beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...



Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay: 2019 yılı itibariyle açıklanacak

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, “Yeni yönetim sistemimizin ilk Cumhurbaşkanlığı görevine de yine milletimizin büyük teveccühü ve desteğiyle gelmiştir. Tamamı demokratik yöntemlerle yaşanmış bu süreci ‘tek adamlık’ iddiasıyla karalamaya çalışmak, millete hakarettir” dedi.

facebook-paylas
Tarih: 22-12-2018 09:14

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay: 2019 yılı itibariyle açıklanacak

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, TBMM Genel Kurulunda 2019 yılı bütçe görüşmelerinin son gününde  hükümet adına konuşma yaptı.

2019 yılı bütçesinin Türkiye ve millet adına hayırlara vesile olması  temennisinde bulunan Oktay, bütçe görüşmelerinde Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi  ile ilgili özellikle "tek adam" boyutunda yoğunlaşan sorular ve eleştirilerin öne  çıktığını anımsattı.

Başkanlık sisteminin, Türkiye'de önceki sistem yürürlükteyken de  açıkça tartışılan bir konu olduğunu dile getiren Oktay, önceki sistemde çok  başlılık, hızlı karar verilememesi, hızlı hareket edilememesi, esnek olunamaması  ve hareket alanının darlığının herkesin gündeminde olduğunu anlattı.

Gerek normalde gerekse kriz dönemlerinde yurt içi veya yurt dışındaki  ani karar verilmesi gereken konularda sürecin ne kadar hantal olduğunun  kamuoyunda on yıllarca tartışıldığını söyleyen Oktay, şunları kaydetti:

"Türkiye'de sistem değişikliklerinin ne yazık ki siyasi iradenin  arzusuyla veya milletin arzusuyla değil, sadece vesayet odaklarınca darbelerle  gerçekleştirilebileceği, neredeyse herkesin belki de kanına kadar enjekte edilen  bir şeydi. Bu dönemde ilk defa millet, siyasi iradenin, herhangi bir vesayetin  altında ve etkisinde kalmadan değişiklik yapabileceğini gösterdi. Kamuoyunda  sivil veya resmi tüm platformlarda yıllarca tartışılan, Meclisten geçen ve  milletimizin de onayladığı bir sistemin 'tek adam sistemi' olabileceğine  inanmıyorum. Böyle olduğunu iddia ediyorsak 'kendimizle çelişiyoruz ve kendimizi  reddediyoruz' anlamına gelecektir ki bunu da kabul etmiyorum."

"Cumhurbaşkanımıza aynı bühtanı yapıyorlar"

Oktay, Türkiye'de ne zaman milli irade hakimiyeti tesis edilse "tek  adam" iddiasının dile getirildiğine dikkati çekerek, şehit Başbakan Adnan  Menderes ve Türkiye tarihinin en önemli ekonomik hamlelerinden birini hayata  geçiren merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal için de aynı iddianın dillendirildiğini  belirtti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şimdi de Sayın Cumhurbaşkanımıza aynı bühtanı yapıyorlar. Dikkat  edilirse her üç isim de milletin büyük desteğiyle iş başına gelmiş, ülkemize  tarihi dönüşümleri yaşatmış isimlerdir. Sayın Cumhurbaşkanımız tüm siyasi  hayatını demokrasinin imkanlarıyla ve demokratik sınırlar içinde yürütmüştür.  1994 yılında İstanbul'a, milletin desteğiyle Büyükşehir Belediye Başkanı  seçilmiştir. 2003 mart ayında yine milletin teveccühüyle milletvekili seçilmiş ve  ardından Başbakan olarak görev almıştır. 2014 yılında, tarihimizde ilk defa  doğrudan milletin tercihiyle Cumhurbaşkanı olmuştur. Yeni yönetim sistemimizin  ilk Cumhurbaşkanlığı görevine de yine milletimizin büyük teveccühü ve desteğiyle  gelmiştir. Tamamı demokratik yöntemlerle yaşanmış bu süreci 'tek adamlık'  iddiasıyla karalamaya çalışmak, millete hakarettir. Bu iddiayı dile getirenler,  Sayın Cumhurbaşkanımıza değil, aslında doğrudan milletimize saldırmaktadır. Biz,  Atatürk'ün Mecliste sapasağlam yerini bulan 'Egemenlik kayıtsız, şartsız  milletindir' düsturunun arkasındayız. Sizler 'Hayır' diyorsunuz; 'Egemenlik  kayıtsız şartsız milletin değil, vesayetin hakkı olmalı'. Egemenlik kayıtsız,  şartsız milletindir ve millet de kararını vermiştir."

Oktay'ın bu sözlerine CHP'li milletvekilleri tepki gösterdi.

Hükümetin, yaptığı ve yapacağı her şeyi yüce Meclisin çatısı altında  ve milletin huzurunda tüm muhasebe, kural ve kaidelerine uygun, şeffaf ve hesap  verilebilir çerçevede görüşmek üzere bulunduğunu dile getiren Oktay, bütçe  takvimine değinerek hükümetin 10 Aralık'tan beri değil Bütçe Kanun Teklifi'ni  sundukları 17 Ekim'den bu yana Mecliste bulunduğunu kaydetti.

"Dik durma" konusundaki eleştirileri hatırlatan Oktay, "Dik durmaya  ilişkin eleştirilere gelince, biz daima dik durduk, dik duruyoruz. Hiçbir güç de  bizim bu duruşumuzu değiştiremez." değerlendirmesini yaptı.

"Gelir seviyemizi 2017'de AB ortalamasının yüzde 67'sine çıkarttık"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Türkiye'nin son 16 yılda,  oluşturulan geniş çerçeveli ve hedef odaklı politika setleri sayesinde 2000'li  yılların başında bulunduğu sağlıksız ekonomik yapıdan kurtulduğunu ve istikrara  kavuştuğunu ifade etti.

Bu politikaların en önemli unsurunun tavizsiz uygulanan disiplinli  maliye politikası olduğuna dikkati çeken Oktay, makroekonomik istikrarın  etkisiyle Türkiye'nin kalkınma yolunda önemli bir mesafe katettiğini söyledi.

Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik atılımlarının 2003-2017  döneminde gerçekleştirildiğini vurgulayan Oktay, "Bu dönemde, ekonomimizin yıllık  ortalama yüzde 5,7 büyüdüğü ve refahın tabana yayıldığı bir ekonomik model  oluşturduk. Satın alma gücü paritesine göre 2003 yılında kişi başına gelir  açısından Avrupa Birliği (AB) ortalamasının yüzde 35'ine denk gelen gelir  seviyemizi, 2017 yılında AB ortalamasının yüzde 67'sine çıkarttık." diye konuştu.

Fuat Oktay, Türkiye'nin, küresel kriz sonrasında 2010-2017 döneminde  yüzde 6,8 büyürken; Çin, Hindistan dahil gelişmekte olan ülkelerin büyüme  oranlarının ortalama yüzde 5,3'te kaldığını belirtti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı  Oktay, "1960-2002 döneminde ortalama büyüme yüzde 4,3 iken, AK Parti döneminde  yüzde 5,7'ye yükselmiştir. Son 10 yılda ise büyüme ortalamamız yüzde 5'tir."  ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin 2002'de 21'inci büyük ekonomiyken 2017 itibarıyla 17'nci  büyük ekonomi haline geldiğini belirten Oktay, ülkenin satın alma gücü paritesine  göre ise aynı dönemde 17'nci sıradan 13'üncü sıraya yükseldiğini dile getirdi.

Bankacılık sektöründe hayata geçirilen reformların ve Türkiye  ekonomisinin istikrar kazanması sayesinde finansal sistemin oldukça güçlü bir  yapıya kavuştuğunu ifade eden Oktay, Türk bankacılık sektörünün, güçlü ve  istikrarlı yapısı ile makroekonomik istikrarı destekleyen ve negatif dış şokların  ekonomi üzerindeki olumsuz etkisini azaltan temel unsurlardan biri haline  geldiğini anlattı.

"TL, dolar karşısında yüzde 20 değer kazandı"

Oktay, etkili koordinasyonla yerinde, zamanında ve doğru yönde alınan  önlemler sayesinde ekonomiye yönelik tehditlerin başarılı bir şekilde bertaraf  edildiği vurgusunu yaparak, şöyle devam etti:

"İçinde bulunduğumuz şartların, ekonomide bazı zorlukları ve sorunları  beraberinde getirdiğinin elbette farkındayız. Bu durumun üstesinden gelmemizi  sağlayacak etkin politika ve tedbirler geliştirerek ekonomimiz Yeni Ekonomi  Programı'nda (YEP) da öngördüğümüz şekilde dengelenme sürecine girdi. Kısa vadede  yavaşlayan büyümemizin akabinde giderek daha da güçlenen bir ekonomik gelişmeye  dönüşmesi sürdürülebilir büyüme hedeflerimizle uyumluluk arz ediyor. Bu süreçte,  ekonomide güven, finansal istikrar, faiz seviyeleri ve enflasyon gibi  göstergelerde somut iyileşmeleri hep birlikte görüyoruz, göreceğiz."

Fuat Oktay, ağustos ayında dolar kurunun en yüksek seviyesinden bu  yana Türk lirasının dolar karşısında yaklaşık yüzde 20 değer kazandığına dikkati  çekerek, aynı dönemde yükselen Türkiye CDS risk priminin 225 baz puan  iyileştiğini, 10 yıllık tahvil faiz oranlarının gerilediğini belirtti.

Son 3 ayda ihracatın yıllık yaklaşık yüzde 15 gibi çok yüksek bir  oranda artarak, turizm ile birlikte dengelenme sürecine büyük katkı sağladığını  dile getiren Oktay, Türkiye ekonomisinin borç yükü bakımından sağlam yapısını  koruduğunu bildirdi.

Türkiye'nin 2002 yılında yüzde 60 olan kamu toplam net borç stokunun  milli gelire oranının bugün yüzde 9 seviyesine gerilediğini kaydeden Oktay,  ağustos ayında gerçekleştirilen spekülatif ataklara karşı hızlı ve güçlü  tedbirler alınabilmesinde de bu durumun önemli katkısı olduğuna işaret etti.

Günlük 2,15 doların altında geliri olan nüfusun toplam nüfusa oranının  2002 yılında yüzde 3 seviyesindeyken bugün bu oranının sıfırlandığını ve  yoksulluğun azaldığını anlatan Oktay, Türkiye'de hanehalkı borcunun diğer  ülkelere kıyasla çok düşük seviyede olduğunu söyledi. Oktay, şöyle konuştu:

"2018 yılı ikinci çeyrek itibarıyla hanehalkı borcunun GSYH'ye oranı  dünyada yüzde 59, gelişmiş ülkelerde yüzde 73, gelişmekte olan ülkelerde yüzde 36  iken Türkiye'de sadece yüzde 16'dır. Halkın refahı açısından bir başka gösterge  asgari ücrettir. İktidara geldiğimiz 2002 yılı sonundan bu yana asgari ücrette  enflasyonun oldukça üzerinde artışlarla ciddi iyileşmeler sağladık, asgari  ücretlilerin hayat standartlarını yükselttik. Asgari ücret 2002 yılı aralık  ayında net 184 lira iken 2018 yılı aralık ayında net bin 603 lira olmuştur. Bu  dönemde asgari ücrette gerçekleşen artış nominal olarak enflasyon artışının 2  katından fazla olmuştur."

"130 mobil ekip kurarak alanda 11 bin 760 çocuğa müdahale edildi"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, Türkiye ekonomisi bakımından hayati  öneme sahip mali disiplin uygulamalarının, 2019 yılı bütçesinde de kolayca  görebileceğini söyledi.

YEP kapsamında bütçe politikasının para politikasıyla eş güdümlü  olarak yürütüleceğini kaydeden Oktay, makroekonomik istikrarı koruma, mali  disiplini sürdürme, cari dengeyi iyileştirme, enflasyonu düşürme, istihdamı ve  tasarrufları artırma, gelir dağılımını iyileştirme hedeflerinden taviz  verilmediğine dikkati çekti.

Oktay, "Önümüzdeki dönemde uygulayacağımız maliye politikası, YEP'te  ortaya konulan dengelenme sürecinin en temel destekleyicisi olacaktır. Maliye  politikası, para politikasıyla eş güdümlü olarak, fiyat istikrarı ve cari açık  hedefimizle uyumlu olarak yürütülecektir." dedi.

Hükümetleri döneminde çeşitli alanlara ilişkin icraatlarını anlatan  Oktay, aile, çalışma ve sosyal hizmetler alanında büyük bir değişim ve dönüşüm  sürecinin başarıyla gerçekleştirildiğini dile getirdi.

