beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...



Son Dakika... Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD'de konuştu: ‘Fırat’ın doğusuna da güvenli bölge’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, New York'ta Türk ve Müslüman toplumu temsilcilerine hitap etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnşallah önümüzdeki dönemde Fırat'ın doğusunu da kapsayacak şekilde, Suriye'nin içindeki güvenli bölgeleri artırmaya devam edeceğiz." dedi.

facebook-paylas
Tarih: 24-09-2018 09:31

Son Dakika... Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD'de konuştu: ‘Fırat’ın doğusuna da güvenli bölge’

Erdoğan, Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi (TASC) tarafından  düzenlenen etkinlikte, Türk ve Amerikalı Müslüman toplumuna hitap etti.

Konuşmasına, "Türk-Amerikan toplumunun kıymetli mensupları, değerli  Amerikalı Müslüman kardeşlerim, hanımefendiler, beyefendiler, sizleri en kalbi  duygularımla, muhabbetle, hasretle selamlıyorum. Esselamu aleyküm ve rahmetullahi  veberekatüh." diyerek başlayan Erdoğan, toplantıyı düzenleyen Türk-Amerikan  Ulusal Yönlendirme Komitesi'ne teşekkür etti.

ABD'de yıllardır yaşayan vatandaşların kurdukları sivil toplum  örgütleri ve bireysel gayretleriyle Türk-Amerikan ilişkilerinin gelişmesine büyük  katkı sunduğunu belirten Başkan Erdoğan, şöyle devam etti:

"İmkanlarımızın kısıtlı olduğu dönemde buradaki insanlarımız her türlü  çabayı göstererek Türkiye'nin ve Türkiye'nin savunduğu ilkelerin Amerikan kamuoyu  tarafından duyulmasını sağladılar. Özellikle 1915 olaylarına dair Ermeni  yalanlarının yayılmasını engellemek için gerçekten takdire şayan çabalar  harcadılar. Ben, sizlerin aracılığıyla Türkiye'nin gönüllü elçileri olan tüm  vatandaşlarıma buradan teşekkürlerimi iletiyorum. Aynı şekilde Türk vatandaşı  olmasa da ülkemize ve milletimize muhabbet duyduğu için Türkiye'nin hakkını,  hukukunu savunan dostlarımıza, kardeşlerimize en kalbi şükranlarımı  sunuyorum. İnşallah önümüzdeki dönemde de omuz omuza vererek birlikte benzer  çalışmalara imza atacağımıza inanıyorum."

Türkiye'nin çoğu Avrupa ülkelerinde olmak üzere dünyanın dört bir  yanına dağılmış 6 milyonu aşkın vatandaşı bulunduğunu belirten Erdoğan, bu  vatandaşların siyasetten sanata, bilimden ticarete, spordan kültüre kadar hayatın  her alanında ciddi varlık gösterdiklerini söyledi.

Türk vatandaşlarının açtıkları iş yerleriyle artık ikinci yurtları  olarak benimsedikleri ülkelerin ekonomilerine katkı sağladığını dile getiren  Erdoğan, bunların siyasetteki başarılarıyla hem bulundukları topluma hizmet  ettiğini hem de Türkiye'nin layıkıyla tanıtılmasına katkı verdiğini ifade etti.

"Gönül sınırlarımız, fiziki sınırların çok ötesinde"

"Profesör Doktor Aziz Sancar hocamız gibi bilim dünyasında açtıkları  çığırla insanlığın tekamülüne vesile olan vatandaşlarımız var. Yaptıkları  araştırmalarla geniş bir çevrede kabul gören, takdir toplayan hocalarımız,  akademisyenlerimiz var. Adı adeta Türkiye ile özdeşlemiş müteşebbislerimiz,  firmalarımız, birbirinden başarılı gençlerimiz var." diyen Erdoğan, sözlerini  şöyle sürdürdü:

"Biz, hangi görüşe sahip olursa olsun, ihanet çukuruna düşmediği  sürece, tüm vatandaşlarımızın başarılarından gurur duyuyoruz. Onları Türk  milletinin medarıiftiharları olarak görüyoruz. İşte bu anlayışla dünyanın  neresinde olursa olsun, diasporamıza sahip çıkıyor, tüm imkanlarımızla  destekliyoruz. Burada önemine binaen sizlerin dikkatini şu noktaya çekmek  istiyorum. Siz yaşadığınız ülkelerde ne kadar güçlü konumda olursanız Türkiye de  o derece güçlü olur. Türkiye ne kadar güçlü olursa kardeşlerine, dostlarına,  mazlumlara ve mağdurlara o derece iyi sahip çıkar.  Sizin zayıflığınız da aynı  şekilde ülkemizin hanesine yazılacaktır. Benzer durumlar, dünyanın farklı  köşelerinden gelip de Amerika'yı yurt edinen diğer Müslüman kardeşlerimiz için de  geçerlidir. Esasen biz onları kendi vatandaşlarımızdan ayrı  görmüyoruz. Türkiye'yi anlatırken 81 milyon vatandaşı ve 6,5 milyon diasporası  yanında, Afrika'dan Asya'ya ve Amerika'ya kadar dünyanın dört bir yanında yüz  milyonlarca kardeşe sahip bir ülke olduğumuzu söylüyoruz."

Türkiye'nin bir fiziki coğrafyası, bir de gönül coğrafyasının olduğuna  işaret eden Erdoğan, "Ülkemizin gönül sınırları, fiziki sınırlarının çok  ötesindedir. İşte bunun için coğrafi bağımız bulunmasa da Arakanlı  kardeşlerimizin yaralarına merhem olmak için yollara düşüyoruz. İşte Dışişleri  Bakanımız, eşim hep birlikte Arakan'a gidebiliyorlar. İşte bunun için coğrafi  mesafeye aldırmadan, kimse gitmezken biz, Somalili kardeşlerimizin dertleriyle  yakından ilgileniyoruz." dedi.

Şu anda Somali'de Türk Büyükelçiliği gibi bir büyükelçiliği olmadığını  belirten Erdoğan, "Hatta 'Benim' diyen ülkelerin Somali'de büyükelçilikleri yok.  Konteynırlarda büyükelçilik açmışlar, onunla Somali'yi idare ediyorlar. Bizim  dünyada en büyük büyükelçiliğimiz Somali'de. Hastanelerimizi kurduk, okullarımızı  açtık Somali'de. Şu anda Türkiye'de eğitim-öğretim noktasında hamdolsun  Somali'den yüzlerce, binlerce öğrencimiz var. İşte bunun için Türk  Cumhuriyetlerindeki akrabalarımızla bağlarımızı güçlendirmenin mücadelesini  veriyoruz. Dünyanın neresinde bir mazlum ve mağdur varsa sıkıntısını  sahipleniyor, sessiz yığınların sesi olmaya çalışıyoruz." diye konuştu.

"Hiçbir kardeşimizi katillere teslim etmedik"

Amerikalı Müslümanların da sınırları aşan, mesafe ve engel tanımayan  gönül coğrafyasının içinde olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:

"Bu anlayışla gerek Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi gibi  sivil toplum örgütleri vasıtasıyla gerekse bireysel olarak sizlerle temaslarımızı  gün geçtikçe daha da yoğunlaştırıyoruz. Bizim Rabia'mızı biliyorsunuz, tek  millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet var. Geçen yıl Türk-Amerikan Ulusal  Yönlendirme Komitesi'nin ev sahipliğinde çok verimli bir toplantı  gerçekleştirmiştik. New York'ta Amerika'nın farklı eyaletlerinden, birbirinden  farklı kökenlerden kardeşlerimizle ruberu muhabbet etmiştik. Bu yıl da yine aynı  vesileyle sizlerle beraber olmaktan büyük bahtiyarlık duyuyorum. Şu anda genel  başkan yardımcılarım benimle beraber, Dışişleri Bakanım, Maliye ve Hazine  Bakanım, Savunma Bakanım, Sanayi ve Teknoloji Bakanım, Sağlık Bakanım, Ticaret  Bakanım, milletvekili arkadaşlarım burada. Bütün bunlarla beraber cumhurbaşkanı  başdanışmanlarım benimle beraber, onlar da burada. Bu ziyaretle birlikte bu  toplantılar... Çünkü şurada 3 gün içerisinde birçok ülkenin liderleriyle  görüşmelerimiz olacak. Bu ikili görüşmelerimizin yanında bazı toplantılar olacak.  Eşimin katılacağı toplantılar olacak ve bu toplantılarla beraber bu süreci en  güzel şekilde değerlendirmenin gayreti içerisinde olacağız. Buradan da Almanya'ya  geçip, Almanya'da da 3 günlük çok çok önemli resmi davetle programlarımız  olacak."

