket sistemleri,  simülatörler, sahil güvenlik gemileri, haberleşme komuta kontrol sistemleri ve  yazılımlar ihraç ediyor. Daha önce kardeş ülke Pakistan'la MİLGEM gemilerimizin  ihracatına yönelik 1,5 milyar dolarlık bir anlaşma imzaladık. Dün de Ukrayna ile  6 insansız hava aracının satışına yönelik mutabakata varıldı. Savunma sanayinde  son 16 yılda aldığımız bu büyük mesafe sadece devletin, sadece kamunun başarısı  değildir."

"BİZİM DEVLET OLARAK ASLİ GÖREVİMİZ NEDİR? "

Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayinde son 16 yılda  elde edilen başarının yalnızca kamuya ait olmadığını, bu alanda sadece kamu  kaynaklarıyla başarı sağlanamayacağını vurguladı.

F-35 uçaklarının belli parçalarının Türkiye tarafından üretildiğini  hatırlatan Erdoğan, "Savunma sanayi alanında devletler, ihtiyaç belirleyici,  sipariş verici, teşvik edici, özel sektör de icracı olarak yer alıyor. Böyle bir süreçteyiz. Özel firmalarla kamu kurumları, ihtiyaca göre farklı ortaklıklar,  farklı iş birliği modelleri geliştirebiliyor. Başarı, kamunun imkanlarıyla özel  sektörün tecrübe ve dinamizmini birleştirince ortaya çıkıyor. İşte bizim devlet  olarak asli görevimiz nedir? Bir, ufuk açmaktır. İki, Ar-Ge konularında gerekli  destekleri vermektir. Arazi teminidir; işte burada olduğu gibi." dedi.

Bir taraftan savunma sanayi firmalarını yeni yatırımlar, yeni projeler  için teşvik ederken, diğer taraftan da kamu-özel iş birliğini güçlendirmeye  çalıştıklarını aktaran Erdoğan, Sakarya'daki 1. Ana Bakım Fabrikası'na ilişkin  açıklamalarda da bulundu.

Erdoğan, 19 Aralık'taki Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın ardından belli  bazı kesimlerin, bu konuyu hemen istismara başladığını anlatarak, Türk savunma  sanayinin temellerini atan Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş, Nuri Killigil gibi vatan, millet aşıklarının milli projelerini sabote edenlerin, şimdi aynı tavrı  kendilerine karşı sergilediğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Ülkemizin savunma sanayini on yıllardır bir avuç yabancıya mahkum  edenler şimdi çıkmışlar utanmadan bizim politikamızı eleştiriyorlar. Bu  provokasyonun başını da, Türkiye'deki adı ana muhalefet ama ana muhalefetten  başka ne derseniz var, CHP çekiyor. Terör örgütleriyle simbiyotik ilişki  geliştiren, aynı kaynaklardan beslenen CHP'den, ülkemizin ve milletimizin  menfaatine olan böyle bir meselede elbette yerli ve milli bir tavır beklemiyoruz.  CHP'den böyle bir şey beklemek çok büyük yanlıştır. Zira 16 yıllık iktidarlarımız  döneminde biz onlardan zaten böyle bir şey görmedik. Bundan sonra da göreceğimizi  hiç ummuyoruz. Çünkü tarihleri boyunca böyle bir şey olmadı. 24 Haziran  seçimlerindeki yegane başarısı, bölücü örgütün siyasi uzantılarını Meclis'e  taşımak olan bir parti zaten başka türlü hareket edemez. Ülkemizin ürettiği İHA  ve SİHA'lardan rahatsızlık duyan milletvekillerinin bulunduğu bir parti elbette  farklı davranamaz. Fırat Kalkanı'ndan Zeytin Dalı Harekatı'na, devletimizin yurt  içi ve yurt dışında katil sürülerine indirdiği darbelerden en az terör örgütleri  kadar rahatsız olan bir partiden elbette başka türlü bir davranış beklenemez."