2019 yılı bütçesinde sosyal harcamalar için bütçenin yüzde 6,5'i kadar  kaynak ayrıldığını belirten Oktay, bu oranın 2002 yılında bütçenin yüzde 1,3'ü  seviyesinde olduğunu söyledi.

"Çocuk işçiliğine hayır." dediklerini ve Çocuk İşçiliğiyle Mücadele  Ulusal Programı kapsamındaki aktif mücadelelerini toplumun tüm kesimlerinin  katılımıyla başarıyla yürüttüklerini ifade eden Oktay, sokakta çalıştırılan  çocuklar için 130 mobil ekip kurarak alanda 11 bin 760 çocuğa müdahale  ettiklerini bildirdi.

Oktay, "Kadın güçlü olursa aile de toplum da güçlü olur." anlayışıyla  kadınların toplumsal statüsünün yükseltilmesine büyük önem verdiklerini, 2019  yılında aileyi güçlendirmek ve aileyi zayıflatan etmenleri ortadan kaldırmak için  ilgili tüm paydaşlar ile iş birliği içinde Aile Şurası'nı düzenleyeceklerini  kaydetti.

Öte yandan politikalarının karşılık bulması neticesinde kadınların iş  gücüne katılımında ve istihdamında da önemli mesafeler katedildiğini anlatan  Oktay, son 10 yılda kadın istihdamını yüzde 63 artıran Türkiye'nin OECD ve AB  üyesi 28 ülke arasında ilk sıraya yerleştiğini, AK Parti iktidarı döneminde  çalışanların mali ve sosyal haklarında ciddi iyileşmeler sağladıklarını belirtti.

"300 milyon liralık gecikme faizini düşürdük"

Oktay, engelli bireylere eğitimde, sağlıkta ve istihdamda fırsat  eşitliği sağlanması için önemli adımlar atıldığını, "Yaşlı Yılı" ilan edilen  2019'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın himayesinde Yaşlılık Şurası  düzenleneceğini açıkladı.

Şehit yakınları ile gazilerin istihdam hakkının kapsamını da  genişlettiklerini belirten Oktay, öte yandan eğitim desteği, faizsiz konut  kredisi desteği, ücretsiz seyahat hakkı, Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) muafiyeti  gibi birçok alanda sosyal ve ekonomik destek vermeye devam ettiklerini kaydetti.

Oktay, sosyal yardım ve istihdam ilişkisini güçlendirerek sosyal  yardım alan çalışabilir durumdaki kişilerin istihdamlarının teşvik edilmesini  sağladıklarını dile getirerek, "Türkiye, AB'ye aday ve üye ülkeler arasında  toplam istihdamını 2007-2017 yılları arasında hem sayısal hem de oransal olarak  en fazla artıran ülke oldu. Gençlerimizin eğitimden iş hayatına geçişini  hızlandıran politikalarımızla, eğitim-iş hayatı arasındaki ilişkiyi güçlendirmeye  ve genç istihdamını desteklemeye devam ediyoruz. Sürdürülebilir ve ulaşılabilir  bir sosyal güvenlik sistemi hedefliyoruz." ifadelerine yer verdi.

Hükümetlerinin esnaf ve sanatkara verdiği öneme dikkati çeken Oktay,  bu sene yaklaşık 250 bin esnaf ve sanatkarın gecikmiş borcunda iyileştirme  sağlayarak yaklaşık 300 milyon liralık gecikme faizinin düşürüldüğünü söyledi.

Oktay, "Ekonomide yaşanan tüm spekülasyonlara rağmen 2018 yılında  açılan şirket sayısı, kapanan şirket sayısının 3,5 katından fazla oldu. 2023  hedeflerimiz doğrultusunda yüksek teknolojili, katma ve marka değeri yüksek  ürünlerin imalat sanayi ihracatımız içerisindeki payını üst seviyelere çıkarmakta  kararlıyız. Bu amacı gerçekleştirmeye yönelik destek mekanizmaları  geliştiriyoruz, geliştirmeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

"Eximbank'ın finansman kaynakları güçlendirilecek"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, gelecek yıl ihracatı desteklemek  amacıyla Eximbank'ın finansman kaynaklarının güçlendirileceğini, 2018 yılında  yakalanan ivmenin devam ettirilerek ihracatın artırılacağını ve ihracat destek  unsurlarının basitleştirilerek daha etkin kullanılacağını anlattı.

Gümrük süreçlerinin elektronik ortamda yürütülebilmesini ve bu  süreçlerin basitleştirilerek Türkiye'nin Dünya Bankası Küresel İş Yapma Kolaylığı  Endeksi sınıflandırmalarında daha üst basamaklarda yer alabilmesi için gerekli  ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşları ile eş güdüm halinde çalışmalar yapmaya  devam ettiklerini belirten Oktay, yerli ürünlerin görünürlüğünün artırılması,  tüketimi özendirilerek yerli şirketlerin, kooperatiflerin, esnaf ve sanatkarların  güçlendirilmesi için yol gösterici ve kolaylaştırıcı faaliyetlerin yürütüleceğini  ifade etti.

"16 yılda atanan öğretmen sayısı, mevcut sayının yüzde 66'sı"

Oktay, 2019 yılı bütçesinde en yüksek payın yaklaşık yüzde 17 ile  eğitime ayrıldığını dile getirerek, "Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi eğitim  kurumlarında görev yapan yaklaşık 920 bin öğretmenimiz bulunuyor. Geçtiğimiz 16  yılda atanan öğretmen sayısı, mevcut resmi öğretmen sayısının yüzde 66'sına  karşılık geliyor." bilgisini paylaştı.

2018-2019 eğitim ve öğretim döneminde yükseköğretimdeki öğrenci sayısı  ile Türkiye'nin Avrupa'da yükseköğretim alanındaki ikinci en büyük öğrenci  sayısına sahip ülke konumuna geldiğini ifade eden Oktay, "Yükseköğretimde  niteliği geliştirmeye yönelik çalışmalara ağırlık veriyoruz. Akademisyenler bizim  göz bebeğimizdir. Bizim derdimiz akademisyenlerle değil terör faaliyetlerine karışmış teröristlerledir." diye konuştu.