Amerikan Müslümanlarının Türkiye'ye yönelik muhabbet ve merakının  giderek arttığına şahit olduklarını, Türkiye'nin bilhassa İslam dünyasıyla ilgili  hususlarda gösterdiği kararlı duruşunun, bu ilginin en önemli sebebi olduğunu  belirten Erdoğan, "Hamdolsun ülkemiz Suriye krizi ve Filistin meselesi başta  olmak üzere, ümmetin yüreğini dağlayan her konuda gerçekten samimi bir gayret  içindedir." dedi.

Erdoğan, ekonomik durumu çok daha ileri olan ülkelerin sığınmacıları  kabul etmemek için birbirini yediği bir dönemde, Türkiye'nin 3,5 milyonu aşkın  Suriyeli mazluma sahip çıktığını hatırlatarak, "Kapımıza sığınan hiçbir  kardeşimizi eli kanlı katillere teslim etmedik, bırakmadık. 194 ülkenin içinde  olduğu Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 5 ülkenin dudakları arasına bir dünya  mahkum edilemez. Daimi üye, geçici üye bu ayrımın olmaması lazım. Eğer olacaksa  20 üyenin 20'si de daimi üye ve dönüşümlü olacak. Dünyadaki her kıtadan, her  inanç grubundan ülkeler bu daimi üyelerin içinde yerini alacak. Bu olduğu zaman  adalet olur." ifadelerini kullandı.

Artık yeni bir dünyanın inşa edildiğini bildiren Erdoğan, şu  değerlendirmeyi yaptı:

"Birleşmiş Milletler eğer adaleti tesis edecekse, işte bunu ancak bu  şekilde tesis edebiliriz. Aksi takdirde adaleti tesis mümkün değil. Şu anda  Birleşmiş Milletler bunu başarabiliyor mu? Hayır. Bu kadar olaylar oluyor, Suriye  sorunu 8 senedir devam ediyor çözebildi mi? Hayır. İsrail, her türlü zulmü  yapıyor, verilen kararlar var, bu kararlara rağmen İsrail verilen kararlara  uyuyor mu? Ne anlamı oldu bunun? İşte onun için adalet. Suriye halkını hak ve  özgürlük mücadelelerinde yalnız bıraktılar ama biz yalnız bırakmadık."

"Diplomatik alanda yoğun çabalar yürüttük"

Türkiye'nin sınırlarının hemen yanında, bir dönem PYD-YPG'li  teröristler ile DEAŞ'lı canilerin işgali altında bulunan 4 bin kilometrekarelik  alanda huzurun sağlandığını dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

