FATURAYI YÖNETİM ÖDER: Ekonomik kriz var. Faturayı yoksulların ödememesi lazım. Faturayı ülkeyi yönetenler ödemelidir.
AĞIRIMA GİDİYOR: Dışarıdan müdahalelere boyun eğen bir Türkiye var. Bu benim ağrıma gidiyor. Merkel bir telefon ediyor bir gazeteciyi çıkartıyor. Trump telefon ediyor papazı rahatlıkla serbest bırakıyorsunuz. Macron telefon ediyor, gazeteciyi serbest bırakıyorlar. Suudi Kralı telefon ediyor, Türkiye’de cinayet işleyenler ellerini kollarını sallayarak dışarıya gidiyorlar.
AYDINLARA SESLENİYORUM: Bu ülkenin aydınlarına sesleniyorum. Bu işin sağı solu yoktur. Demokrasinin sağı solu yoktur. Sağcıya da solcuya da demokrasi lazımdır. İnançlıya da inançsıza da demokrasi lazımdır. Biz kendi sorunlarımızı kendi özgür irademizle çözmek zorundayız.
TÜRKİYE KARABASANDAN ÇIKMALI: Avrupa Parlamentosu’nda popülist siyaset üzerine bir konuşma yaptım. Dedim ki Karl Marx, ‘Dünyanın bütün işçileri birleşsin’ dedi. Şimdi Türkiye ve dünyanın bütün demokratlarının birleşmesi gerekiyor. Kriz var kimse korkusundan konuşamıyor. Bize gelip ‘ne olursun bizim derdimizi dillendirin’ diyorlar. Sen niye konuşmuyorsun? ‘Nasıl konuşayım?’ diyor. Türkiye’nin bu karabasandan çıkması gerekiyor.
Aile yardımları sigortası: Anayasamız, ‘Sosyal güvenlik herkes için bir haktır’ der. Şimdi sağlıkta ve sosyal güvenlikte sorunlar var. Eğer bir sözünüz varsa bu söz önce aile yardımları sigortasını Türkiye’de uygulayın demekle başlamalıdır.
EŞDEĞER İLAÇ: İlaçları kendi ülkenizde üretemezseniz tüketen toplum olursunuz. SSK’ya genel müdür olduğumda eczacı arkadaşlarla sık sık konuşurdum. Eşdeğer ilaç uygulamasını bana eczacılar öğretti. Ve eğer Türkiye sömürü çarkından kurtulacaksa eşdeğer ilaç uygulamasını yapmak zorundaydık. Eczacılarla biz bu uygulamayı başlattık ve sonuna kadar da götürdük.