beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...



Son Dakika... Erdoğan-Bahçeli görüşmesinde tarih belli oldu

AK Parti MKYK sonrası AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik açıklamalarda bulundu. Çelik, Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi'nin şehit olması olayına ilişkin, "Cumhurbaşkanı şehidimizin ailesiyle görüştü. 2 yaralı ameliyatta durumları nispeten iyi" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, "Cumhurbaşkanımız Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Bahçeli yarın saat 16.00'da bir araya gelecek." dedi.

facebook-paylas
Tarih: 12-12-2018 08:02

Son Dakika... Erdoğan-Bahçeli görüşmesinde tarih belli oldu

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Fransa'daki gösterilerle  ilgili, "Her ne olursa olsun vandalizmle demokrasi bir arada yaşamaz. Biz  vandalizme de karşıyız, göstericilere karşı aşırı güç kullanılmasına da  karşıyız." dedi. 

Çelik, Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip  Erdoğan başkanlığında, parti genel merkezinde gerçekleştirilen AK Parti Merkez  Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı devam ederken düzenlediği basın  toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi'nin silahlı saldırıda şehit olmasıyla  ilgili açıklamalarda bulunan Çelik, "Sayın Cumhurbaşkanımız, genel merkezimize  geldiğinde konudan haberdardı. MKYK toplantısının başlarında konuyu yakından  takip ettiler. Maalesef acı haberi aldık, şehit oldu. Tüm milletimize, emniyet  camiamıza, güvenlik güçlerimize, başta eşi olmak üzere ailesine başsağlığı  dileklerimizi, taziyelerimizi arz ediyoruz. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet  olsun." diye konuştu.

Çelik, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun ayrıntılı şekilde  Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bilgi verdiğini kaydederek, "Bakan yardımcısı ve Emniyet  Genel Müdürü olay yerine gidiyorlardı. Netice itibarıyla söz konusu olayı  gerçekleştiren kişi yakalandı, gözaltında. O şahsın sorgusuyla birtakım  ayrıntılar ortaya çıkacaktır." ifadesini kullandı.

MKYK toplantısında iç ve dış gelişmelerin ele alındığını anlatan  Çelik, toplantının başında Erdoğan'ın ayrıntılı şekilde yerel seçimlere dönük  değerlendirme yaptığını, teşkilatların hazırlıklarının gözden geçirilmesiyle  ilgili uyarılarda bulunduğunu, ileriki aylarda yapılması gerekenlerle ilgili  çeşitli konulara da değindiğini aktardı.

Çelik, Medya Tanıtım Başkanlığının da çeşitli hazırlıklarla ilgili bir  sunum gerçekleştirdiğini dile getirdi.

"TABİİ AĞIR BİR SALDIRI BU"

Açıklamaları sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Çelik,  "Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi'nin cenaze törenine ilişkin netleşen bir bilgi  var mı? Sayın Cumhurbaşkanı katılacak mı? İki yaralı emniyet görevlisine ilişkin  son durumları ne aşamada?" sorusu üzerine şunları söyledi:

"Sayın Cumhurbaşkanımız şehadet haberini alınca ailesiyle görüştü.  Orada bir planlama yapılıyor. Bununla bizzat hükümet ilgilenecek. Ayrıntılar  konusunda şu anda fazla verebileceğim bir şey yok. Diğer iki yaralı, kahraman  emniyet mensubumuzun ameliyatta olduğu, 'durumlarının nispeten iyi olduğu'  şeklinde bir haber geldi ama tabii ağır bir saldırı bu. Kendilerinin inşallah  hayırlı haberlerini bekliyoruz. Cenazeye katılım ve diğer konularda tabii ki  kahraman, şehit emniyet müdürümüzü gerek hükümet gerek parti olarak son  yolculuğunda yalnız bırakmayacağız ama katılım ne şekilde olacaktır, onun  detaylarını daha sonra netleştiğinde paylaşırız."

"SİYASİLERİN, MEDYA MENSUPLARININ TAHRİK EDEN ROL İÇERİSİNDE OLMASI MANİDAR"

Çelik, "Dün akşam FOX TV Ana Haber bülteninde Fransa'da yapılan sarı  yelekliler eylemleri hatırlatıldı ardından haber sunucusu tarafından 'Türkiye'de  böyle bir eylem olursa nasıl yankı bulur', bunun yorumu yapıldı. 'Sokağa çıkın'  çağrısı olarak değerlendirildi. Sizin yorumunuz ne olur?" şeklindeki soruya "Bu  meselelerde her zaman dikkat çektiğimiz şey şu, toplumsal taleple vandallığı  birbirinden ayırmak lazım." yanıtını verdi.

