beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...



Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın'dan IMF açıklaması

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın kabine toplantısı devam ederken yaptığı açıklamada IMF iddiaları ile ilgili, "Türkiye'nin IMF ile teması, ilişkisi söz konusu bile değildir. Türkiye için IMF yılları geride kalmıştır" ifadelerini kullandı.

facebook-paylas
Tarih: 05-02-2019 07:59

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın'dan IMF açıklaması

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "Münbiç'te ve  Fırat'ın doğusunda da benzer bir modelin uygulanması için bizim temel  beklentimiz, bu bölgenin kontrolünün Türkiye'de olması." dedi. 

Kalın, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında  Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılan Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı devam  ederken açıklamalarda bulundu.

Toplantıda güvenlik konusunun iç ve dış güvenlik olmak üzere iki  başlık şeklinde ele alındığını söyleyen Kalın, bu doğrultuda Milli Savunma  Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve MİT Başkanlığının sunumları olduğunu belirtti. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank'ın da Türkiye'de kullanılan  ürünlerdeki millilik oranıyla ilgili bir sunum yaptığını ifade eden Kalın, Milli  Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın iç ve dış tehditlerle ilgili detaylı bilgi  verdiğini aktardı.

Kalın, "Türkiye'nin Suriye'de olsun, Irak'ta olsun diğer bölgelerde  olsun terör tehditlerine karşı kararlılıkla mücadeleye bundan sonra da devam  edeceğini özellikle vurguladılar." diye konuştu.

Milli Savunma Bakanlığından bir heyetin Rusya'ya gittiğini anımsatan  Kalın, "Özellikle güvenli bölge, İdlib ve diğer konuları ele almak üzere Rus  tarafıyla da bu temaslarımız yoğun bir şekilde devam ediyor, önümüzdeki günlerde  de devam edecek." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, dün katıldığı bir programda "14 Şubat'ta  Soçi'de yapılacak zirveye katılacağını" ifade ettiğini hatırlatan Kalın, "Bu  zirvede de bildiğiniz gibi o mekanizma daha önce kurulmuştu, özellikle Suriye,  İdlib ve Astana sürecini etraflı bir şekilde ele alacağız. Burada tabii güvenli  bölge meselesi de önem arz ediyor. Bunu hem Amerikalılar ile hem Ruslar ile hem  diğer paydaşlarla yani İranlılar ile ve diğer paydaşlarımızla da konuşmaya devam  ediyoruz." bilgisini aktardı.

Güvenlik ve dış politikanın önemli başlıklarından

Konunun güvenlik ve dış politika gündemlerinin önemli başlıklarından  biri olmaya devam ettiğini vurgulayan Kalın, "Sayın Trump'ın çekilme kararından  sonra Amerikan yönetiminin askeri birimlerinin bu konuda birtakım planlamalar  yaptığını biliyoruz. Biz de bildiğiniz gibi burada bazı heyetleri kabul ettik."  diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun bu konunun takibi için yarın  ABD'ye gideceğini ve oradaki Türkiye-Suriye koordinasyon toplantısına  katılacağını dile getiren Kalın, orada da özellikle güvenli bölge meselesinin  detaylı bir şekilde ele alınacağına değindi.

Bu konuda temel beklentilerinin Türkiye'nin milli güvenliğini teminat  altına alacak adımların atılması olduğuna işaret eden Kalın, şöyle devam etti:

"Burada oluşturulacak güvenli bölge '30-35 kilometre' gibi rakamlar  telaffuz edildi biliyorsunuz, bunu ne şekilde, hangi modalitelerle sahada ne tür  askeri varlıkla yapacağımız konusunda biz birtakım ilkeler açıkladık. Bu bölgenin  kontrolü Türkiye'de olmalıdır, bir başka gücün kontrolünde olmamalıdır çünkü yine  Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi geçmişten edindiğimiz tecrübelerle  bu bölgeyi de güvence altına alabilecek tek gücün Türkiye ve Türk Silahlı  Kuvvetleri olduğuna biz inanıyoruz. Bugüne kadar Cerablus bölgesinde olsun, Afrin  ve İdlib bölgesinde olsun Türkiye Cumhuriyeti'nin ilgili bütün birimleri, askeri,  istihbari birimleri herkes için güvenliği sağlayabilecek imkan ve kabiliyetlere  sahip olduğunu zaten göstermişti.