Bir milletvekilinin, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un 25 Ekim'de  Anadolu Ajansı Editör Masası'ndaki açıklamalarını önüne ve arkasına bakmadan  çarpıtmaya çalıştığını anlatan Oktay, şöyle devam etti:

"Öyle ki Sayın Bakan burada eğitim konusundaki gelecek vizyonundan,  küresel rekabetten bahsediyor. '2023 Eğitim Vizyonu'ndaki hedef Türkiye'deki  eğitim sistemini dünya ile rekabet edecek düzeye taşımaya dayanıyor. Buradaki  'yoğun bakım' ifadesi ile ülkemizdeki mevcut normlara atfen değil, bir gelecek  tasavvuruna ulaşma noktasında, yeni bir paradigma oluşturularak temel  dinamiklerin yeniden inşa edilmesine ve Türk eğitim sisteminde AK Parti döneminde  gerçekleştirilen derslik sayısı, öğretmen sayısı, dijital altyapı ve benzeri  konulardaki büyük başarılara atıfta bulunulmuştur."

Bütçeden 2019 yılında sağlığa yaklaşık 157 milyar lira kaynak  ayırdıklarını belirten Oktay, böylece, sağlık harcamalarının bütçe içerisindeki  payının yüzde 16,3'e çıktığını belirtti.

Anne ölümü, bebek ölümü, bağışıklama ve kronik hastalık yükü dahil tüm  "temel sağlık göstergelerinde" en üst düzeye ulaşmayı amaçladıklarını vurgulayan  Oktay, koruyucu ve temel sağlık hizmetlerinin, öncelik verdikleri konuların  başında geldiğini ifade etti. Nüfus büyüklüğüne oranla aşılama başarısında  da dünya lideri olunduğunu belirten Oktay, aşılama konusunda yıllardır  yürüttükleri politikayı gelecek dönemde de sürdürmekte kararlı olduklarını  bildirdi.

Türkiye'nin, anne ve bebek ölüm hızını en hızlı düşüren ülkelerin  başında geldiğine dikkati çeken Oktay, yatan hastaların kemoterapi gibi yıpratıcı  bir tedavi öncesinde ilaç teminiyle uğraşmasını önlemek için de kanser  ilaçlarının hastanelerce teminini zorunlu hale getirdiklerini söyledi.

2019 yılında da sağlık sisteminin uçtan uca daha verimli ve etkin  çalışmasını hedeflediklerini kaydeden Oktay, "Bu kapsamda, poliklinik ve acil  servislerdeki yoğunluğun azaltılmasından, özellikli hizmet branşlarının  geliştirilmesine, çalışan memnuniyetinin artırılmasına, sağlıkta kullandığımız  malzeme, cihaz ve makinelerin millileşme ve yerlileşmesine kadar birçok alanda  ülkemizin daha iyi bir noktaya gelmesini amaçlıyoruz. Tedavi hizmetlerinin  kalitesini daha da iyileştirmek için ülkemizdeki kamu, özel ve üniversite  hastaneleri ile birinci basamak sağlık kuruluşlarının klinik kalitesini önceleyen  bir yaklaşımla sağlık hizmeti sunacağız." ifadelerini kullandı.

Oktay, 2019-2021 yılları arasında yaklaşık 20 bin yataklı 168  hastaneyi tamamlamayı hedeflediklerini bildirerek, "Önümüzdeki yıl 67 hastaneyi  daha hizmete alarak 6 bin 480 nitelikli yatak kapasitesi daha kazanacağız.  Şu  ana kadar Adana, Isparta, Mersin, Yozgat, Kayseri, Elazığ, Eskişehir ve Manisa  şehir hastaneleri hizmete girdi, 3 bin 704 yataklı dünyanın üçüncü büyük  hastaneler kompleksini de önümüzdeki günlerde Ankara'da açacağız." diye konuştu.

"Gençlik merkezlerinin üye sayısı 2 milyonu aştı"

Gençlik alanında gerçekleştirilen projelerin başında gençlik  merkezlerinin geldiğini belirten Oktay, "Buralarda, 'Merkezimizde Sen Varsın'  temasından yola çıkarak, toplumun her kesiminden gençlerle irtibat kuruyoruz."  dedi.

Oktay, gençlik merkezleri üye sayısının, Aralık 2018 itibarıyla 2  milyonu aştığını kaydetti.

KOSGEB iş birliğiyle başlatılan girişimcilik eğitimlerini, gençlik  merkezleri vasıtasıyla 81 ilde uyguladıklarını ifade eden Oktay, şöyle devam  etti:

"Gençlere yönelik diğer bir faaliyet alanımız olan gençlik  kamplarında, gençlerimize gelişimleri için katkı sunmayı, öz güven duygularını  geliştirmeyi, planlı yaşama alışkanlığı kazandırmayı, milli, etik ve insani  değerler konusunda farkındalıklarını artırmayı hedefliyoruz. Gençlerimizin ve  gençlik çalışanlarının bağımlılıkla mücadele konusunda bilgilendirilmesi,  bilinçlendirilmesi ve mücadelede aktif rol almalarının sağlanması konularında  çalışmalar yürütüyoruz. Ülkemiz genelinde stadyum, futbol sahası, spor salonu,  yüzme havuzu, atletizm pisti, gençlik merkezi gibi yatırımlara ağırlık veriyoruz.  Yükseköğrenimdeki öğrencilerimizin barınma sorununu çözmek amacıyla yaptığımız  yatırımlar sayesinde, 2021 yıl sonuna kadar yurt kapasitemizi 881 bine  ulaştıracağız."

Fuat Oktay, e-Devlet üzerinden başarılı ve ihtiyaç sahibi öğrencilere  burs verildiğini, ayrıca müracaat eden tüm öğrencilere kredi tahsisi yapıldığını  aktardı.

Gönüllülüğün önündeki engellerin kaldırılması, sağlam bir hukuki  zemine oturtularak kurumsallaştırılması ve yaygınlaştırılması amacıyla 2019'un  "Gönüllülük Yılı" ilan edildiğini hatırlatan Oktay, "Gönüllülük Yılı  münasebetiyle gönüllülük bilincini arttırıcı ve özendirici faaliyetler ile  projeler gerçekleştirilecektir." diye konuştu.

Oktay, sporun yaygınlaştırılması ve spor altyapısının güçlendirilmesi  ile yükseköğrenim öğrencilerinin barınma ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla  stadyum, spor tesisi, futbol sahası, yüzme havuzu, spor salonu, gençlik merkezi  ve yurt projelerinin yapımlarına da devam edileceğini sözlerine ekledi.