"Eski CHP yöneticisinin ve bu bahsettiğiniz sunucunun bu kadar  sorumsuz şekilde bir paylaşımda bulunması son derece dikkati çekicidir." diyen  Çelik, sözlerine şöyle devam etti:

"Nihayetinde bu kadar yer yakılıyor, yıkılıyor, günlerdir süren  eylemlerde bu kadar insan zarara uğruyor ve artık bu demokrasi konusunda benzer  konularda çok öne çıkan bazı aktörler bile bunun artık bir vandalizme  dönüştüğünü, Fransa'da hükümetin, cumhuriyetin tehdit edildiğini değerlendirirken  bu şahısların bu şekilde aslında teskin edici rol oynaması gereken siyasilerin ya  da medya mensuplarının tam tersi tahrik eden rol içerisinde olması manidar. Acaba  bunlar kendi partilerinin, televizyon kanallarının, basın yayın kuruluşlarının  benzer bir vandalizmle karşı karşıya kalmasını mı istiyorlar? Başkaları üzerinden  bunları çok rahat konuşuyorlar, sokağa çok kolay çağrı yapıyorlar ama unutmamak  gerekir ki ortada toplumsal talep değil bir vandalizm söz konusu."

Çelik, her ne olursa olsun vandalizmle demokrasinin bir arada  yaşayamacağının altını çizerek, "Biz vandalizme de karşıyız aşırı güç  kullanılmasına da karşıyız bu göstericilere karşı ama ortada çok karmaşık bir  durum var. Bunu böyle saf, masum bir toplumsal talep gibi görmemek lazım.  Şahısların temsilcileri olan şahıs, 'başbakan gitsin, onun yerine emekli bir  genelkurmay başkanı gelsin' gibisinden bir çağrıda bulundu. Bu çağrıları, masum  çağrılar olarak görmüyoruz, vandalizme ve barbarlığa dönük davetler olarak  görüyoruz, güçlü bir şekilde kınıyoruz."

"CUMHURİYET TARİHİNDE EN VASIFSIZ VE İÇERİKSİZ KONUŞMA"

"Meclis Genel Kuruluna gönderilen torba teklifinin 48. maddesinde  özellikle cumhurbaşkanı, bütçenin vergi gelirinden dilediği partinin belediyesine  dilediği kadar para aktarabilecek. Bu düzenleme tepkilere yol açtı, ne dersiniz?"  sorusu üzerine Çelik, şunları kaydetti:

"Bu yeni bir uygulama değil eski uygulamanın devamı niteliğinde fakat  Anayasa Mahkemesi bunun bütçe kanununda olmaması gerektiğine, bunun ayrı bir  kanunda düzenlenmesi gerektiğine dair görüş bildirmiştir. Dolayısıyla  Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçildikten sonra bu yapılıyor. Daha önce  Maliye Bakanına ait olan bu yetki, yeni sistemin doğası icabı Sayın  Cumhurbaşkanına veriliyor."

Çelik, bu bütçenin sadece yatırım olarak kullanıldığına dikkati  çekerek, dolayısıyla çeşitli illerin ihtiyaçlarına göre çeşitli illerdeki yatırım  taleplerinin yerine getirilmesine dönük olarak kullanılan bir bütçe olduğunu  bildirdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun dün Meclisteki bütçe  konuşmasında, "Bu bütçe darbe bütçesidir." ifadesine ilişkin cevabının  sorulmasına Çelik, şunları söyledi:

"Kılıçdaroğlu'nun bütçe konuşması, bir ülkenin meselelerine nasıl  vakıf olunmaz, Türkiye'nin ikinci partisine olmasına rağmen ülke meselelerinden  nasıl uzak bir yaklaşım, nasıl bir siyasal zihniyet içerisinde olunur, bunun  ibretlik bir örneği. Baktığınızda tamamen ne rakamlar açısından ne argümanlar  açısından ne de pozisyonlar açısından haklı bir yere oturmayan bir konuşma.

Ben bunu Türkiye'yi yönetmek gibi bir iddiası ve arayışı olmayan bir  genel başkanının herhangi bir iddia ya da kendisinin alınmasının mümkün olmadığı  bir genel başkanının konuşması olarak değerlendiriyorum. Geçmişten bugüne  baktığımızda bütçe konuşmaları, Meclisin en ilgi çeken konuşmalarıdır fakat  şimdiye kadar Cumhuriyet tarihinde en vasıfsız ve içeriksiz konuşma maalesef  Sayın Kılıçdaroğlu tarafından gerçekleştirilmiştir."