Dolayısıyla Münbiç'te ve Fırat'ın doğusunda da benzer bir modelin  uygulanması için bizim temel beklentimiz, bu bölgenin kontrolünün Türkiye'de  olması. Bunun SDG başlığı altında ya da PYD-YPG gibi terör örgütlerine bir  kalkan, bir kamuflaj olmasına Türkiye asla müsade etmeyecektir. Bu tür fikirler  düşünenler varsa bunlardan sarfınazar etmelerini tavsiye ederiz çünkü bu konuda  biz son 1-1,5 yılda birçok oyalama taktiğiyle karşı karşıya kaldık, bizim bu  terör örgütüne, PKK'nın Suriye'deki uzantılarına karşı kararlılığımız son derece  nettir."

"Mevzu gündemimizde"

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve MİT Başkanı Hakan Fidan'ın da  sunumlarında bu konulara değindiklerini dile getiren Kalın, "Bu mevzu  gündemimizde olmaya devam edecek. Gerek Amerikalılar ile gerek Ruslar ile bu  konudaki müzakerelerimizi sürdüreceğiz ama dediğim gibi bu bölgeden Türkiye'ye  dönük herhangi bir tehdidin, terör riskinin tekrar husule gelmesine asla müsaade  etmeyeceğiz. Bu konuda son derece kararlı olduğumuzu bir kez daha vurgulamak  istiyorum." şeklinde konuştu.

Kalın, toplantıda ekonomiyle ilgili konuların da ele alındığını  vurgulayarak son dönemlerde piyasalarda sakin bir seyrin işlediğini, kur bazında  önemli bir pozitif istikrarlaşmanın gerçekleştiğinin görüldüğünü ifade etti.

Turizm gelirleri noktasında Türkiye'nin parlak bir yıl yaşadığını ve  bu gelirlerin arttığını bildiren Kalın, şunları kaydetti:

"Bir diğer önemli gösterge de özellikle dış ticaret hacminde yaşanan  büyüme yani hem ihracatta hem turizmde eş zamanlı olarak yaşadığımız olumlu  gelişmeler var. Ocak ayı itibarıyla da ticaret hacmimiz yüzde 6,3'lük bir artış  gösterdi ki bu Türk sanayicisinin, üreticisinin dünya pazarlarına erişiminin ne  kadar giderek güçlendiğini, arttığını bir defa daha gösteriyor. Bu çerçevede  hükümetimiz KOBİ'lere ve diğer firmalara üretim noktasında desteklerini devam  ettirecek."

Hazine ve Maliye Bakanlığının koordinasyonunda ilgili bütün  bakanlıkların sanayiciye, üreticiye farklı destek paketleri açıklamaya devam  ettiğine dikkati çeken Kalın, bunun 2019 yılında da devam edeceğini,  semerelerinin görülmeye başlandığını belirtti.

Ekonomi konusunda bir diğer önemli başlığın da enflasyonla mücadele  olduğunu anımsatan Kalın, rakamın daha aşağılara çekilmesi için bir dizi tedbirin  hayata geçirildiğini bildirdi.

Bununla ilgili Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının da yaptığı  açıklamalar bulunduğunu aktaran Kalın, "Özellikle yıl sonu itibarıyla 14,6 gibi  bir rakama ulaşılması bu yıl içerisinde, 2020 yılında ise enflasyon hedefinin  yüzde 8,2 olarak belirlenmesi ekonomimizin bünyesinin ne kadar güçlü olduğunu da  bir kez daha gösteriyor." dedi.

"Türkiye için IMF yılları geride kalmıştır"

"Türkiye'nin seçimlerden sonra IMF'ye gideceğine" dair birtakım  rivayetlerin dolandırıldığını gördüklerine işaret eden İbrahim Kalın, konuşmasını  şöyle sürdürdü:

"Ne iş çevrelerimiz ne vatandaşlarımız bu rivayetlerin hiçbirisine  itibar etmesinler lütfen. Bunlar tamamen Türk ekonomisiyle ilgili algıyı  bulandırmaya dönük algı operasyonlarıdır. Bu operasyonların nereden yapıldığını  da az çok tahmin ediyoruz, nerelerden geldiğini de görüyoruz. Bunları  izlediğimizi de bir kez daha ifade etmek isteriz. Altını tekrar net bir şekilde  çizmek isterim ki Türkiye'nin IMF ile hiçbir şekilde ne seçimden önce, ne de  seçimden sonra bir teması, ilişkisi, yeni bir süreci söz konusu bile değildir.  Türkiye için IMF yılları geride kalmıştır. Bu konuda kimse herhangi bir yanlış  düşünce içerisinde olmasın."