"ARİFİYE'DEKİ MEVCUT PERSONELİN İŞİNDEN ASLA SÖZ KONUSU DEĞİL"

Erdoğan, Tank Palet Fabrikası çalışanları başta olmak üzere hiç  kimsenin CHP'nin yalanlarına itibar etmeyeceğine inandığını belirterek, şöyle  devam etti:

"Ancak yine de burada birkaç hususun altını çizmekte fayda görüyorum.  Öncelikle fabrikamızın satılması yalanını uydurarak; böyle bir durum olmadığı  halde, kesinlikle böyle bir şey söz konusu değil, buna inananlara üzülüyorum.  Kusura bakmasınlar, Tayyip Erdoğan, böyle bir yola bugüne kadar tevessül  etmemiştir, bundan sonra da etmez. Şimdi şunu özellikle vurgulamak istiyorum; bu  CHP zihniyeti, neyin satılacağını, neyin işletmeye açılacağını, inanın bu  işlerden anlamaz. Biz; SEKA Kağıt Fabrikası'nı özelleştirdik. Orayı  özelleştirdiğimiz zaman o zamanki genel başkanları, hep beraber geldiler oralarda  eylemler yaptılar. Dedim ki, 'Bak yanlış yapıyorsunuz. Biz burayı  özelleştiriyoruz. Burası yakın bir zamanda hem müze olacak, buradaki çalışanları  da biz kamuda istihdam edeceğiz. Geri kalan bütün alanlar, halka açılacak.' Biz,  çalışanları Kocaeli Belediyesinde istihdam ettik ve şu anda o dev makinelerin  olduğu bölümler müze haline dönüştürüldü, dönüştürülüyor. Bütün o açık alanlar,  bahçeler şu anda Kocaeli halkının adeta piknik alanları, mesire alanları haline  geldi. Hani Millet Bahçeleri diyorum ya işte orası bir nevi Millet Bahçesi haline  geldi. Şu anda Arifiye'deki mevcut personelin tasfiyesi, işinden, aşından,  ekmeğinden edilmesi asla söz konusu değildir. İşte kısa bir süre önce Milli  Savunma Bakanım yanında arkadaşlarıyla beraber oraya gittiler, birlikte  personelle bir cuma günü orada yemeklerini yediler ve onlara çeşitli  açıklamalarda bulundular. Burada çalışan kardeşlerimizin özlük haklarında  herhangi bir eksilme olmayacaktır. Aldığımız kararın gayesi, fabrikamızın  verimliliğini, üretkenliğini, teknolojik kapasitesini ve gücünü artırmaktır."

"YAPILAN İŞ ÖZELLEŞTİRME DEĞİLDİR"

Arifiye'deki fabrikanın işletmesini 25 yıllığına alan BMC'nin güçlü  bir firma olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Yani şu anda bu yatırımı yapan BMC, niye burada bu yatırımı yapıyor?  Neden yapıyor? İşte bu BMC, Arifiye'nin işletmesini 25 yıllığını alan dev güçlü  bir firmadır. Zira, orada yapılacak olan işler, fabrika arazisindeki her türlü  taşınmazın, üretim, bakım ve onarımda kullanılan her türlü teçhizatın mülkiyeti  devlete aittir ve öyle kalacaktır. Şimdi orada yeni yeni teknolojik belli  ürünler, yatırımlar yapılacaktır ki bu 40-50 milyon doları bulacak. Onlar da  orada yapılacak. Şimdi bu tür yatırımları yapacak ve işletmeyi orada çok daha  'feasible', 'rantabl' hale getirecek olan bir firmaya karşı daha adım atılmadan  işletme süreci daha tam başlamadan bu tür gösterilere girmek çok yanlış, çok  çirkin. Şunu da söyleyeyim bu tür şeylere de kusura bakmasınlar prim vermeyiz.  Kaldı ki burada yapılan iş, özelleştirme de değildir. Özelleştirme farklı bir  şey. İşletme hakkının belli şartlar, belli süreler, belli kısıtlamalar dahilinde  BMC'ye devredilmesidir. Olay budur. İşletmeyi devralacak firma, mevcudu korumakla  kalmayacak az önce ifade ettim, yeni yatırımlarla fabrikayı daha da  güçlendirecektir. İnşallah bu sürecin sonunda sadece işçilerimiz değil Silahlı  Kuvvetlerimiz ve milletimiz de kazançlı çıkacaktır. Kaybedense sadece ve sadece  yalan, kışkırtma ve iftira üzerinden siyaset yapmaya çalışan kifayetsizler  olacaktır."