"TÜRKİYE NE ÇEKMİŞSE BU ZİHNİYETTEN ÇEKMİŞTİR"

Çelik, "FETÖ'nün yaptığı hain saldırıdan bahsederken darbe girişimi  diye bahsediyorlar. Fakat 20 Temmuz'da yüce Meclisin demokratik prensipler,  demokratik kurallar içinde aldığı bir karara 'darbe' diyorlar. Ortada seçilmiş  hükümet var, darbe girişimini atlatmış. Bombalanmış bir meclis, darbeye karşı  kahramanca durmuş. Arkasından olağan uygulamalar içerisinde Meclisin kuralları,  mekanizması işletilerek alınmış bir karara sürekli olarak 'darbe' diyorlar. İşte  bu, bizim öteden beri, Cumhuriyet tarihi boyunca mücadele ettiğimiz zihniyet.  Seçilmişin yaptığını darbe olarak gören ama herhangi bir şekilde ortaya yargısal  ya da askeri vesayet çıktığı zaman bunu Cumhuriyeti korumak ve kollamak olarak  adlandıran bir zihniyet. Türkiye ne çekmişse bu zihniyetten çekmiştir." dedi.

DEMOKRATİK BİR DURUŞLA NİTELENDİREMEZ

20 Temmuz 2016'da Meclisin aldığı kararı "darbe" olarak nitelendiren  birisinin demokratik bir zihniyetle tanımlanamayacağını, demokratik bir duruşla  nitelendirilemeyeceğinin altını çizen Çelik, bunun FETÖ tarafından  başlatıldığını, CHP ile devam ettirildiğini, başka gruplar tarafından da başka  argümanlarla ortaya konulduğunu dile getirdi.

15 Temmuz'daki darbe girişimini hafifletmek, onun yerine meşru  hükümeti suçlamak şeklinde bir yaklaşımın devam ettiğini kaydeden Çelik, bunun  vesayetçi bir zihniyet birliğine işaret ettiğini söyledi.

"SİVİL SİYASETTEN YANA OLACAKSINIZ"

CHP'nin tezlerini vatandaşa anlatmasını isteyen Çelik, haklıysa  CHP'nin tezlerine bir desteğin ortaya çıkacağını dile getirdi.

Ömer Çelik şöyle devam etti:

"Bunun yerine sürekli olarak sizin siyaseten mahkum edildiğiniz,  sandığa gömüldüğünüz, Türkiye'nin geçmişte bıraktığını düşündüğü birtakım  kabuslardan yana tavır almanız, maalesef demokratik zihniyetle ne kadar derin bir  problemleri olduğunu gösteriyor. Her kim ki 15 Temmuz'dakine 'darbe girişimi'  dedikten sonra 20 Temmuz'a 'darbe' diyorsa esasında 15 Temmuz'daki darbe  girişimiyle ideolojik akrabalıktan kurtulamıyor demektir. Öteden beri askeri,  yargı vesayetinden yana olmuş bir zihniyet bir türlü bunu içine sindiremiyor. Bir  şeye karar vereceksiniz, demokratik mekanizmalar içerisinde siyaset yapıyorsanız,  mutlak suretle sivil siyasetten yana olacaksınız, bunun aması, yanisi, meselası  olmaz. Mutlak suretle seçilmiş hükümetten yana olacaksınız."

CHP'nin ilk günden itibaren zoraki olarak Yenikapı ruhuna katıldığını,  ondan süratle ayrıldığını, sonra da tamamen Yenikapı ruhunun karşısında siyaset  yapan bir mekanizmaya dönüştüğünü belirten Çelik, "Ürkütücü olan şudur: Ne zaman  bir vesayet ortaya çıksa, ne zaman bir vesayet mekanizması söz konusu olsa bunun  en büyük hamisi olarak CHP enerjisini buraya seferber etmeye, akıtmaya devam  ediyor." dedi.

"SÜREKLİ GRİ ALANDA GEZMEYE ÇALIŞAN BİR SİYASET ANLAYIŞI"

CHP'nin, Türkiye'nin önünü açacak demokratik bir yaklaşım getirmek,  sivil siyaseti tahkim etmek, desteklemek konusunda sürekli olarak direnç  gösterdiğini ifade eden Çelik, bunun çok bir büyük problem olduğunu söyledi.

