İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de veya Anadolu’nun herhangi bir şehrinde Suriyeli sığınmacıyla sokakta yürürken, bir kafede otururken veya girdiğiniz bir işletmenin sahibi olarak görmeniz mümkün.
Hatta Kilis gibi bölgeye yakın yerlerde nadir de olsa Türklere rastlarsınız. Neden mi? Çünkü buralarda Suriyeli sığınmacı sayısı bizim vatandaşlarımızı ikiye katlamış durumda.
Türk milleti tarih boyunca mazlum milletlere kol kanat germiş, koruyuculuk yapmış ve kendi sancağı altına sığınan hangi milletten olursa olsun güven içinde yaşamasını sağlamıştır.
Zaman Türk’ün devletiyle milletiyle dünyaya hüküm sürdüğü zaman değil artık. Güç dengeleri Türk’ün varlığını ortadan kaldırmak üzere değişmiş durumda. Bunu hamasi duygularla dile getirmiyoruz elbette. Bunu en gür sedayla tarih, coğrafya, hakikat bize fısıldıyor.
Devletimizin göç ve iskan politikasını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu hamasi duygulardan arınmış, akılcı, insan haklarını göz ardı etmeden, Türk devletinin menfaatlerini gözeten, Türkiye’nin demografik yapısını etkilemeyecek şekilde bölge ve bölgede emelleri olan devletlerin gerçeklerini nazarı dikkate alarak yapılmadır.
1990’lı yıllarda Irak’ta çıkan savaş neticesinde ülkemize aldığımız peşmergenin pkk yapılanmasında ve kriminal vakıalardaki rolü istatistiki olarak ortaya dökülmeli, bu veriler ışığında göçmen politikası doğru belirlenmelidir. Geçmişten ders çıkartılmalıdır.
Doğu ve Güneydoğu’da yaşayan kürt kökenli vatandaşlarımızın devletle veya milletle bir problemi olduğunu düşünmüyorum. ABD’nin bölge üzerindeki emellerini göz önünde bulundurursak kontrolsüzce ülkemize giren göçmenlerle ilgili her ihtimali düşünmek zorundayız.
Irak ve Suriye'den Türkiye'ye gelen sığınmacıların büyük bir bölümü Müslüman olsa da benim ulaşabildiğim verilerde yaklaşık 45 bin(bu rakam kat kat fazla kanaatimce) Müslüman olmayan sığınmacı Türkiye'de geçici ya da kalıcı ikamet ediyor.
Bunun yanında 20 bin Suriyeli! Sığınmacı Türkiye üzerinden Ermenistan’a geçip Azerbaycan’ın işgal edilen toprakları Karabağ bölgesine yerleşti ve Ermenistan vatandaşı oldu.
1915 tehciriyle soykırıma uğratıldığı iddia edilen Ermeniler ile bugün Suriye’den Türkiye’ye alınan 5 milyon civarında mülteci arasında da bağlar bulunmaktadır çünkü mültecilerin geldikleri yerler ile 1915 tehciri ile gönderilen Ermenilerin iskan edildiği yerler aynı yerlerdir.
Soykırıma uğratıldılarsa eğer, bu mülteci kimliği ile gelen Ermeniler nereden çıktı; hepimiz Ermeniyiz diyerek pankart açanlar nereden çıktı!
1990’lı yıllarda mülteci akını sonrası nasıl terör azdıysa 2010’lu yıllarda da mülteci akınıyla birlikte terör yine azdı. Çözüm ihanetiyle hendekler kazılarak il il sözde özerklik ilanı dahi yapıldı. Çok şükür etkili ve doğru bir mücadeleyle bu ihanete geçit verilmedi.
Şu bir gerçek ki 1915'te Türkiye'den gönderilen Ermenilerin torunları, Türkiye'ye "Suriyeli" olarak dönüş yaptı. Bu kadarını söyleyeyim… "Suriyeli"
Türkiye, YPG konusunda ABD'yi sürekli uyarmaktadır. YPG/PYD’nin Suriye’de PKK’nın kolu olduğunu her fırsatta dillendirmekte Türkiye. AMA her ne hikmetse ABD ısrarla "PKK başka, YPG başka" diyor, değil mi?
Bence de başka!
Kürt-Ermeni terör örgütü Hoybun 1927’de Suriye’de yuvalandı. 1928-1932 arası Ağrı isyanı, 1937-1938 Tunceli(dersim) isyanları Suriye’deki İsgiliz-Fransız-İtalyan destekli Hoybun ve türevi terör örgütleriyle bağlantılıydı.
ABD, 1915 Ermenilerinin torunlarıyla YPG'yi kurdu. Evet, bunlar bildiğimiz PKK'dan farklı. Irak'tan buraya, özellikle Kandil'den çok terörist getirdiler ayrı konu. İçlerinde tabi ki Kürt var. Fakat YPG'de ana omurgayı 1915 Ermenileri oluşturuyor. Tıpkı Hoybun gibi..
Elbette “Ermeniler ve Türkler aynı şekilde gülüyoruz, ağlıyoruz, evleniyoruz ve ölüyoruz” diyen, Türkler ile Ermenilerin hayata kızgınlıkları bile ortak diyen Türk milletine düşmanlık beslemeyen Ermeniler bu yazımızın dışındadır. Onlar bizim baş tacımızdır.
Irak ve Suriye sınır hattı boyunca arap, kürt, yezidi, ermeni her milletten insanın can ve mal güvenliği de buna bağlıdır. Aksi takdirde bölgede kan ve göz yaşı hiç dinmeyecektir.
Irak ve Suriye’deki soydaşlarımız 90 yıldır olduğu gibi soykırıma, baskıya, işkenceye tabi tutulmaya devam edecektir.
1915’ten bugüne Türk milletinin ve Türk devletinin başına bela olmuş bu terör illeti artık kökünden kazınmalıdır. Suriye veya Irak ayırt etmeksizin Kerkük’ten Lazkiye’ye bir mavi kuşak oluşturmak elzemdir.
Irak ve Suriye Türklerinin güvenliği Türkiye’nin güvenliği demektir. Misakı Milli boş bir hayal değil Tarihin ve coğrafyanın hakikatidir. Bu hakikate gözlerimizi yumamayız.
Ne Mutlu Türküm Diyene!
En içten saygılarımla,
Ali YETGİN
Türkolog
twitter: @aliyetgin2023
alibugrayetgin@gmail.com
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