"Yargıya ilişkin iki temel politika belgesi"

Adalet alanında gelecek dönemde köklü değişiklikler içeren çalışmalar  yapacaklarını bildiren Oktay, şunları kaydetti:

"2019 yılının başı itibariyle yargıya ilişkin iki temel politika  belgesi kamuoyuna açıklanacaktır. Bunların ilki Yargı Reformu Stratejisi, diğeri  ise İnsan Hakları Eylem Planı olacaktır. Bu belgeler 2019 yılından itibaren  uygulanacak ve hukuk devletimizi güçlendirecek çalışmalarımızın yol haritası  olacaktır. Bu strateji belgeleri hak ve özgürlüklerin daha iyi korunup  geliştirilmesi alanındaki irademizi ortaya koyacaktır. 2019 yılında soruşturma ve  yargılamalar için tayin edilen hedef süreler, taraflara bildirilmeye başlanacak  ve bu suretle vatandaş odaklı yargının tesisi yolunda önemli bir mesafe  kaydedilecektir. Yargıda insan kaynakları konusunda, bir yandan sayısal  eksiklikler giderilirken diğer yandan hakim ve savcı yardımcılığı kadroları ile  adalet sistemi güçlendirilecektir. Hakim ve savcıların meslek içi ve meslek  öncesi eğitimi de 2019 yılında yeni ve güçlü bir kurumsal yapılanmaya  kavuşturulacaktır. Vatandaşlara elektronik ortamda sunulan hizmetlerin  artırılması da 2019 yılı çalışmaları arasında önemli yer tutacaktır."

"46 milyonun üzerinde bir turisti ülkemizde ağırlamış olacağız"

Turizmde pazar payını artırmak ve Türkiye için en doğru algıyı  oluşturmak için tanıtım faaliyetlerinin çok önemli bir rol oynadığına işaret eden  Oktay, turizmde "Türkiye" markasının yeniden yapılandırılmasının, 2019 yılı  tanıtım faaliyetlerinin merkezinde yer alacağını vurguladı.

Oktay, "Her alanda olduğu gibi, turizm alanında da rekabet gücümüzün  artırılması, yüksek kalitenin gerçekleştirilebilmesi için yeterli sayıda ara  kademe ve nitelikli insan gücü yetiştirilmesi noktasında çalışmalarımızı  sürdüreceğiz." dedi.

Turizmin ülke ekonomisine katkısını iki katına çıkarmayı  hedeflediklerinin altını çizen Oktay, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yurt dışından gelen vatandaşlarımızı da sayarsak, yıl sonu itibariyle  46 milyonun üzerinde bir turisti ülkemizde ağırlamış olacağız. Bu aşamadan sonra  niteliği artırarak, turizm gelirlerini artırmaya yöneleceğiz. Ülkemiz, bütün  insanlığın ortak mirası olarak kabul edilen kültürel ve doğal varlıklar yönünden  dünyanın sayılı alanlarından biri konumundadır. Ülkemizin turizm marka değerini  artırmak için ören yeri ve müzelerimizin fiziki altyapısını iyileştireceğiz. Her  eser, kendi ülkesinde, ait olduğu yerde güzeldir, orada anlamlıdır. Diğer  ülkelerden, ortak kültürel mirasımız olan eserlerin ait oldukları yerde korunması  ve gelecek nesillere aktarılması hususunda hassasiyet göstermelerini bekliyoruz."

İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nin nitelik ve nicelik olarak  geliştirilerek çağın gereksinimlerine uygun şekilde inşasını sağlamayı  hedeflediklerini dile getiren Oktay, 2019 Şubat'ta temeli atılacak bu büyük  projeyi, iki yıl içinde tamamlamayı öngördüklerini bildirdi.

Oktay, ayrıca Ankara'da yapımı devam eden Cumhurbaşkanlığı Senfoni  Orkestrası Konser Salonu inşaatını da tamamlayarak başkentin kültür ve sanat  hayatına önemli bir eser kazandıracaklarını belirtti.

Toplumun bilgi, eğitim, kültür ve sosyalleşme ile ilgili ihtiyaçlarını  hiçbir ayrım gözetmeden ve ücretsiz biçimde karşılayan "Millet Kıraathanesi"  özelliğinde hizmet veren kütüphaneleri ülke genelinde yaygınlaştıracaklarını  ifade eden Oktay, 2019 yılında da kültürel değerleri korumak ve yaşatmak  amacıyla, kültür mirası eserlerinin restorasyon çalışmalarını, ülke sınırları  içerisinde ve dışında sürdürmeye devam edeceklerini söyledi.

İstanbul'da Rami Kışlası ve Topkapı Sarayı Müzesi ile Çanakkale'de  kültür mirası eserleri onaracaklarını ifade eden Oktay, "Bu bağlamda özellikle  kale, müze ve ören yeri onarımları ile birlikte halk kütüphanelerinin yapım ve  onarım çalışmaları ile cami, külliye ve medrese onarımlarına 2019 yılında da  devam edeceğiz." diye konuştu.

"Yüksek katma değerli üretime odaklandık"

Yüksek katma değerli üretime odaklandıklarını belirten Oktay,  verimlilik artışı, etkin dijitalleşme ve bölgesel özellikleri dikkate alarak bunu  sağlayacaklarını ifade etti.

Ar-Ge ve yenilikçilik faaliyetlerini destekleyerek, yüksek katma  değerli üretimi teşvik ettiklerini dile getiren Oktay, şunları söyledi:

"2019 yılı ve sonrası dönemin yüksek katma değerli üretim öncülüğünde  bir büyüme için milat olmasını istiyoruz. Bu amaçla en öncelikli yapısal  reformumuz 'Yerlileştirme Ürün Programı' olacak. 4 binden fazla ürün arasından  cari açığı kapatma hedefi doğrultusunda seçilen öncelikli ürünler, Ar-Ge'den seri  üretime, uçtan uca yönetilen program bazlı destek ve takip mekanizmalarıyla yerli  olarak üretilecektir.

Böylelikle, üretim cephesindeki yapısal kırılganlıkları gidermeyi ve  makroekonomik temellerimizi daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bu alanda  atacağımız adımlar, güçlü ödemeler dengesine, düşük enflasyon hedeflerimize ve  nitelikli istihdama önemli katkılar sağlayacaktır."