Türkiye'nin muhalefetine yazık olduğunu dile getiren Çelik, "Sürekli  maddi hatalar yapan bir genel başkan, demokrasiyle antidemokratik uygulamalar  arasında sürekli gri alanda gezmeye çalışan, sürekli flu koridorlarda gezmeye  çalışan bir siyaset anlayışı. Bu maalesef Türkiye için sorun olmaya devam  ediyor." yorumunu yaptı.

ERDOĞAN-BAHÇELİ GÖRÜŞMESİ YARIN

Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip  Erdoğan'ın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile ne zaman görüşeceğine dair bir  soru üzerine Çelik, "Sayın Cumhurbaşkanımızla Bahçeli arasında son derece açık  diyalog kanalları var. İstedikleri takdirde, her iki taraftan birinin isteğiyle  programların uygunluğuna göre bir araya gelebiliyorlar. Yarın da saat 16.00'da  bir araya gelecekler." bilgisini verdi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki ile MHP Genel Başkan  Yardımcısı Sadir Durmaz'ın teknik görüşmeleri sürdürdüğünü bildiren Çelik,  şunları söyledi:

"Bu iki değerli arkadaşımız, genel başkanlara vardıkları sonuçları  bildiriyorlar. Yapılan müzakereler neticesinde gelinen noktada tekrar bilgi  verdiler. Bu bilgiler çerçevesinde, başka konular da vardır kuşkusuz, ülke  gündemini, dış politikayı ilgilendiren, bu çerçevede yarın 16.00'da bu görüşme  gerçekleşecek. Bir mutabakat arayışı söz konusudur. Bu mutabakat arayışının esası  Cumhur İttifakı'nın önümüzdeki yerel seçimlerden en güçlü şekilde çıkmasıdır.  Dolayısıyla bununla ilgili olarak her iki değerli arkadaşımız, teknik düzeyde  neler yapılabilir, bunları görüşüyorlar. Tabii ki siyasi kararlar, sayın  Cumhurbaşkanımızla sayın Bahçeli arasında verilecektir."

MHP ve AK Parti'nin iş birliği yapacağı illerin sorulması üzerine  Çelik, "Somut olarak şu aşamada size bir şey söyleyebilecek durumda değilim."  dedi.

Yarın Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Bahçeli ile bir araya  gelerek siyasi değerlendirme yapacaklarını dile getiren Çelik, şunları kaydetti:

"Bu görüşmenin tabii ki arkası da gelecektir. Başka teknik, siyasi  görüşmeler de her zaman için söz konusu olacaktır. Mutabakat tam olarak  gerçekleşene kadar illerle ilgili somut bir şey söyleyebilecek durumda değilim.  Ama Cumhur İttifakı'nın her yerde güçlü bir şekilde başarılı olması, birtakım  ülkemize zarar veren siyasi mekanizmaların, herhangi bir şekilde gücünü artıracak  yollara ulaşamamaları ve bu ülkeyi geriye götürmüş, bu ülkenin gelişmesinin önünü  tıkamış, demokratik siyasetle uyum içinde olmayan zihniyet ve ittifakların  karşısında Cumhur İttifakı'nın güçlü bir şekilde galip gelmesi için mutabakat  arayışları sürüyor. Gayet memnuniyet verici bir şekilde ilerliyor. Gayet verimli  bir şekilde ilerliyor. Bundan büyük bir memnuniyet duyduğumuzu, son derece  verimli bulduğumuzu söylemek isterim. Somutlaştığı zaman sizlerle paylaşacağım."

MİT BAŞKANI FİDAN'IN ABD'YE ZİYARETİ

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin, MİT Başkanı Hakan  Fidan'ın ABD'li senatörlere bilgi verdiği iddialarına ilişkin sorusu üzerine,  Çelik, MİT Başkanı da dahil olmak üzere bütün üst düzey görevlilerin Türkiye  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bilgisi dahilinde hareket ettiklerini ifade  etti. Çelik, şöyle konuştu:

"Bunların çoğu tabii ki genel olarak faaliyetlerinden,  seyahatlerinden, temaslarından Sayın Cumhurbaşkanımızın mutlak suretle bilgisi  vardır. Bazı detaylar söz konusu olduğunda da ilgili kişiler bu görüşmeleri  yaptıktan sonra bu detaylarla ilgili olarak döndüklerinde mutlak suretle Sayın  Cumhurbaşkanımıza bilgi verirler. Nitekim bu da bu şekilde gerçekleşmiştir. Sayın  Cumhurbaşkanımız genel olarak bu seyahat trafiğinde haberdar olduğu kısmı o gün  cuma namazı sonrasında açıkladı. Diğer detayla ilgili kısımdan haberdar  olmadığını söyledi."