"Şehitler vererek gerçekleştirdiğimiz operasyonlar sayesinde 260 binin  üzerinde Suriyeli kardeşimizin vatanlarına dönmesini sağladık. Son İdlib krizinde  olduğu gibi, tek bir sivilin dahi burnunun kanamaması için diplomatik alanda  yoğun çabalar yürüttük. Bu gayretlerimizin meyvesini almaya da başladık.  Bir  dönem teröristlerin ellerini kollarını sallayarak dolaştığı bölgelerde, bugün  Suriyeli çocuklar hiçbir korku duymadan okullarına gidiyor. Afrin'de, El-Bab'da,  Cerablus'ta gidiyor. İnşallah önümüzdeki dönemde Fırat'ın doğusunu da kapsayacak  şekilde, Suriye'nin içindeki güvenli bölgeleri artırmaya devam edeceğiz. Ülkemize  yönelik terör tehdidi son bulana, Suriye'nin geleceğine kasteden çetelerin kökü  kazınana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Aynı şekilde ilk kıblemiz Kudüs'ü,  işgalcilerin ve Filistinlilere devlet terörü uygulayanların ihtiraslarına terk  etmeyeceğiz. İsrail ve Amerikan yönetimlerinin Kudüs'ün izzetini ve onurunu  ayaklar altına alan tacizlerine karşı mücadelemizi diplomaside en üst düzeyde  vereceğiz."

Başkan Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatının Olağanüstü İstanbul  Zirveleri'nde aldığı kararların uygulanması için her türlü çabayı  gösterdiklerini, BM Genel Kurulu'nda alınan kararların dünyanın ilgisiyle olumlu  bir şekilde geçtiğini söyledi.

"Müslümanlardaki vahdet eksikliği"

Başkan Erdoğan, "Son yıllarda yaşadığımız hadiselerin hepimiz için  ibret kaynağı, uyanış vesilesi olması gerektiğine inanıyorum. Müslümanların dünya  gündemini işgal eden meselelerde etkilerinin sınırlı olmasının temel sebebi... Az  önce Kur'an-ı Kerim'den ayetler okundu, mealleri verildi. Ne yazık ki Kur'an-ı  Kerim'in bu emrine Müslümanlar uymuyor. Uymadığı için bu parçalanmışlık bizi  mahvediyor. Rabb'imiz, 'Hepiniz toptan Allah'ın ipine sarılınız, Allah'ın  Kur'an'ına sarılınız, dağılmayınız, tefrikaya düşmeyiniz' buyuruyor. Devamında,  'Düşerseniz gücünüz gider, zayıf düşersiniz.'" dedi.

Böyle olduğu için İslam aleminin zayıf düştüğünü vurgulayan Erdoğan,  bir, beraber, iri, diri olunması, kardeşliğin gereğinin yerine getirilmesi  durumunda bir başka olacağını anlattı. Başkan Erdoğan, "Resul-i Kibriya  Efendimizin ve Kur'an'ın tarifiyle 'bir bedenin uzuvları', 'bir duvarın tuğlaları  gibi' olması gereken Müslümanlar, maalesef bugün vahdete hasret yaşıyor." dedi.  Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bırakın küresel meseleleri, kendi dinlerini, kendi geleceklerini  ilgilendiren konularda bile yeknesak bir duruş sergileyemiyor. Açık söylüyorum,  Filistin meselesinin onca yıldır çözüme kavuşturulamamasının sebebi, İsrail'in  hukuk tanımazlığından daha çok Müslümanlardaki vahdet yani birlik eksikliğidir.  İşte sene 1948 Filistin neydi, şu anda geldiğimiz sene 2018 Filistin ne?  Başladığımız yerdeyiz. 1948'de devasa topraklar ama şu anda maalesef bir avuç  Filistin toprağı. Gözü dönmüş bazı Budistlerin Arakan'da kardeşlerimizi kameralar  önünde vahşice katletme cesareti gösterebilmeleri de yine İslam dünyasının  parçalanmışlığından kaynaklanıyor. Suriye'deki zulmün 7 yıldır bitirilememesinin  nedeni de İslam dünyasına öncülük edecek devletlerin basiretsizliğidir. Tüm bu  sorunların çıkmaza girmesinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi gibi küresel  barış ve istikrarın garantörü kuruluşların acziyetini elbette kabul ediyoruz. Bu  kuruluşların, yapıları gereği, çoğu zaman küresel barıştan ziyade, belli güçlerin  çıkarlarının korunmasına hizmet ettiklerini biliyoruz. Ancak,  şunu kabul etmemiz  gerekir ki sorunlarımızın çözümünü başkalarına bırakarak, asıl hatayı biz  yapıyoruz."