Çipras'ın ziyareti

Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras'ın yarın Türkiye'ye resmi  ziyarette bulunacağını hatırlatan Kalın, Çipras'ın, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat  Oktay ile görüşeceğini daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul  edileceğini söyledi.

Yunanistan ile yoğun bir gündemleri bulunduğunu bildiren Kalın, "Sayın  Çipras'ın buraya gelmeden önce bugün Anadolu Ajansına yaptığı açıklamalar  memnuniyet verici, bu yaklaşımlarının pozitif ve iyi niyetli olduğunu  göstermektedir. Yarınki görüşmelerin de biz bu çerçevede gerçekleşeceğine  inanıyoruz." ifadesini kullandı.

"Akdeniz'de oldubittiye göz yumulmayacak"

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Milli Savunma Bakanı Hulusi  Akar'ın sunumlarında bir konunun altını çizdiklerini aktaran Kalın, şu bilgileri  verdi:

"Türkiye gerek Ege'de, gerek Akdeniz'de, gerekse Karadeniz'de  egemenlik haklarından doğan temel haklarını savunmak için bugüne kadar gösterdiği  kararlı tutumu bundan sonra da göstermeye devam edecektir. Kim tarafından gelirse  gelsin özellikle Doğu Akdeniz'de bir oldubittiye Türkiye'nin göz yummayacağını  herkesin bilmesi gerekir. Zira Akdeniz'in bir barış denizi haline gelmesi,  kaynakların eşit ve adil bir şekilde bulunması, çıkartılması ve paylaşılmasıyla  mümkün olabilir. Şu veya bu gerekçeyle özellikle Kıbrıs Rum tarafının belli  ülkelerle yaptığı anlaşmalar çerçevesinde defacto durumlar yaratmaya çalışmasının  beyhude bir çaba olduğunu bir kez daha ifade etmek isteriz. Türkiye bunları asla  kabul etmeyecektir."

Türkiye'nin uluslararası hukuk çerçevesinde Kuzey Kıbrıs Türk  Cumhuriyeti ile bir dizi anlaşma imzaladığını aktaran Kalın, "Enerji Bakanlığımız  da bildiğiniz gibi bugün Doğu Akdeniz'de Kıbrıs'ın etrafında kendisine tahsis  edilen bölgelerde de arama çalışmaları yapmaktadır, yakında sondaj çalışmalarının  başlayacağını da öngörüyoruz. Bu çalışmalar devam edecektir. Türkiye'yi tabiri  caizse Antalya Körfezi'ne hapsetmeye çalışan yaklaşımların bizim açımızdan kabul  edilebilir olmadığını bir kez daha ifade etmek istiyorum." değerlendirmesinde  bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın  Ürdün Kralı 2. Abdullah'ı ağırladığını ve  Ürdün'ün, iyi ilişkilerin bulunduğu kardeş, dost bir ülke olduğunu anımsatan  Kalın, "Özellikle hem ikili ticari ilişkilerimiz, serbest ticaret anlaşmasının  yeniden tesis edilmesi, Filistin meselesi ve diğer bölgesel konular Suriye başta  olmak üzere etraflı bir şekilde  burada ele alındı. Ürdün ile bu yakın  temaslarımızı bundan sonra da devam ettireceğiz." diye konuştu.

Suriye'deki gelişmelere değinen Kalın, şunları kaydetti:

"Münbiç yol haritasının uygulanmasıyla ilgili çağrımızı buradan tekrar  etmek istiyorum, Amerikalı yetkililerle bu konuyu uzun bir süredir müzakere  ediyoruz. Şu ana kadar aslında bu anlaşmanın çoktan ya da yol haritasının çoktan  hayata geçirilmiş olması gerekirdi. Oyalama taktiklerinin kimseye bir faydası  olmayacaktır. İki müttefik olarak, iki NATO üyesi ülke olarak artık bu Münbiç yol  haritasının ivedilikle daha fazla gecikme olmadan hayata geçirilmesi hem ikili  ilişkilerimiz, hem bölgenin güvenliği, hem de Suriye'deki süreç açısından büyük  önem arz ediyor. Sayın Dışişleri Bakanımızın yarın yapacağı ziyarette de bu konu  etraflı bir şekilde ele alınacak ama Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesinin, Türkiye  Cumhuriyeti'nin beklentisinin de bu yol haritasının bir an önce uygulanması  olduğunun altını özellikle çizmek istiyorum."