MİT Başkanı Fidan'ın da döner dönmez yaptığı temaslar, temaslarda  ortaya çıkan tablolarla ilgili bilgi aktarımında bulunduğunu ve bunun birçok  görevli için geçerli bir rutin olduğunu belirten Çelik, MİT Başkanının TBMM  yerine ABD senatosunu tercih ettiği şeklinde haksız bir tablonun ortaya  çıkarıldığını söyledi.

Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye'nin bu derece milli bir kurumuna bu şekilde haksızca  saldırmak herhangi bir parlamento üyesine veya herhangi bir siyasi partiye kazanç  getirmez. Nitekim gittiğinde de herhangi bir ABD senatosunun herhangi bir kuru  organına ya da herhangi bir komisyonuna bir sunum yapmamıştır. Bunun altını  çiziyorum, herhangi bir komitesine ya da organına resmi bir sunum söz konusu  değildir. Bir güvenlik forumunun inisiyatifi çerçevesinde çeşitli komitelere ait  birkaç senatörle bir buluşması söz konusudur. Onun dışında da pek çok teması  olmuştur, CIA Başkanıyla, diğer bir takım kendi muhataplarıyla... "

AK Parti Sözcüsü Çelik, MİT Başkanı Fidan'ın dün de seyahat dönüşü  temaslarıyla ilgili detayları Cumhurbaşkanı Erdoğan'a arz ettiğini dile getirdi.

"İYİ NİYETLİ YAKLAŞIMLAR OLARAK GÖRMÜYORUZ"

Açıklamasında güvenlik meseleleriyle ilgili bir hassasiyeti de  paylaşmak  istediğini vurgulayan Çelik, "ABD'nin Suriye'nin kuzey doğusunda 35-40  bin kişiyi eğitmesiyle ilgili haberler konusunda büyük bir hassasiyetimiz  olduğunu duyurmak isterim. Bunların hiçbirini iyi niyetli yaklaşımlar olarak  görmüyoruz." dedi.

Çelik, bu uyarıları uzun zamandır dile getirdiklerinin altını çizerek,  daha önce "terör örgütleriyle, DEAŞ'la savaş" bahanesiyle örgütlere tırlarlar  dolusu yardımların aktarıldığını ve bunun dar vizyonlu bir bakış açısıyla  gerçekleştirildiğini kaydetti.

"Geçmişte aynı hataları Afganistan'da da yaptılar. Bu güvenlik  bürokrasisinde çalışanların, Amerikan güvenlik bürokrasisindekilerin bunlardan  ders çıkarması gerekir." diyen Çelik, daha önce başka terör örgütleriyle savaşmak  için Afganistan'da birtakım terör örgütlerinin desteklendiğine ama bu terör  örgütlerinin daha sonra kontrolden çıkarak dünyanın başına bela olduklarına  dikkati çekti.

"TERÖR UNSURLARINA YENİ BİR DESTEK OLARAK OKUNUR"

AK Parti Sözcüsü Çelik, yanlış olduğu defalarca ispat edilen  yöntemlere bir daha başvurulmamasının gerektiğini aktararak, sözlerini şöyle  sürdürdü:

"Orada 35-40 bin kişiyi eğitmekten bahsetmek Türkiye Cumhuriyeti  açısından oradaki terör unsurlarına yeni bir destek olarak okunur. Ve şundan hiç  kimsenin kuşkusu olmasın, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, karşısındaki güç ve kuvvet  kim olursa olsun milli güvenliğine yönelik bir tehdit olduğu zaman bu tehdidi  bertaraf edebilmek için anında harekete geçecektir. Bu konuda güvenlik  güçlerimizin hassasiyeti Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları çerçevesinde çok  açıktır.

35-40 bin kişilik bir kuvvetin eğitileceğinin Amerika'daki en üst  düzey askeri yetkililer tarafından dile getirilmesi ve burada zaten aylardır  terör örgütlerine bu kadar tır dolusu silah gönderilirken Türkiye'nin sınırının  dibinde, milli güvenliğini tehdit edecek böyle oluşumları seyretmesini hiç kimse  beklememelidir."