Uzay teknolojileri gibi stratejik alanlarda da önemli adımlar  attıklarını vurgulayan Oktay, "Milli uzay sanayimizin güçlendirilmesi, bilimsel  altyapı ve insan kaynağının geliştirilmesi için Türkiye Uzay Ajansını kurduk.  Uzay Ajansı, ülkemizde uzay ve havacılık teknolojileriyle ilgili proje ve  faaliyetlerin koordinasyonunu yürütecektir." diye konuştu.

İktisadi kalkınmayı daim kılmak üzere küresel gelişmeleri takip  ederek, özel sektörün dinamikleri ve taleplerini dikkate alıp yatırımların  hızlandırılmasına yönelik tedbirleri almayı sürdüreceklerini ifade eden Oktay,  şöyle devam etti:

"KOBİ'lerin teknolojik yeniliklere süratle uyumlarını sağlamak,  rekabet güçlerini yükseltmek ve ekonomiye katkılarını artırmak da önemli bir  gündem maddemiz. Yüksek teknolojili alanlar ve imalat sektörü başta olmak üzere,  başarılı işletmelerin kurulmasını sağlayıp, girişimciliği yaygınlaştırmak, ana  hedeflerimiz arasındadır. Yüksek teknolojinin KOBİ'ler vasıtasıyla tabana  yayılmasını sağlamak için; Ar-Ge ve yenilik projelerinde çıktıların ticari  prototip ve ürüne dönüşmesini, bunların piyasayla buluşmasını kolaylaştırmak  adına girişimcilere ve KOBİ'lere destek sağlıyoruz ve daha fazla desteklemeye  devam edeceğiz."

"Tarıma 26,5 milyar lira kaynak ayırdık"

Tarım ve ormancılık politikaları ile üretimi ve üreticiyi  desteklediklerini ve desteklemeye devam ettiklerini anımsatan Oktay, "2019  yılında bütçemizden yatırım ödenekleri dahil tarıma 26,5 milyar lira kaynak  ayırdık. Önümüzdeki dönemde, tarım ve ormancılığı geliştirecek, sürdürülebilirlik  temelli, üretici merkezli, kalkınmayı destekleyen, gençleri ve kadınları üretime  dahil edecek faaliyetlerimize hız kesmeden devam edeceğiz." şeklinde konuştu.

Oktay, Türkiye'nin, 2002'de tarımsal hasıla bakımından dünyada  11'inci, Avrupa'da 4.  iken, bugün dünyanın 7'nci, Avrupa'nın ise 1. ülkesi  olduğunu belirtti.

Tarımsal ihracatı 3 milyar 752 milyon dolardan 17 milyar dolara  çıkardıklarını, tarım sektörünün büyümesi ve gelişmesi için daima çiftçinin  yanında yer aldıklarını belirten Oktay, şunları kaydetti:

"Çiftçilerimize verdiğimiz destekleri her yıl artırdık. 2019 yılı için  destek miktarımızı yüzde 10,7 oranında artırarak, 16,1 milyar liraya çıkarıyoruz.  Bitkisel ve hayvansal üretim alanlarında birçok destek uygulamasını hayata  geçirdik. Gübre ve yemden alınan KDV'yi tamamen kaldırdık. Kırsalda hayat  standardının yükseltilmesi, kadın ve genç nüfusun üretime teşvik edilmesi için  çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz. Kırsal Kalkınma alanında yürüttüğümüz  destekleme programlarıyla uygulamaya geçirilen 23 bin proje sayesinde 150 bin  istihdam sağlandı.

Genç Çiftçilere Hibe Projesi ile de 2016'dan bugüne 47 bin genç  çiftçiye destek verdik. Tarım alanı için ayırdığımız bütçe ile üreticiyi merkeze  alan, daha dinamik, bütüncül ve katma değer odaklı projelere yöneleceğiz. Tarım  ve hayvancılık alanındaki üretimimizi uluslararası alana da kaydırarak  genişleteceğiz. Yeni dönemde toprak ve suyu bir arada yönetme politikalarını  etkinleştirerek, üreticilerimizin refahtan daha fazla pay almasını, mevcut  kaynaklarımızın daha verimli kullanılmasını sağlayacağız."

Türkiye'nin, erozyonla mücadelede dünya birincisi olduğunu vurgulayan  Oktay, "Orman varlığını arttıran nadir ülkelerden biriyiz. İnşallah, 2023'e kadar  7 milyar fidanı toprakla buluşturmuş olacağız." dedi.

2019 bütçesinde yerel yönetimlere ayırdıkları kaynağın bir önceki  yıla göre yüzde 28,4 arttığını belirten Oktay, şöyle konuştu:

"Şehirlerimizin kimliğini canlandıran, yatay mimariyi esas alarak  mahalle ve sokak kavramını öne çıkaran bir şehircilik anlayışıyla mekansal  planlama ve uygulama çalışmalarımızı yürüteceğiz. Şehirlerimizi daha yeşil ve  ferah yaşam alanları haline dönüştürmek ve kimlikli yeşil şehirler oluşturmak  üzere 81 ilimizde millet bahçesi çalışmalarını yürüteceğiz. Daha yeşil ve  yaşanabilir şehirler hedefimiz kapsamında bisiklet yolu, yeşil yürüyüş yolu ve  çevre dostu sokak yapılmasına ilişkin çalışmaları yürüteceğiz."

Gelecek nesillere temiz ve gelişmiş bir ülke ile yaşanabilir bir dünya  bırakmak amacıyla 2017 yılında Sıfır Atık Projesi başlatıldığını hatırlatan  Oktay, "İlk defa Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde hayata geçirilen proje, halen 10  bin kurum binasında uygulanıyor. Uygulamanın 2023 yılında tamamen hayata  geçirilmesiyle, yıllık 20 milyar lira değerinde bir ekonomik kazanca ulaşmayı  hedefliyoruz." bilgisini paylaştı.

Sosyal konut üretiminde devletin girişimci ve üretici bir kurumu olan  Toplu Konut İdaresinin (TOKİ) özellikle piyasa şartlarında alım gücü düşük  vatandaşları konut sahibi yaptığını dile getiren Oktay, "TOKİ'nin son 10 yıllık  konut üretim ortalaması yıllık yaklaşık 55 bindir. Bu konutların satışında, dar  ve orta gelir düzeyindeki vatandaşlarımız yanında, engelliler, şehit aileleri ve  maluller ile emekliler için de kontenjan ayrılıyor." ifadelerini kullandı.