Güvenli bölge konusunda ABD ile anlaşmaya varıldığına yönelik  iddiaların hatırlatılması üzerine Kalın, basında çıkan haberlerin doğru  olmadığını belirterek, bu konuda müzakerelerin devam ettiğini bildirdi.

Bir oldu bittiyle bu bölgeyi, PYD-YPG terör örgütünü koruyan bir  tampon bölge haline getirme yaklaşımlarını reddettiklerinin altını çizen Kalın,  "Burası güvenli bölge olacaktır. Şu veya bu terör örgütünü korumak için kurulacak  bir tampon bölge olmayacaktır. Türkiye, buna asla müsaade etmez." diye konuştu.

Amerikalı mevkidaşlarıyla yaptıkları müzakerenin özünü bunun  oluşturduğunu vurgulayan Kalın, "Sayın Trump'ın '20 mil' olarak açıkladığı  güvenli bölge, Türkiye'yi, Türkiye sınırını ve o bölgede yaşayan Suriyelileri  korumayı hedeflemektedir. Başka bir düşünceyle birileri bir takım planlar  yapıyorsa, Türkiye'nin buna onay vermeyeceğini bilmeleri gerekir."  değerlendirmesinde bulundu.

"ABD desteği çekildikten sonra Suriye'de böyle bir örgüt olmayacak"

"Bölgeye uluslararası bir güç konuşlansın, Türkler olmasın" gibi bir  takım fikirlerin de ortaya atıldığına dikkati çeken Kalın, şöyle devam etti:

"Açıkçası Sayın Trump'ın koyduğu iradeden sonra ilgili birimlerin bu  konuyu sürekli bulandırması, bizi de düşündürüyor. Hangi saiklerle, amaçlarla bu  açıklamaları yaptıklarını, bu tür planlar üzerinde çalıştıklarını anlamakta  zorlanıyoruz. Bu o kadar zor bir konu değil. ABD, Obama döneminde YPG ve PYD'ye  bu askeri desteği verene kadar, Suriye'de eli silahlı şu kadar bölgeyi kontrol  eden elinin altında bu kadar silahlı askeri olan YPG/PYD diye bir örgüt yoktu. Üç  yıl önce bu güce sahip böyle bir örgüt yoktu. Amerikan koruma kalkanı ve desteği  çekildikten sonra yine Suriye'de böyle bir örgüt olmayacak. Bundan ne Suriye ne  Suriye halkı kaybeder. Suriye Kürtleri de özgürleşir. Suriye'nin Arap'ı da  Türkmen'i de Süryani'si de Arami'si de özgürleşir.

Aynı biz Cerablus bölgesinde, Azez, Afrin, İdlib'de yaptığımız gibi  yerel halkla ve meşru muhalif unsurlarla bu bölgelere güvenlik ve istikrarı çok  rahat bir şekilde getirebiliriz. Hiç kimsenin YPG/PYD gibi bir terör örgütüne ya  da onun maşalarına ihtiyacı yok. Dolayısıyla burada böyle bir kaygı içindelerse,  'Bizimle DEAŞ'a karşı savaşan müttefiklerimizi ortada bırakamayız' gibi  söylemlerin sıkça Amerikan basınında gündeme getirildiğini görüyoruz. Şunu  bilmeleri gerekir ki bir terör örgütüyle, bir başka terör örgütü def edilemez.  Bir terör örgütüne destek vererek, bir başka terör örgütü bertaraf edilemez. Bu  eninde sonunda bumerang olarak gelir. Sizi de vurur."

"Amerikalılarla, Ruslarla bu konuyu görüşmeye devam edeceğiz"

Müzakerelerde muhataplarına açıkça "YPG/PYD ile ilgili nihai  hedefiniz, planınız nedir?" sorusunu yönelttiğini aktaran Kalın, bu soruya cevap  veremediklerini söyledi.