Çelik, bu konuyu büyük bir hassasiyetle çok yakından takip ettiklerini  vurgulayarak, "Türkiye Cumhuriyeti açısından tehdit görüldüğü anda tehdidin  bertaraf edilmesi için harekete geçme konusunda herhangi bir tereddüt yoktur. Cumhurbaşkanımızın talimatları açıktır. Güvenlik güçlerimizin bu konudaki  hassasiyeti ortadadır." açıklamasında bulundu.

Bir gazetecinin, TSK'daki başörtüsü serbestisinin iptali istemine  ilişkin sorusu üzerine, bu konuyu ayrıntılı şekilde takip ettiklerini söyledi.  Laiklik ilkesinin her zaman için özgürleştirici, bir arada yaşama ilkesi olarak  değerlendirilmesi gerektiğini belirten Çelik, laikliğin bir laisizm, bir  ideolojik tutum olarak ortaya koyulmasından Türkiye'nin çok acı çektiğini dile  getirdi.

Bu durumun hem laiklik prensibinin doğasında olan özgürleştirici bir  arada yaşama duygusunu zedeleyici sonuçlar ortaya çıkardığını hem de geçmişte  Türkiye'de toplumsal dokuya, bir arada yaşama iradesine ve siyasal özgürlüklere  çok büyük zarar verdiğini aktaran Çelik, şöyle konuştu:

"Bu ideolojik yanlışlık, ideolojik fanatizm, bu mücadeleyi takip  edenler açısından Türkiye'de geçmişte çeşitli müdahalelerin sebebi olarak  kullanılmıştır. Hatta Türkiye'ye acı çektiren, öğrencilerin üniversite kapısında  bekletilmesine yol açan birtakım maalesef insanların en temel anayasal hakkı olan  eğitim öğretim hakkının engellenmesi olarak kullanılmıştır. Tabii Türkiye'de bu  ideolojik fanatizmin geride bırakıldığını, laiklik ilkesinin özgürleştirici bir  arada yaşama ilkesi olarak değerlendirilmesi konusunda yaygın bir anlayış  olduğunu terakki ediyorduk ama maalesef bu bahsettiğimiz savcının  değerlendirmesinde yine Türkiye'nin o eski çektiği acılardaki ideolojik yaklaşımı  andıran bir tablo ortaya çıkması üzücü olmuştur. Demek ki henüz zihniyet  düzeyinde bu konuda alınması gereken çok yol vardır. Tabi yargı tarafsızlığı ve  yargı bağımsızlığıyla yargısal aktivizm arasındaki sınırların net çekilmesi  konusunda da mesafe almamız gerekiyor."

Çelik, "Türkiye, bunları geride bırakmıştır diye düşünüyoruz. Eğitim,  öğretim hürriyeti garanti altındadır bu temel hak ve hürriyetlerden geriye  gidişin hiç bir şekilde söz konusu olmaması gerekir." dedi.

AK Parti tarafından o savcının ortaya koyduğu mütalaanın, maalesef  Türkiye'yi de geçmişte bu zararları veren ve bugün de geriye götürmeye çalışan  bir anlayışın temsilcisi olarak görüldüğünü dile getiren Çelik, şunları kaydetti:

"Neyse ki karar doğru bir şekilde çıkmıştır. İnsanlar, kendi kişisel  tercihleri doğrultusunda kamusal hayatta yer alabilirler. Kişisel tercihleri  sadece özel alanla sınırlı değildir. Kıyafet tercihleri, bu özgürleştirici bir  ilkedir. Geçmişte bu ülke bundan acı çekti bundan sonra da insanımız  niteliklerine göre kadınlarımız, kamuda, sosyal hayatta, ekonomik hayatta daha  çok yer bulsunlar, daha çok bulunsunlar diye sürdürdüğümüz mücadeleyi sürdürmeye  devam edeceğiz. O bakımdan o zihniyetin hatırlanması bakımından iyi olmamıştır  ama sonuç olarak sağlıklı bir karar ortaya çıkmıştır."

"ONUN VT OLARAK KOYDUĞU ŞEYİ BİZ ZATEN UYGULUYORUZ"

Çelik, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, "CHP'li belediyelerde  asgari ücret net 2200 lira olacak" sözlerinin hatırlatılması üzerine, "Tabii  normalde kendisinin ürettiği bir kaynaktan bunu söylemiyor. Merkezi bütçeden  aktaracak. Fakat şunun bilinmesini isterim; belediyelerde çalışan taşeron  işçilerin belediye şirketlerine geçişleri sürecinde en büyük sorun ve direncin  yaşadığı belediyeler CHP'li belediyelerdi. Bu belediyeler de örgütlü sendikalar  tarafından da kamuoyu tarafından da çok iyi bilinmektedir." değerlendirmesinde  bulundu.