"Yenilenebilir enerji kaynaklarımızı değerlendiriliyoruz"

Fuat Oktay, enerji ve tabii kaynaklar alanlarında, milli enerji ve  maden politikasını hayata geçirdiklerini anlatarak, dışa bağımlılığın  azaltılması, kaynakların rasyonel şekilde kullanılması, sürekli ve makul  maliyetli enerji ve ham madde arzı sağlanması hedeflerine odaklandıklarını  belirtti.

Piyasalarda öngörülebilirliğin sağlanması, enerji verimliliği ve yerli  teknolojinin geliştirilmesi başlıklarının da diğer çalışma alanlarından  bazılarını oluşturduğunu aktaran Oktay, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Enerji ve maden stratejilerimizi politik sürdürülebilirlik, finansal  sürdürülebilirlik ve katılımcılık ilkeleri doğrultusunda inşa ediyoruz. Milli  enerji ve maden politikamız çerçevesinde yerli kömürün yanı sıra rüzgar, güneş,  hidrolik, jeotermal ve diğer yenilenebilir enerji kaynaklarımızı  değerlendiriliyoruz. Bugün yenilenebilir enerji kaynaklarının payı toplam kurulu  gücümüz içinde yüzde 47,9 seviyesindedir. Yerli ve yenilenebilir kaynaklarının  kurulu gücümüzdeki payını 2023'te yüzde 65 seviyesine çıkarmayı  hedefliyoruz."

Nükleer güç santrallerinin de elektrik üretim sepetinde olmasının önem  arz ettiğini dile getiren Oktay, üzerinde önemle durdukları bir diğer konunun ise  enerji verimliliği olduğunu söyledi.

Oktay, enerji verimliliği kapsamında 55 eylem maddesinden oluşan  Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı'nın uygulanmaya başlandığını, uygulama  dönemi sonu olan 2023'te 8,4 milyar dolar mali tasarruf sağlamayı amaçladıklarını  bildirdi.

Yer altı kaynaklarının gerçek potansiyelini ortaya koymak adına  özellikle son yıllarda maden arama faaliyetlerini yoğunlaştırdıklarını belirten  Oktay, "2017 yılında ekonomik olarak işletilebilir değeri 100 milyar dolar olan  önemli maden yatağı rezervleri tespit ettik. Bu rezervlerden ekonomik olanları  işletmeye almak hedeflerimiz arasındadır." açıklamasını yaptı.

"Ulaştırma ve altyapı yatırımları öncelikli alanlarımız  arasında"

Ulaştırma ve altyapı yatırımlarının öncelikli alanlar arasında olmaya  devam ettiğini aktaran Oktay, şöyle devam etti:

"Bugüne kadar milli bütçeden ve kamu özel iş birliği ile ulaştırma ve  haberleşme altyapısına toplam 537 milyar lira yatırım gerçekleştirdik. Önümüzdeki  dönemde ulaştırma alanında bölgelerimizi ve illerimizi birbirleri ile  bütünleştirmeye, hem yolcu hem de yük açısından güçlü bir lojistik ve ulaştırma  altyapısı oluşturmaya devam edeceğiz. Kara yolunda ülkemizin kuzeyini güneyine,  doğusunu batısına bağlayan ana akslarımızı tamamlayacak ve otoyol ağımızı  geliştireceğiz. Havacılık ve denizcilik sektörlerinde ülkemizi dünyanın en önemli  transit merkezlerinden birine dönüştüreceğiz.

Trafik yoğunluğunun yüksek olduğu kesimlerde trafik güvenliğinin  artırılması ve taşıma sürelerinin kısaltılması amacıyla bölünmüş yol yapımına  devam edeceğiz. Ülkemizin uydu haberleşme ihtiyaçlarına yönelik olarak  uydularımızın yedekliliğini sağlamak ve mevcut kapasiteyi arttırmak üzere yerli  ve milli imkanlarla üretilen uydu projelerine devam ediyoruz."

"Savunmada değil taarruzdayız"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliği ve kararlı duruşuyla  15 Temmuz ile başlayan arınma sürecinin odaklandığı en önemli başlıklardan  birinin de terörle mücadele olduğuna vurgu yapan Oktay, FETÖ başta olmak üzere  PKK, DEAŞ ile mücadelenin olmazsa olmazları olduğunu ve kararlılıkla devam  ettiğini söyledi.

Oktay, "Terörle mücadelede ciddi bir strateji değişikliğine gittik.  Artık tehdidi ve tehlikeyi kendi sahamızda değil, oluştuğu yerde karşılıyoruz.  Savunmada değil taarruzdayız. Ülkemize tehdit oluşturan son terörist de ortadan  kalkana kadar mücadeleyi sürdürmekte kararlıyız." ifadelerine yer verdi.

Uyuşturucu, terörle mücadele, trafik ve göç konularında Türkiye'yi  hedefleri ulaştırma noktasında ortaya koydukları projelere yenilerini  ekleyeceklerini kaydeden Oktay, "81 ilde faaliyete geçirdiğimiz NARKOTİM Projesi,  çok ciddi çıktılar üretmeye başlamıştır. Bilinçlendirme ve farkındalık oluşturma  faaliyetleri kapsamında NARKO-TIR, NARKO REHBER, NARKO AFİŞ, alan denetimi, uyuma  uygulaması gibi projeler sahadaki etkinliğimizin artmasına büyük katkı  sağlamıştır. Trafikte hedefimiz mevcut kazaları ve can kayıplarını en aza  indirmektir." diye konuştu.

Göç konusunda özellikle mevcut göçmenlerin geri dönüş imkanlarının  kolaylaştırılması, bu konuda bilinçlendirilmeleri, bununla birlikte göçmenlerin  uyum sorunlarının giderilmesinin de 2019 yılında ağırlık verilecek konular  arasında olduğunu dile getiren Oktay, "Düzensiz göçle mücadelemiz ise kesintisiz  devam edecektir." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, afetin öncesi, afet anı ve  iyileştirme süreçlerini eş zamanlı olarak ele alan anlayışlarının devam edeceğini  ve kurumsal kapasitelerinin arttırılarak yurt dışı yardımlarının da aynı şekilde  miktar ve nitelik bakımından geliştirilmesinin sağlanacağını belirtti.