Muhataplarının, terör örgütü ile geçici olarak etkileşimsel bir  ilişkileri olduğunu söylediklerini aktaran Kalın, "DEAŞ ile mücadele bağlamında  bir ilişki kurduk, bu çerçevede ilişkiyi devam ettireceğiz ve sonlandıracağız."  dediklerini anımsattı.

Muhataplarına, DEAŞ ile mücadele sona erdiyse bu ilişkinin neden  sürdüğünü sorduklarını dile getiren Kalın, bunun cevabını alamadıklarını  belirtti.

Güvenli bölgenin amacının belli olduğunun altını çizen İbrahim Kalın,  bu çerçevede gerek Amerikalılarla gerek Ruslarla bu konuyu görüşmeye devam  edeceklerini bildirdi.

"4 temel prensip ittihaz edilmiş durumda"

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın sunumunda bedelli askerlikle  ilgili  bir bölümün olduğunu açıklayan Kalın, şunları söyledi:

"Bedelli askerliğe şu ana kadar yaklaşık 635 bin kişi başvurdu. Fakat  şimdi yeni askerlik modeli üzerinde çalışılıyor. Bedelli ve dövizli askerlik,  normal askerlik. Üç başlık olarak zaten gündemimizde var. Bunu daha da  çeşitlendiren Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi 6-9-12 ay gibi zaman  dilimlerine yayılabilecek farklı askerlik türleri üzerinde Milli Savunma  Bakanlığımızın bir çalışması var. Burada 4 temel prensip ittihaz edilmiş  durumda."

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, bu dört temel prensibi  "öngörülebilirlik", "ihtiyaçlar", "yükümlülerin eğitimi" ve "bu sistemin  sürdürülebilir olması" şeklinde açıkladı.

Milli Savunma Bakanlığının, bununla ilgili detaylı bir çalışma  yaptığını ve ilk sonuçlarını Kabineye arz ettiklerini bildiren Kalın, çalışmanın  tekemmül ettirildiği zaman Cumhurbaşkanı Erdoğan'a arz edileceği bilgisini verdi.

"Erdoğan ve Bahçeli her zaman görüşebilir"

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin ne zaman  görüşeceğine ilişkin bir soru üzerine Kalın, iki ismin her zaman  görüşebileceğini, 19 Şubat'tan önce de sonra da olabileceğini dile getirdi.

Erdoğan ve Bahçeli'nin görüşmelerinin önünde bir engel olmadığını  ifade eden Kalın, bir randevunun henüz sabitlenmediğine dikkati çekti.

"Bizim için endişe verici bir gelişme"

İbrahim Kalın, bir soru üzerine, "ABD ve Rusya'nın orta menzilli  nükleer kuvvetler anlaşması 'INF' diye bilinen anlaşmadan çekilmesi bizim için  endişe verici bir gelişme." değerlendirmesinde bulundu.

Bu anlaşmanın 1987'de bu imzalandığını hatırlatan Cumhurbaşkanlığı  Sözcüsü Kalın, anlaşmanın neticesi olarak dört ay gibi bir sürede 2 bin 500'ye  yakın orta menzilli füzenin imha edildiğini anlattı.

Geçen 30 yıllık süre içinde güven ve istikrarı sağladığını belirten  Kalın, karşılıklı suçlamalarla bu INF anlaşmasından iki tarafın da çekilmesinin  endişe verici olduğunu yineledi.

Kalın, şunları kaydetti:

"Silahsızlanmanın konuşulduğu, dünyanın bütün nükleer, kimyasal ve  kitlesel silahlardan arındırılması gereken bir dönemde böyle yeni bir silah  yarışına giriliyor, nükleer silahlanmaya doğru gidiliyor şeklindeki bir havanın  oluşması, böyle bir ihtimalin ortaya çıkması, elbette hepimiz için endişe  vericidir. Beklentimiz ve çağrımız bütün taraflara, bunu diplomatik yollardan  tekrar oturup, konuşup, eğer anlaşmanın revize edilmesi ya da güncellenmesi  gerekiyorsa bu yönde bir adım atmaları, orta menzilli, uzun menzilli, bize göre  bütün bu kitle imha silahlarını ortadan kaldıracak bir plan, güzergah, yaklaşımı  benimseyerek, bundan sonra hareket etmeleri olacaktır."