Türkiye'nin son 16 yılda savunma sanayi başta olmak üzere hemen her  alanda tarihi nitelikte başarılara imza attığını, 2023 hedefleri, 2053 ve 2071  vizyonları doğrultusunda kutlu yolculuğunu sürdürdüğünü aktaran Erdoğan,  Türkiye'nin en prestijli markalarından olan BMC gibi şirketlerin de desteğiyle bu  hedeflere kısa sürede ulaşılacağına inandığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bu markalar bizim için önem arz ediyor. İşte görüldüğü gibi gerek bu  kamyonlarla gerek otobüsleriyle gerek TOMA'larıyla gerek zırhlı taşıyıcılarıyla  tanklarıyla toplarıyla buralarda gerçekleşen yatırımlar ki bugün Amazon'u da  gördük bunlarla çok daha farklı, çok daha güçlü bir şekilde inşallah ordumuza,  ülkemize yardımcı olacaklar. Ürettiği araçlarla Türkiye'nin son yarım asrına  damga vuran BMC inşallah önümüzdeki yıllarda da başarılarıyla kendinden söz  etmeyi sürdürecektir. Bu tören BMC misyonun ulaştığı ufukların, yakaladığı  dinamizmin ve belirlediği vizyonun en güzel göstergesidir. Sözlerime son verirken  bir kez daha temelini attığımız BMC üretim ve teknoloji üssünün Sakarya'mız ve  ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Buradan Arifiye'deki yanlışlar içine girenlere de sesleniyorum: Bakın  şimdi burada dev bir yatırım daha yapılıyor. Az önce ifade ettim. Burası  bütünüyle bittiğinde 10 bine varan bir istihdamı sağlayacak. Böyle bir adımı atan  markanın kalkıp da orada işçilerin önünü kesmesi mümkün olur mu? Lütfen bu tür  yanlışlara kimse girmesin. Bunu Sakaryalı da zaten affetmez. Geçmişten bugüne  Türk savunma sanayinin gelişmesine öncülük etmiş herkese, ülkem ve milletim adına  şükranlarımı sunuyorum. Vatanımızın bağımsızlığı uğrunda gözlerini kırpmadan  canlarını veren şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yad ediyor, gazilerimizden  hayatta olanlara Rabb'imden sağlık ve afiyet rica ediyorum."

NOTLAR

Programa, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yanı sıra  Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Milli  Savunma Bakanı Hulusi Akar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Ticaret  Bakanı Ruhsar Pekcan, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan,  Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Sakarya Valisi Ahmet Hamdi Nayir, AK  Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, BMC Yönetim Kurulu Başkanı Ethem  Sancak, Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar,  milletvekilleri, belediye başkanları ve BMC yetkilileri katıldı.

BMC Karasu Fabrikası'nın temel atma töreninde ayrıca BMC İzmir  Pınarbaşı Fabrika açılışına ve İTÜ Test Laboratuvarı BMC POWER yerli ve milli  motor çalıştırma törenine canlı bağlantı yapıldı.

Temel atma töreni sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, sahnede butona  basan AK Parti Sakarya Milletvekili Kenan Sofuoğlu'na "Motosiklet kullanmaya  benzemez Kenan." demesi salonda bulunanları güldürdü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşması öncesi sahne önüne BMC'nin yeni  ürettiği iki "TUĞRA" model kamyon getirildi.

Program sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan, BMC Yönetim Kurulu Üyesi Taha  Yasin Öztürk'e fabrikanın ruhsatını verdi. Öztürk ve BMC Yönetim Kurulu Başkanı  Ethem Sancak da Cumhurbaşkanı Erdoğan'a BMC kamyon maketi hediye etti.




Bu haber 205 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SİYASET Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
HAVA DURUMU
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
resmi ilanlar
GAZETEMİZ

Terörsüz Türkiye Hedefi Doğrultusu Yürütülen Süreci Doğru Buluyor musunuz?


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI YUKARI