"Müslümanlar olarak bizim mesuliyet üstlenmediğimiz meselelerde, diğer  devletlerin yapıcı katkı sağlamalarını bekleyemeyiz. Hele medet umduklarımız  bölgemizle ilgili hesapları olan ülkeler ise bu durumda sorumluluk tamamen bizim  omuzlarımızdadır." diyen Erdoğan, yanlışı başkasında aramanın sadece zaman  kaybettireceğine işaret etti.

"Hatalarımızla yüzleşme cesaretini gösterebilmeliyiz"

Bu açıdan dertlerin devasının başka yerlerde değil, içeride aranması  gerektiğine vurgu yapan Erdoğan, "Başkalarını suçlamak yerine, önce kendi  hatalarımızla yüzleşme erdem ve cesaretini gösterebilmeliyiz. Ancak bu şekilde  hatalarımızdan ders çıkararak tarihin tekerrür etmesine mani oluruz." dedi.

Allah'ın Kur'an-ı Kerim'de birliği emrettiğini, buna uyulması  gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "Eğer bizler, 'Ancak müminler kardeştir' emrine  uyarsak o zaman netice alırız. Bunun için de bu kardeşliğimizi devam ettirmemiz  gerekiyor. Renkler, ırklar, kavimler ne olursa olsun, sadece birliğimiz çok  önemli." dedi. Erdoğan, şunları kaydetti:

"Vahdet, önce bizden, şahsımızdan başlıyor. Diğerlerinden evvel bizim  kendi aramızda birlik, beraberlik ve vahdeti temin etmemiz gerekiyor. Bunun yolu  da birbirimizi Allah için sevmekten, birbirimize Allah için tahammül etmekten  geçiyor. Kardeşlerimize kibirle değil tevazuuyla davranmayı, hataları karşısında  anlayış göstermeyi, gerektiğinde affetmeyi öğrenmemiz şarttır. 'İman etmiş  olamazsınız, birbirinizi sevmedikçe.' Bunu başarmamız lazım. Bu aynı zamanda  cennetin yoludur. Birbirimizi ancak eksiklerimizle birlikte seversek bu  cendereden çıkabiliriz.  Mezhebi ve etnik farklılıklarımızı, çatışma veya  üstünlük vesilesi değil, ümmetin renkliliğinin, zenginliğinin birer timsali  olarak göreceğiz. Diğer din mensuplarını dışlamadan, insanlığın ortak  paydalarında buluşmanın yollarını arayacağız. En iyi tebliğ metodu, Kur'an ve  sünnet elbisesini giyinmektir. Vahiy inmeden önce 'Muhammed-ül Emin' diye anılan  bir Peygamberin ümmeti olarak yaşantımızla, davranışlarımızla, nezaket ve  dürüstlüğümüzle diğer insanlara örnek olacağız. Bilhassa siyasi alanda güçlü  olmanın yollarını arayacağız."

Siyaset mekanizmasının talep, beklenti ve kaygıları karar alıcılara  iletmenin en hızlı yolu olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Bu alanı boş bırakan  hiçbir grup, sayısı ne kadar çok olursa olsun hedeflerine ulaşamaz. Bu açıdan  Amerikalı Müslümanların son dönemde siyasete ve önümüzdeki seçimlere yönelik  artan ilgisini memnuniyetle karşılıyorum. Seçimler sonucunda pek çok kardeşimizi  temsil ve karar makamında da inşallah göreceğimize inanıyorum. Türkiye olarak bu  konuda tecrübe paylaşımına hazır olduğumuzu da ifade etmek istiyorum." diye  konuştu.


 




Kaynak: www.milliyet.com

Bu haber 251 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SİYASET Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
HAVA DURUMU
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
resmi ilanlar
GAZETEMİZ

Terörsüz Türkiye Hedefi Doğrultusu Yürütülen Süreci Doğru Buluyor musunuz?


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI YUKARI