"Türkiye, komşularının da toprak bütünlüğünden yanadır"

Uluslararası güvenlik alanında değişimler yaşandığı bir süreçten  geçildiğine dikkati çeken Oktay, bu dönemde ülkenin çok boyutlu ve amaçlı terör  olaylarına maruz kaldığını anlattı.

"Birlik ve beraberliğimizi bozmak isteyen her türlü tehdit ve tehlike  ile mücadeleyi başarıyla yürütmekteyiz." diyen Oktay, şöyle konuştu:

"Sınırlarımızda terör koridoru oluşturulmasına asla müsaade  etmeyeceğimizi, her seviyede ve her platformda tekrarlıyoruz. Bölgesinde güvenlik  ve istikrarın sağlanmasına büyük önem ve destek veren Türkiye, komşularının da  toprak bütünlüğünden yanadır. Bu çerçevede yakın zamanda elde edilen en önemli  kazanımlardan biri, İdlib çatışmasızlık bölgesindeki gelişmelerin yönünün  değiştirilmesidir. Bu başarı, Sayın Cumhurbaşkanımızın şahsi gayretleri ve Sayın  Putin'in de olumlu yaklaşımı ile 17 Eylül 2018 Soçi Zirvesi’nde Türkiye ve Rusya  arasında varılan mutabakat sonucunda elde edilmiştir. Türkiye olarak,  karşılaştığımız sorunları diyalog ve müttefiklik anlayışı çerçevesinde çözme  irademizi korumayı sürdüreceğiz. Tüm bunları yaparken Türk Silahlı Kuvvetlerimizi  yerli ve milli teknolojiyi en üst düzeyde kullanarak modernize etmeye devam  ediyoruz."

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin, Türkiye'nin, dış politika  alanında daha güçlü bir şekilde ilerleyebilmesinin yolunu açtığına vurgu yapan  Oktay, şu ifadeleri kullandı:

"Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 'girişimci ve insani' dış  politika yaklaşımımızı en etkin şekilde uygulamaya geçirmeye devam edeceğiz. Bu  yaklaşım, coğrafi konumumuz, zengin tarihi birikimimiz, köklü devlet geleneğimiz,  dinamik ve genç nüfusumuz ile insani, vicdani ve kültürel değerlerimizden ilham  alarak oluşturuldu. Bu yönüyle dış politikamız 'yerli ve millidir.' Stratejik  ilişkilerimizin geliştirilmesi, kriz yönetimi, yurt dışındaki vatandaş, soydaş ve  akrabalarımızın haklarının savunulması, terörle mücadele ve bölge odaklı açılım  dış politikamızın temel hedefleridir."

"Türkiye, NATO'ya katkılarını gelecek dönemde de sürdürecek"

Türkiye'nin barış, güvenlik ve istikrarın tesisi için temel bir  platform olarak gördüğü NATO'ya katkılarını gelecek dönemde de sürdüreceğini  belirten Oktay, "AB'ye tam üyelik de bizim için bir stratejik hedef olmaya devam  etmektedir. AB gibi ABD'yle ilişkilerimizi de stratejik olarak tanımlıyor,  müttefikliğin gereklerini tam anlamıyla ve dayanışma ruhu içerisinde yerine  getirilmesini bekliyoruz." görüşlerini dile getirdi.

Oktay, Türkiye'nin, dış politikasını gelişen imkanlarla yürüttüğünü,  dış misyonların sayısının ise 242'ye ulaştığını kaydetti.

Türkiye'nin, diplomatik ağının büyüklüğüyle dünyada beşinci sıraya  yükseldiğini vurgulayan Oktay, "Suriye ihtilafına siyasi çözüm bulunması,  önceliğimiz olmayı sürdürmektedir. Bu çerçevede, Astana garantörü ülkeler olarak  Rusya ve İran ile müşterek çalışmalarımızı Birleşmiş Milletler ile bilistişare  sürdürüyoruz." açıklamasını yaptı.

"Uluslararası platformlarda Filistin davasının takip edilmesi de  önceliklerimiz arasındadır." ifadesini kullanan Oktay, "Geçtiğimiz günlerde  Cenevre'de yapılan son görüşmelerde de Anayasa Komitesinin kuruluşu başta olmak  üzere siyasi süreçte ilerleme sağlanmasına yönelik çabalarımızın  yoğunlaştırılması hususunda mutabık kaldık." diye konuştu.

Türkiye'nin, Irak'ın toprak bütünlüğüne önem verdiğini belirten Oktay,  bu ülkede Türkmenlerin hak ve çıkarlarını hep ön planda tuttuklarına işaret etti.

Girişimci ve insani yaklaşımlarının yansımalarının, dünya üzerinde  çatışmaların önlenmesi ve barışçı yollardan çözümü kültürünün yerleştirilmesi  için harcadıkları çabalarda da somut biçimde görüldüğünü ifade eden Oktay, "BM  çatısı altında kurulmasına öncülük ettiğimiz Barış İçin Arabuluculuk Girişimini  geliştiriyoruz. BM, AGİT ve en son bu yıl İslam İşbirliği Teşkilatında  Arabuluculuk Dostlar Grubunu kurduk ve eş başkanlığını üstlendik. Arabuluculuğun  çatışmaların barışçı çözümü için yaygınlaşması amacıyla çaba harcıyoruz. Tüm bu  politikalarımızı ülkemizi, insanımızı huzur ve güven içinde çağdaş medeniyet  seviyesine çıkarma hedefi çerçevesinde yürütüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Yurt dışındaki vatandaşların hak ve çıkarlarının korunmasının en temel  görevleri olduğunu dile getiren Oktay, "İnsanımız her zaman en büyük değerimizi  teşkil ediyor. Dünyada neresinde bir vatandaşımız, soydaşımız varsa biz oradayız.  Konsolosluk hizmetlerinin kalitesinin artırılması için gereken tüm imkanları  seferber etmeyi önümüzdeki dönemde de sürdüreceğiz." ifadelerini kullandı.




Kaynak: www.milliyet.com

Bu haber 229 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SİYASET Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
HAVA DURUMU
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
resmi ilanlar
GAZETEMİZ

Terörsüz Türkiye Hedefi Doğrultusu Yürütülen Süreci Doğru Buluyor musunuz?


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI YUKARI