Kılıçdaroğlu'nun bu tip vaatlerin hiç birini hayata geçiremediğini  ifade eden Çelik, kamu işçilerinin bu imkanlarının AK Partili belediyelerde  Kılıçdaroğlu'nun vadettiğinin çok ötesinde olduğunu gördüklerini söyledi.

Çelik, "Onun vaat olarak koyduğu şeyi biz zaten uyguluyoruz. Sayın  Kılıçdaroğlu'ndan bir şey vaat olarak çıkıyor ya da önümüzdeki dönemde hedef  olarak çıkıyor fakat bir bakılıyor ki aslında AK Parti bunu çoktan uyguluyor  zaten." dedi.

"FAYDALANABİLECEĞİMİZ BİR KONUŞMA BURADA ORTAYA ÇIKMAMIŞTIR"

Çelik, CHP'de "Türkiye'yi şu noktaya niye getiremediniz, bu noktaya  niye getiremediniz?" diye bir sürü yalan yanlış rakamlar verildiğini bildirdi.

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasını, "Bu rakamların bilinmediği farz edilerek  orada o bütçe konuşmasında maalesef Türkiye'yi yönetmekten tamamen iddiasını  kaybetmiş bir genel başkanın konuşması." olarak değerlendiren Çelik, şöyle devam  etti:

"Çiftçiden, yurtlardan, tarım desteklerinden bahsetti. Traktör satışı  2002 yılında 8 bin 100 adetken, 2017 yılında 72 bin 900 adede yükseldi. Bu müthiş  bir artış. Dolayısıyla gelinen noktanın tespit edilmesi açısından bu rakamları  kayda geçiriyoruz. Yükseköğrenimdeki öğrenci yurtlarından bahsediyor, 'niye  çözemediniz?' diye. Yükseköğrenim öğrenci yurdu yatak kapasitesi 2002 yılında 182  bin iken bugün 664 bini buldu. Yani müthiş bir şekilde burada rekorlara imza  atılıyor. Tarım destekleri yıllık bazda 2002 yılında 1,9 milyar iken 2017 yılında  14,5 milyar liraya ulaştı. Bir de bazı borçlardan bahsediyor. Arkadaşlar her şey  takvimi içerisinde ödeniyor. Bu yılki tarım desteklemelerinin 14,5 milyarlık  bölümünün 13 milyarı ödenmiştir, kalan 1,5 milyarı ay sonuna kadar ödenecektir.  Dolayısıyla bahsettiği yani kendi belediyelerinde hayata geçirmeye çalıştığı  ücretlerden tutun da diğer konulara kadar birincisi AK Parti zaten onun vadettiği  şeyleri kendi belediyelerinde hayata geçirmiştir, ikincisi de hükümetle ilgili  eleştirdiği konuda bu kadar büyük rakamlarla bu kadar büyük rekorlara imza  atılmıştır. Maalesef keşke daha ciddi, daha kapsamlı bir konuşma yapılsaydı da  biz de bundan faydalanabilseydik. Ama maalesef faydalanabileceğimiz bir konuşma  burada ortaya çıkmamıştır."

"HİÇ BİR ŞEKİLDE BU OLAYIN ÜSTÜNÜN ÖRTÜLMESİNE MÜSDE ETMYECEĞİZ"

Çelik, Cemal Kaşıkçı'yı öldürenlerin Türkiye'ye iade edilmesi  talebinin Suudi Arabistan tarafından olumsuz sonuçlanmasına ilişkin  değerlendirmelerde bulundu.

Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bugüne kadar ki tutum, Suudi Arabistan'ın Cemal Kaşıkçı cinayetine  karışanların ve emir verenlerin ortaya çıkması konusunda iş birliği yapmadığını  gösteriyor. Biz, iş birliği yapılması için bu cinayetin, bütün unsurlarıyla  ortaya çıkması için hem yapanların hem emri verenlerin ortaya çıkması için  tamamen iş birliğine açık bir şekilde bu çağrıları yaptık. Gelinen noktada en son  başsavcılarını gönderdiler, fakat başsavcıları hiçbir şekilde iş birliği yapmak  üzere gelmemişti. Tamamen Türk tarafının elindeki bilgilerin sınırını ve  derinliğini ölçmek üzere gelmişti. Yani bir bakıma elimizde ne olduğunu öğrenmek  üzere gelmişti. Kendilerine çeşitli şeyler de paylaşıldı ama bunun ötesinde  atılan bir adım yok. Şimdi bütün dünyanın beklediği şey şu; baştan beri  söylüyorum, hiç kimseyi peşinen suçlamıyoruz ama hiç bir şekilde de bu olayın  üstünün örtülmesine müsaade etmeyeceğiz. Bu, tarihe kaydedilecek en ağır, en  vahim, en alçakça cinayetlerden bir tanesidir. Bir gazeteci hunharca bir şekilde  katledilmiştir ve dünyanın her tarafında buna dönük olarak sesler  yükselmektedir."