FETÖ terör örgütü mensubu F-16 pilotlarının gözaltına alınmasına  ilişkin bir soru üzerine Kalın, 11 pilotun gözaltına alınmasının hukuk devleti  ilkeleri açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Kalın, darbeden yaklaşık 2,5 yıl sonra hala FETÖ terör örgütüne mensup  kişilerin ortaya çıkmasının, zanlıların gözaltına alınmasının, tutuklanmasının,  yargı sürecine intikal ettirilmesinin bu tehdidin hala devam ettiğini  gösterdiğini vurguladı.

Bu konunun Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğunu tekrar  teyit ettiğini belirten Kalın, bunlarla ilgili soruşturmalar devam ederken,  dosyalar tekemmül ettirilirken sonuçlara binaen bu kişilerin tutuklandığını,  gözaltına alındığını, haklarında kararlar verildiğini söyledi.

Kalın, "Bazılarının iddia ettiği gibi keyfi olarak hiçbir delile  dayanmadan kanıtsız bir şekilde kimse içeri atılmıyor, işinden ihraç edilmiyor.  Bu kişilerle ilgili de soruşturma bugüne kadar devam etti ve bugün tekemmül  ettirildiği için bu karar bugün alındı daha önce tekemmül ettirilseydi bu karar  daha önce alınmış olacaktı. Bundan sonra da benzer şeyler olabilir tabii ki."  diye konuştu.

FETÖ ile mücadele konusunda Türkiye Cumhuriyeti'nin kararlılığının tam  olduğunun altını çizen Kalın, özellikle son dönemde örgütün kendi tabanını ayakta  tutmak için yurt dışında Türkiye'ye dönük birtakım propaganda faaliyetleri  yaptığını, karalama kampanyalarını artırmaya çalıştığını vurguladı.

"Kimi hedeflediklerini görüyoruz"

Bazen Amerika'daki televizyon dizilerine para vermek, repliklere  ekletmek suretiyle örgütün algı operasyonları yaptığını, bunları çok yakından  takip ettiklerini anlatan Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kimi hedeflediklerini, nereden kaynaklandığını da çok açık ve net  şekilde görüyoruz. Bu tür faaliyetlerin Türkiye'de alıcısı kalmamıştır. FETÖ  terör örgütünün Türkiye'de bir operasyon yapma kabiliyeti kalmamıştır. Kamuoyunda  bir karşılığı asla yoktur. Ama kendi tabanlarını ayakta tutmak için yurt dışında  birtakım çevreleri harekete geçirdiklerini, Türkiye aleyhine yazılar, kitaplar  yazdırdıklarını, toplantılar yaptırdıklarını biliyoruz. Bu onların suçluluk  duygusunu derinleştirmekten başka hiçbir işe yaramaz. Beyhude çabalarla artık  ölmekte olan o yapıyı ve ölmesi gereken o yapıyı ayakta tutamayacaklardır. Bundan  hiç kimsenin şüphesi olmasın. Biz de Türkiye Cumhuriyeti olarak vatandaşlarıyla,  kurumlarıyla, STK'leriyle, iş çevreleriyle, ilgili tüm birimleriyle bu habis  yapının karşısında net şekilde durmaya bundan sonra da devam edeceğiz."

Erdoğan'ın miting programı

İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip  Erdoğan'ın miting programlarına ilişkin soru üzerine, manifestonun açıklanmasıyla  seçim kampanya trafiğinin de başladığını ifade etti.

Şubat ayının ikinci yarısından itibaren bu trafiğin artacağını dile  getiren Kalın, mitinglerle, illerle ilgili çalışmaların yapıldığını, netleştikçe  kamuoyuyla paylaşılacağını kaydetti.
Kalın, Erdoğan'ın her zaman halkın içinde olduğunu belirterek  vatandaşla temasını artıracak il ziyaretleri, salon toplantıları, vatandaş  buluşmaları ve mitinglerin gelecek günlerde artacağına işaret etti.

