|
Tweet |
Yıldırım özetle şunları söyledi:
İSTANBUL’A BORÇLUYUM: İstanbul, beni ben yapan şehir. 11 yaşındaki ortaokul öğrencisi Binali, Binali Yıldırım oldu. Buraya gelmişsem İstanbul’a borçluyum. İstanbul 2003 Kasım’da beni milletvekili seçti. Bakan oldum, TBMM Başkanı oldum. Bir yola çıktım, İstanbullular destek verirse belediye başkanı olduğumda borcumu ödeme gibi yükümlülüğüm var.
İSTANBUL HAPŞIRSA TÜRKİYE NEZLE OLUR: İstanbul bir devlet olsaydı AB’nin 13. büyük, dünyanın 41. büyük ülkesi olurdu. İstanbul’un yıllık geliri 232 milyar dolar. Romanya, Macaristan, Bulgaristan’ın dahil olduğu 140 ülkeyi geride bırakıyor. Türkiye’nin milli gelirinin yüzde 33’ünü İstanbul tek başına sağlıyor. 72 milyar dolarlık ihracatla Türkiye ihracatının yüzde 44’ünü tek başına sağlıyor. Güney Afrika, Portekiz, Şili’nin ihracatından daha yüksek. 100 büyük sanayi kuruluşunun 42 tanesi İstanbul’da. 6 milyon 578 bin kişi, iş gücünün yüzde 20’sine tekabül ediyor. 40 milyon turistin 13,5 milyonu İstanbul’a geliyor. İstanbul hapşırsa Türkiye nezle olur.
HAYALLERİMİ GERÇEKLEŞTİRDİM: (Yeniden dünyaya gelseydi)Yine mühendis olmayı isterdim. Hayallerimi gerçekleştirdim. Yol yapmayı, köprü yapmayı, hava yolunu geliştirmeyi hep hayal etmişimdir. Bunları Rabbim nasip etti. Milletimiz fırsat verdi, sayın Cumhurbaşkanımız da bize yol gösterdi, liderlik yaptı, başardık.
İDO KENDİ SINIFINDA EN BÜYÜK: İstanbul Deniz Otobüsleri’nin kuruluşu Dalan dönemindeydi. Sözen döneminde pek bir şey yapılmamıştı. Geldiğimizde 9 tane deniz otobüsü vardı ama iyi durumda değiller. Esasında kapanmaya yüz tutmuştu. Bir karar vermeniz gerekiyordu. Ya kapatacaktık ya da İstanbulluların rahatça kullanabileceği hale getirecektik. İkincisine karar verdik. 4,5 yıl görev yaptım. İDO kendi sınıfında dünyanın en büyüğü oldu. 29 gemiye ulaştı. 30’dan fazla iskele yapıldı. İDO’nun en büyük hizmetlerden biri 1999 depremidir. Depremde bir günde 2 bin 500 kişi taşıdık, hayata döndürdük.
RAYLI: İstanbul’da en önemli sıkıntı toplu ulaşım altyapısının yetersizliği. Şu anda raylı sistemin payı artı otobüs, metrobüs yüzde 18. Bunlar yapıldığında hedefimiz yüzde 48,5. İstanbullu evinden çıktıktan 750 metre sonra metro istasyonuna ulaşacak. Ben bunu vaadediyorum.
BİLİM VE TEKNOLOJİ MERKEZİ OLABİLİR: İstanbul’a yapacaklarımız sadece altyapı değil. Sosyal, kültürel içerikli projeler, ekonomik projeler. İstanbul’un bu yönlerini daha ön plana çıkarmak, marka değerini daha da arttırmak. İstanbul bilim teknolojinin merkezi olabilir. Gençlerin kabiliyetlerini göstereceği merkeze dönüşebilir.
YEŞİL İLE MAVİYİ BİRLEŞTİRECEĞİZ: İstanbul’u yaşanan bir merkez haline getireceğiz ki, buraya daha çok yatırım yapılacak ve istihdam alanları oluşacak. Üreten İstanbul’da 1 milyon öğrenci, 50 tane üniversitesi var. Sağlık tesisleri, gastronomi gibi. Bunun gençlerle yapacağımız kısmı, diğer kesimlerle yapacağımız kısmı var. Bir yandan mahalle ve ilçelerde millet bahçeleri yapılıyor. İstanbul kuzeyindeki yeşil alan ile maviyi buluşturacağız. Buralarda yürüyüş yolları, bisiklet yolları olacak. Yeşille maviyi buluşturacak dikey damarlar olacak. Bu koridorlarla yeşil ile maviyi birleştirmiş olacağız.
‘Feyyaz ismini gol sandılar’
ÖĞRETMENİM SINAV KAĞIDIMI YIRTTI: Kimseye yük olmayayım, kısa yoldan yatılı öğretmen okuluna gideyim diye bir karar verdim. Müracaatı yaptım. Sınava giriş kartı veriliyordu. Onu alacağım, dediler ki, ‘Müdür bey seni çağırıyor, o kartı vermiyor’. Rahmetli Hasan Çelik, coğrafya hocamızdı. ‘Ben öğretmen okulu imtihanına gireceğim, kağıdımı verin’ dedim. Baktı yüzüme ‘sen öğretmen mi olacaksın’ dedi. Kağıdı yırttı, çöpe attı. Başımdan aşağı kaynar sular döküldü. O kadar üzüldüm ki, anlatamam. Mehmet Ali Bey hayranlıkla takip ettiğim hocamdı. Bana hep ‘sen mühendis ol’ derdi. Kafama bunu yerleştiren Mehmet Ali Bey hocamızdı.
FEYYAZ DİYE BAĞIRDIK: Beşiktaş’ın maçını seyretmek için Malmö Stadı’na gittik. Onların tarafına gittik. Bize ayrı bir tribün yok. Gol oldu. Fırladık ‘Feyyaz’ diye. Yanımızda da saçı sakalı birbirine karışmış bir adam oturuyor. İkinci gol oldu tekrar fırladık ‘Feyyaz’ diye. Bir gol daha oldu, bizim kaleye. Bu sefer hiç konuşmayan adam ayağa fırladı ‘Feyyaz’ diye bağırdı. Adam demek ki Feyyaz ismini ‘gol’ olarak anlamış.
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