Çelik, Kaşıkçı cinayetine ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın partisinin  Kızılcahamam kampında bu konuyu bizzat takip edeceğini açıkladığını ve elde  edilen bilgilerin belli oranlarda dünyanın çeşitli devletleriyle, devlet  başkanlarıyla paylaşıldığını anımsatarak, "Hiçbir şeyin üstünün örtülmesine  müsaade edilmeyeceğine ve kimseyi de peşinen suçlamadığımıza göre aradığımız şey  hakikattir, gerçeği arıyoruz." ifadelerini kullandı.

Gerçeğin ortaya çıkması için de tam bir iş birliği içerisinde olunması  gerektiğini vurgulayan Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Hiç kimse Suudi Arabistan'da bu kişilerin sağlıklı bir şekilde  sorgulanacağını düşünmüyor. Şeffaf, uluslararası bir soruşturma gerekir ve bu  çerçevede de bütün bu bahsettiğimiz bu işi takip eden örgütlerin, kuruluşların  bizzat bulunup, izleyip,  kredibilitesini gördüğü bir soruşturmaya, yargılamaya  ihtiyaç vardır. Dolayısıyla aslında kardeş Suudi Arabistan'ın, Suudi Arabistan  halkının bizim bu yöndeki çabalarımızın hakikatin açığa çıkması çabası olduğunu  görmesi ve esasında bunun arkasında kim varsa, emri veren, uygulayanlar kimse  bunun açığa çıkmasından başka bir gayretimizin olmadığının altının çizilmesi bir  kere daha gerekiyor."

"ŞEFFAF BİR SORUŞTURMADAN UZAK DURDUKLARINI GÖSTERMİŞ OLDULAR"

Hiç kimsenin bu eylemi zamana yayarak, yan yollara saptırarak ört bas  edemeyeceğini, dünyanın bu olayı takip ettiğini vurgulayan Çelik, şunları  söyledi:

"En doğrusu şeffaf, uluslararası kredibilitesi, uluslararası  saygınlığı olan bir soruşturma çerçevesinde bütün bunların açığa çıkması gerekir.  Eğer bizim bu talebimize Suudi Arabistan makamları olumlu bir karşılık vermiş  olsaydı, birincisi bütün dünyaya gerçeğin ortaya çıkması için iş birliği yapmak  istediklerini göstermiş olacaklardı, ikincisi de şeffaf bir soruşturma için  kıymetli bir adım atmış olacaklardı. Ama bu talebimize olumsuz yanıt vererek  birincisi gerçeğin ortaya çıkması için herhangi bir iş birliğinde  bulunmayacaklarını, ikincisi de şeffaf bir soruşturmadan uzak durduklarını  göstermiş oldular."

Bu cinayetin Türkiye'ye karşı yapılmış bir eylem olduğunun altını  çizen Çelik, "Birilerinin bunları zamana yaymak istediğini görüyoruz, bazı  ülkelerin bunu yumuşatmaya, eritmeye çalıştığını, silah satmak için, birtakım  çıkarlar için bu temel prensibi, ilkeli arayışı aşındırmaya çalıştığını  görüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Çelik, bütün bu çıkarların ötesinde Türkiye'nin ilkeli tutumunu  sürdürdüğünü vurgulayarak, "Bir kere daha şunu talep ediyoruz; Suudi Arabistan  makamları gerçeğin açığa çıkması, yapanların tam olarak tespit edilmesi, en  önemlisi de emir verenlerin açığa çıkması için bizimle tam bir iş birliği  yapmalıdır. Yaklaşımımız budur." ifadelerini kullandı.
 




Bu haber 214 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SİYASET Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
HAVA DURUMU
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
resmi ilanlar
GAZETEMİZ

Terörsüz Türkiye Hedefi Doğrultusu Yürütülen Süreci Doğru Buluyor musunuz?


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI YUKARI