"Ruslarla da mutabık kaldık"

İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Münbiç ile ilgili  açıklamalarının hatırlatılması üzerine şu değerlendirmede bulundu:

"Sayın Cumhurbaşkanımız özellikle Milli Savunma Bakanlığından  Moskova'ya gidip dönen heyetin getirdiği haberlerle ilgili o yorumu yapmıştır.  Hatırlarsanız orada Münbiç'in dışında Arima bölgesinde de rejimin bazı unsurları  var. Bunlar Münbiç'in daha batısında bir birim. Orada 'İşte rejim unsurları Rus  güçleriyle PYD'liler ortak devriye yaptı' gibi haberler çıkmıştı. Bunların  aslının olmadığını teyit etmiş olduk Ruslardan. O bölgede bizim Amerikalılarla  konuştuğumuz şekilde yol haritasının hayata geçirilmesi noktasında biz Ruslarla  da mutabık kaldık.

Fakat burada Amerikalıların bir adım atması gerekiyor yani daha önce  biliyorsunuz ayrı devriyeler yapıldı, sonra ortak devriyeler yapıldı ama artık  bunlar geride kaldı. Şimdi bir sonraki adımı atmamız lazım Münbiç'in içinde  bulunan PYD/YPG unsurlarının tamamının artık buradan çıkması ve Fırat'ın doğusuna  geçmesi gerekiyor ki biz Münbiç'in güvenliğini devralalım. Sayın Dışişleri  Bakanımızın yarın Washington'da yapacağı temaslarında önemli odak noktalarından  bir tanesi bu olacak. Umarım önümüzdeki günlerde çok fazla gecikmeden bu yol  haritasını tamamen hayata geçirecek adımların atıldığını hep birlikte görürüz."

"Sayın Cumhurbaşkanımız Suriye rejimi ile bazı düşük düzeyli  bağlantılar olduğunu söyledi. Rusya'nın bu konuda Türkiye ile rejim arasında  ilişki kurulması konusunda baskı yaptığını duyuyoruz." şeklindeki soru üzerine  Kalın, Rusya'nın ya da bir başka ülkenin Türkiye'ye herhangi bir konuda baskı  yapmasının söz konusu olamayacağını vurguladı.

"Suriye rejimi konusunda tavrımız baştan beri net oldu"

Birtakım tekliflerde, tavsiyelerde bulunulabileceği ama baskı diye bir  şeyin söz konusu olamayacağını dile getiren Kalın, şöyle konuştu:

"Suriye rejimi konusunda bizim tavrımız baştan beri hep net oldu.  Biz, Suriye'nin toprak bütünlüğü çerçevesinde güven ve istikrarını sağlayacak  adımların atılması için Cenevre ve Astana sürecinde de bulunduk, bulunmaya devam  ediyoruz. Bizim birinci önceliğimiz bütün Suriye halkının Arap, Kürt, Sünni,  Alevi, Hristiyan ve Müslüman hepsini kucaklayacak onları daha müreffeh bir  barışçıl bir geleceğe taşıyacak siyasi bir yapının kurulması. Bize göre Esed  rejimi, meşruiyetini yitirmiş ve geleceği vadetmekten uzak olan bir rejimdir. Bu  kadar insanın kanına girmiş, bu kadar kan dökmüş bir rejimin böyle bir rol  üstlenmesi mümkün değildir.

Temas noktasına gelince daha öncede Sayın Cumhurbaşkanımız aslında  ifade etmiş, ben de hatta buradan bir ya da iki kere basın toplantısında bir soru  üzerine söylemiştim. İstihbarat birimlerimiz Türkiye'nin güvenliği çerçevesinde  ve Suriye sahasındaki yürüttükleri operasyonların emniyeti ve selameti açısından  zaman zaman farklı merkezlerle buna Şam'da dahil, Haseke, Kamışlı'daki rejim  unsurları da dahil olmak üzere birtakım temaslarda bulunabilirler. Bunda  şaşıracak bir durum yok ama bu direkt rejimin meşruiyetini tanıma anlamına  gelmez. Daha operasyonel bir ilişkidir biz tabii Suriye'nin dediğim gibi bütününü  kucaklayacak, toprak bütünlüğü ve siyasi birliği çerçevesinde Suriye'yi daha iyi  bir geleceğe taşıyacak siyasi çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Türkiye,  Cumhurbaşkanımızın da her seferinde ifade ettiği gibi sahada da masada da olmaya  devam edecek."




Kaynak: www.milliyet.com

Bu haber 302 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SİYASET Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
HAVA DURUMU
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
resmi ilanlar
GAZETEMİZ

Terörsüz Türkiye Hedefi Doğrultusu Yürütülen Süreci Doğru Buluyor musunuz?


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI YUKARI